Mustafa Kemal Atatürk Yakışıklılığın ve Karizmanın Tanımıdır!


İnsanlık tarihi boyunca, daha yakışıklı ve karizmatik bir devlet adamı ve lider gören oldu mu? Ben göremedim bu yaşıma kadar. Şanslı bir milletiz vesselam...

Seni minnetle, şükranla, özlemle, sevgiyle, saygıyla anıyoruz Atam!

Arşivden Rastgele Üç Yazı


13 Yorum:

sünter
10 Kasım 2009 00:38  

Sasnsliyiz ki hem de nasil sans:)

ATAmizdan daha karizmatik daha yakisikli bir adam bende göremedim.
Allah "O"na her seyin en güzelini layik görmüs.
Bizlerede "O"nu.
sevgiler

aysema
10 Kasım 2009 00:59  

Sadece yakışıklı mı?

Altuğ KOÇ
10 Kasım 2009 01:11  

Sünter Teyze,
Kesinlikle öyle...

aysema,
Tüm özelliklerini ve marifetlerini saymaya zaten sayfalar yetmezdi. Blogta iki seneyi aşkındır da bunları yeri geldikçe anlatmaya çalıştığım için, bu sefer başka bir konuyla anmak istedim Atamızı...

karga
10 Kasım 2009 02:00  

Militarizm,pasif veya aktif milliyetçilik,batıdan kopya edilmiş heroism yani kahramanizim kültürü bu ülkede,bu yalnız ve güzel ülkede kendine çok bereketli topraklar buldu Altuğ. Her ama her site/blogta Atatürk resmi görmek ve onun insanüstü/yarı tanrı bir tanımlamayla kutsamak çocuk kalmış bir milletin yapabileceği birşeydi ve bu oluyor da nihayetinde.

Atatürk yakışıklı değil desem ne dersin?

a)vatan haini
b)terörist
c)bölücü
ç)gerici/şeriatçi
d) senin ananı...

Atatürk yakışıklı değil desem bu beni Atatürk düşmanı mı yapar? Atatürk gibi insanlar fiziksel görünümleriyle vs.anılmalı mıdır? Atatürk gerçekten yakışıklı değil. Yakışıklı olmak zorunda da değildi zaten. 80'lerde ''ben küçükkken sarışındım!'' gibi laflar modaydı. Mustafa Kemal'e de 'sarışın kurt'tarzı yakıştırmalar yapılıyor. Bu şekilde anglo sakson tipolojisi yüceltiliyor kanımca.

İsmet İnönü çirkindi ve biz bu bakımdan şansız bir milletize ne dersin?

Veya güneydoğuda şehit olan esmer/kara kaşlı kara gözlü çirkin delikanlılar da bu ülkenin şanssızlığı olmalı.

Sence,milyonlarca insanın 10 kasım sabahı benzeri ancak totaryel rejimlerde görülecek şekilde bir alarm sesiyle şoka uğratılıp gözüne ışık tutulmuş tavşan misali donup kalmaları,dakikalarca ayakta dikilmeleri ne anlama geliyor?

Anadoluda ezan okunurken pazar vs.gibi yerlerde herkesin put kesildiğini bildiğini sanıyorum.

Zamanının çok ötesinde bir adam sence bu ilkel ritüelden hoşlanır mıydı?

Bu arada karizma kelimesinin latince olduğunu ve hristiyanlıkta,kişileri ruhsal olarak etkileyebilen inananlar için kullanıldığını bilip bilmediğinin önemi yok aslında.

Altuğ KOÇ
10 Kasım 2009 02:27  

karga,
Yorumunun çoğuna, ilerleyen günlerde ekleyeceğim uzun yazıda cevap bulacaksın. Ama şimdiden söyleyeyim.

Sen, bendeki bazı değerleri nasıl "batı kopyası" olarak değerlendiriyorsan, ben de "Atatürk yakışıklı değil desem ne dersin?" girişini basit bir kalkan olarak alıyorum biliyor musun? Bu sayede kendine ön bir alan yaratıyorsun çünkü. Ama buna gerek yok. Zira benim kimseye bir şeyi dikte ettiren veya ettirmeye çalışan düşüncelerim olmadığı gibi blogta da böyle bir faşist anlayışım yok.

Ha olsa bile burası benim blogum, istediğimi de yaparım açıkçası, değil mi? Hani düşünce özgürlüğü falan? Artık konu Mustafa Kemal'i eleştirmek olunca düşünce özgürlüğü var ama övmekse pek yok sanırım.

Mustafa Kemal, bence ve çoğu insanca yakışıklıdır. Bu biraz görecelilik dışı bir gerçek artık. Dolayısıyla, böyle kabul görülen birinin, bize önderlik etmiş olması geçmişte, övünebileceğim bir şeydir. Neden olmasın?

Güneydoğu'daki şehitler üzerinden verdiğin örnek de biraz senin çirkinliğin olmuş üzgünüm. Çünkü bu da yine basit bir hedef şaşırtma taktiğin olsa gerek. Ne alakası var yahu? Kendi üzerine falan mı alıyorsun nedir anlamadım ki.

Ben orada "liderler ve devlet adamları" arasında kıyaslama yaptım ve böyle bir lidere sahip tek ülkeyiz diye övündüğümü belirttim. Ne var bunda? Şu an Tayyip bile orada burada dolaşırken "karizmatik Başbakan" lakabıyla dolaşıyor da, Mustafa Kemal'e deyince niye rahatsızlık versin?

Atatürk ve Atatürk'e dair her şey bir maneviyattır, kültürel bir zenginliktir bu ülke için, ne olursa olsun. Kimse gidip de ayinler yapmıyor, sadece "saygı duruşunda" bulunuyor 1 dakika. Sen durmayabilirsin, ama duran insanın o 1 dakikasından sana ne sonuçta?

Karizma kelimesine gelirsek. Bloga bir yazı hazırlarken bol bol TDK'yı kullanırım. Yine kullanmıştım zaten: Karizma

karga
10 Kasım 2009 04:12  

Şu bahsettiğin ne menem bir kalkan bilmiyorum. Neyi perdelemek için...ha evet Atatürk düşmanlığını değil mi?

Acaba kendi milletine hakaret etmek Atatürk'ün özellikleri arasında mıydı Altuğ? Mesela Her beş kişiden ikisinin oy verdiği bir partinin genel başkanına,dahası başbakana hiçbir ön ünvan kullanmadan direk,bodoslama (hani bizim Ahmetgillerin ortanca oğlu Tayyip,geçen sene nişanı bozduydu diyola) Tayyip demen gerçekten etik mi? Kişiye değil makama saygı duymak gerekmiyor mu? Devlet Bahçeli mhp kongresinde cumhurbaşkanı aleyhtarı protestoları engellemişti hatırlarsan. Abdullah'ı sevdiği için değil,Abdullah'ın cumhurbaşkanı olduğu,yani cumhurun,halkın başkanı olduğu için.

Ahmetgilin ortanca oğlu Tayyip değil,senin ülkeni temsil eden,herşeyden önemlisi seçilmiş başbakan Tayyip. Eyvah eyvah şimdi de akpli yo yo hayır Fettullahçı oldum.

Atatürk'ü eleştirmek,herhangi birini,birşeyi eleştirmek kişinin omuzları üzerinde duran o yuvarlakla ilişkisini kesmediğini gösterir. 'Görecelilik dışı gerçek' tanımlaman ise gerçekten çok ucube bir mantığın dışavurumu. Gezegendeki bütün beyin ve beğeni mekanızmalarının aynı çalıştığını mı ima ediyorsun? En azından bu ülkede yaşayanların?
Eleştirmek ve hakaret etmek ise zaten kalın çizgilerle bellidir.

Senin Atatürk'ün sarışın mavi gözlü olabilir. Ayrıca fiziken öyleyse öyledir zaten. Ancak bu tipolojinin daha hala kutsanması,yarı baygın orgazmik bir heyecan içinde ,''hey Amerika,Avrupa bizim liderimiz de sarışın mavi gözlü,yakışıklı biri,biz de sizin kadar üstünırka aitiz!'' demek istiyoruz anlamına geliyor. Yani o birtürlü üzerimizden atamadığımız kompleks.

Benim ve benim gibi düşünenlerin Atatürk'ü, böyle ucuz ve zoraki makyajlarla,zaten var olan değerinin yüceltilmesine ihtiyaç duymuyor.

Senin tabirinle Tayyibin karizmasına gelirsek...Karizma ancak aptalları etkiler. Eğer onun karizmasından etkilenenler varsa bu onların sorunu. Ki karizmatik filan da değil ayrıca. Bu karizma kültü modası geçmiş bir şey. Aksini iddia ediyorsan sana sadece Hollywood ve rock yıldızlarının karizmatik olduklarını söyleyebilirim. Halkların kaderini değiştiren liderler böyle salak ünvanlarla anılmamalı bence.

Ayrıca seni batı kopyası olmakla suçlamadım. Atatürk dahi ilgili ilgisiz her yerde mutlaka az da olsa Fransızca konuşurdu. Aman Allahım yoksa şu karganın devrimle bir sorunu mu var? Hayır yok;benim çocuk kalmış toplumla sorunum var. Sorunum 23 nisan çocuğu ruh durumundan çıkamamış koca koca adamlar ve kadınlarla. Ha keza Atatürk yüzünde kocaman bir ben olan biri olsaydı? İşte bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felaket :) Dediğim gibi seni suçlamıyorum. Sen ve herkes de gösteri toplumunun bir parçası artık.

Hele bir söz etmişsin ki...kendi üzerine filan mı alınıyorsun gibilerden. Altuğ,altın günü veya kahve sohbeti yapmıyorum seninle. Yazının eleştirilmesi de ''sil çabuk o yazıyı!'' demek değil ki,tutup benim blogum yajayım,yajıcam işte banane banane diye çocukça laflar ediyorsun.

Sen bu yazının herkes tarafından onayını bekliyordun biliyorum;en azından bilinçaltında. Bu işler azcık övgü için,ego orgazmı için yapılır zaten malum.



Son birşey,şu girişe koyduğun Atatürk resmi var ya,işte o resimde arkaplanda görülen o rezil,o gözlüklü,o melun,o ezik,o çirkin tipler var ya sana hiç yakışmadı Altuğ. Hele bir tanesi bıyıklı ıyyyy. Oraya fotomontajla filan üstün aryan ırkından bir Hans,yanına da bir Helga süper olurdu.

Şu uzun cevabını bekliyoruz hep beraber.

Arzu Breda
10 Kasım 2009 13:24  

Sevgili Altuğ,

İzin verirsen(!) derken izin almadan başlamış oldum bile..
sevgili karga arkadaşımıza bir şey söylemek isterim..
Sevgili karga, söylediklerinde, haklı olduğun, görüşlerine katıldığım yönler olabilir ama..
Ama, Sevgili Altuğ'un dediğine de katılıyorum yahu..
Evet, bir kadın olarak Atatürk'ü çok yakışıklı ve karizmatik buluyorum.. :)
Böyle bulmayanlar da çıkabilir..
Gayet normal bir durum bu..
Herkesin bakış açısı, zevkleri farklı olabilir..
Ancak, Sevgili karga senin tarzın da biraz aşağılar bir tarz..
İnsanların görüş, düşünce ve fikirlerine saygı gösterebilirsin..

Sevgili Altuğ ve karga, her ikinizde böylesi uzayacak ve düzeysizleşecek bir tartışmaya girmenize gerek yok..
Aslında, karga senin ne demek istediğini, sen de onun ne demek istediğini anlasanız, hiç bir sorun çıkmayacak..
Bunun için yapmanız gereken, kendinizi tartıştığınız, karşıt fikir sahibin yerine koymanız..
Bunu yaptığınız anda, kesinlikle aranızda anlaşmazlık kalmayacaktır..

Her ikinize Sevgiler..

Altuğ KOÇ
10 Kasım 2009 19:24  

karga,
Atatürk düşmanlığını perdelemek için kalkan yapıyorsun demedim, bir eleştiriden önce o eleştiriye saldırı gelmesin diye kendine ön bir alan açıyorsun dedim. Bu saldırıdan korkuyorsan, zaten eleştiriyi yapmayacaksın. Ya da nerede olduğunu bileceksin. Atatürk düşmanı olduğunu da düşünmüyorum. Olsan bile umrumda değil ki? Niye önemseyeyim? Ama senin eleştirin eleştiri değil. Yapacağın eleştiriyi 10 farklı yoldan yapabilirdin, sen de bunun en saldırgan halini tercih ettin. Öyleyse de böyle.

Ayrıca geçen beni başka biriyle karıştırdığın için "boşuna mı sataştık yani" diye sen demiştin, şimdi de bana karşı özel bir durumun var da sataşıyorsun karga? Cidden soruyorum bak? Öyleyse MSN vereyim özelde konuşalım, blogta uzamasın. Çünkü şu an 3294823 tane blogta Atatürk için yazılar varken, bir bana geliyorsan böyle, art niyet ararım.

Yok kendince "çocuk" kalan bir toplumu, üzerine vazife olmadan büyütmeye çalışıyorsan, hadi oradan derim. Hem biraz sen de "çocuk" kal be karga. Valla bak. Çocukluk iyidir, saflıktır, berraklıktır, temizliktir, neşedir...

Yahu karga, ben Atatürk'ü sahte makyajlarla nerede yüceltmeye çalışıyorum göstersene?. Tüm blogta geyik yazılar yazıp sonra böyle bir yazı koymuyorum. Bu blogtaki üç yazıdan ikisi belirli bir bilgi içeriyor, açıp okuyabilirsin.

Boş boş yazmıyorum burada ben. Her şeyi her şekliyle tartışabiliriz de eleştirebiliriz de. Ama konu bu değil.

Bugüne özel olarak, sevdiğim bir insanı blogumda anıyorum. Hiç bir şekilde pohpohlayıcı yorum falan beklemiyorum. Kimse için yapmıyorum çünkü.

Bir de anlamadığım bir şey var.

"Eyvah eyvah şimdi de akpli yo yo hayır Fettullahçı oldum."

Öylesin veya değilsin, banane ya? Ben bu blogta bahsettiğin oluşuma dair tek bir tutumumu dahi belli etmedim ki sen böyle bir şeyler zırvalıyorsun bana karşı. Kimseye etiketler vermekle uğraşmıyorum.

AKP'ye, CHP'ye, MHP'ye oy veren insanlara da laf etmedim, edemem ki.

Ben sadece AKP, CHP, MHP veya başka "kurumsal" yapıları, ya da kimi anlayışları / ideolojileri eleştirmişimdir, incelemişimdir.

Bunu bir anlayalım olur mu?

Diğer birçok paragrafına da sonradan cevap gelecek merak etme. Onları iyi oku.

Sevdiğim ve değer verdiğim insanı, güzel bir fotoğrafıyla ve bir iki güzel cümleyle anmak isteyişimden ötürü kimseyle tartışmaya girme gereği de duymuyorum artık. Kendimi ifade etmek için çabalamaya gerek yok çünkü bu yaptığımdan ötürü. Kimsenin de bana bir şeylerden bir şeyler anlatmasına ihtiyacım yok.

Beğenmeyen beğenmesin. Yukarıdaki çarpı işaretine bassın ve çıksın blogtan, daha da uğramasın. Zorlama yok, ısrar yok.

Ama benim de herhangi bir şekilde ukalaca edebiyat yapılmasına ihtiyacım yok. Alakasız bağlantılarla söylediğim iki cümleyi bu kadar çarpıtmak sanırım paranoyak bir bünyenin başarısıdır. Bu yazı altında tartışma sürdürülmeyecektir. Bilgine.

Hadi kal sağlıcakla.

Arzu Breda,
Tarafsız bir yorum yapmaya çalıştığın için teşekkürler.

AydınKoza
11 Kasım 2009 23:31  

Sevgili Altuğ;
Ben bir türlü anlayamıyorum aynı çerçeveyle burada da karşılaştım.Konu Atatürk olunca artık revaşta olan cümleler onu eleştirmek oluyor.Ve bu cümleler çoğu zaman saygı ve edep sınırlarından çıkarak ortama yansıyor.Bloglardaki Atatürk resimlerinden ve ona duyulan hayranlıktan Atatürk'ü yarı ilah taşbihine sokan(!) arkadaşa da vermiş olduğun güzel savunmadan dolayı tebrik ederim.
Sevgiler..

Altuğ KOÇ
12 Kasım 2009 01:27  

AydınKoza,
İşin aslı, orada Atatürk'e karşı bir eleştiri de yok. Bana ve benim gibi hareket eden kitleye bir eleştiri var. Ama dediğim gibi üslup ve yaklaşımda sorunlar var. Kaldı ki dediğim gibi, yaptığım(ız) bu hareketten ötürü de kimseye uzun uzun laf anlatmak zorunda da değilim(z). Teşekkürler yorumun için.

|KRONDOR|
14 Kasım 2009 00:28  

Garip bir tartışma olmuş. Bir yandan sevdiği insanı karizmatik ve yakışıklı bulan ve bunu haklı olarak dile getiren Altuğ, diğer taraftan bu dile getirişi beğenmeyip bunları çocukça bulan Karga. Tabii burada tartışmayı ilginç kılan, Karga'nın iddiaları.

Karga, daha ilk mesajında bile "saldırın bana, genel görüşlere çok ters şeyler söylüyorum ben, ben size benzemem" moduna girmişsin. Bi' sakin ol, rahatla. Atatürk'ün yakışıklı olmadığını düşünüyorsun diye kimse sana vatan haini demez. Niye önceden böyle bir tepki alacağına şartlandırdın ki kendini? Tartışma üslubu bu değildir, seninki kışkırtmaya giriyor.

Elbette Atatürk'ü "sadece" fiziksel görünümüyle anmak doğru olmaz. Ancak bu, bu blogta Atatürk hakkında hiçbir yazı olmasaydı geçerli olabilecek bir ifade olurdu. Altuğ'un tonla bilgi içeren yazısı varken, bu sefer de fiziksel özelliğini ön plana çıkardığı bir yazı yazmasının ne zararı var?

Bir de Atatürk'ü karizma bulduğunu söyleyen birine karşı çıkarken, Recep Tayyip'in karizmatik olmadığını söylemen ne kadar etik oluyor? Altuğ'un kendi düşüncelerini ifade etmesi, onu eleştirmene neden oluyorsa, sen ne hakla başkasının karizmatik olmadığını dile getirebiliyorsun? Sırf muhalefet etmek için kastığının bir göstergesi bu sanırım.

"Ayrıca seni batı kopyası olmakla suçlamadım. Atatürk dahi ilgili ilgisiz her yerde mutlaka az da olsa Fransızca konuşurdu."

Bu konuya da takıldım. Atatürk'ün ilgili ilgisiz her yerde, az da olsa, Fransızca konuştuğuna dair kaynak alabilir miyim? Bunca kitap, yazı vs. okudum, hiçbirinde böyle bir bilgi görmedim. O paragrafın sonunda da kendini övmeyi ihmal etmemişsin. Kendi ifadenle söylenirse, ego orgazmı yaptın sanırım bu şekilde.

Diğer yazıdaki yorumlarını da okudum. Doğruluğunu inkar edemeyeceğim fikirlerin var. Ancak bunları ifade ediş şeklin biraz sorunlu. Direkt karşındakini küçümseyen, kendini üstün gören tarzda bir üslubun var. Bu da karşındakilerin cevap şeklini etkiliyor doğal olarak. Daha sakin yazmaya ve kafanda oluşturduğun diyaloglar üzerinden değil de gerçek diyaloglar üzerinden yazmaya çalışırsan, daha sağlıklı bir tartışma ortamı olur sanırım.

kurabie
15 Kasım 2009 18:24  

seviyesiz yorumlarla eleştiri yaptığını sanan, kendince triplere giren, uzun yazınca dolu yazdığını,laf sokunca ego tatmini yasadigini sanan insanlarin bu işe bir de Atatürk'ü alet etmeleri cok buyuk bir hatadır,
Atatürk kitleleri arkasından sürükleyecek kadar KARİZMATİK'tir;ki sürüklemiştir(bırakın Türkleri, dünyada örnek bir liderdir!)
oturup burda eger yakısıklılıgını da tartışacaksak da bakışlarıyla karşısındakini donduracak kadar 'yakışıklıdır' da!

Altuğ KOÇ
16 Kasım 2009 00:20  

|KRONDOR|,
Katkın için teşekkürler.

kurabie,
Sakin. :)

Lütfen ANONİM olarak yorum BIRAKMAYIN.

Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın. URL zorunlu değildir.

URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise 'http://' protokolü ile adresinizi yazın.

• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.

• Yorumlar 200'ü geçmiş ise, "Yeni" sekmesine tıklayarak en son eklenen yorumları görebilirsiniz.

• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.