Komplo Teorilerim Var: Domuz Gribi


Başlık tabii biraz abartı oldu sanırım. Arşimet gibi "Evreka!" diyebileceğim bir husus değil nihayetinde. Çünkü artık 10 yaşında çocuklar da bu tip komplo teorileri üretiyor(dur).

Neyse efendim, farkında mısınız bilmiyorum artık nereye baksak "Domuz Gribi!" ile ilgili bir haber, gelişme, uyarı görüyoruz. Yok aşı geldi gelecek, kim kullanmalı, kimler kullanmamalı, aman dikkat, elleri iyi yıkayalım, salgın artıyor, dünyada bilmem kaç bin insan ölecek, şudur budur diye gidiyor.

Bir de ilgimi çekti, haber bültenlerine çıkan tüm yetkililer ve doktorlar genelde felaket haberciliği yapıp, sanki halkı korkutma isteğindeler. Dün akşam izlediğim tüm ana haber bültenlerindeki doktorlar sözleşmiş gibi şunu söyledi: "Şu an normal bir grip geçirdiğini sanan herkes domuz gribi olarak kabul edilebilir!" Haydi buyrun bakalım buradan.

Kimisi diyor ki, "Aşı gelir gelmez yaptıracağım!", kimisi de diyor ki, "Aşıyı asla ve asla yaptırmayacağım!". Tüm ülkenin ve tüm dünyanın gündemi tamamen değişti(rildi). Değil mi?

Çok eskiden hatırlıyorum küçüktüm, "Deli dana" furyası başlamıştı. Bir dönem kırmızı etten uzak tutulmuştu herkes. Bunun gibi sürekli bir şeyler peydah oldu dönem dönem. Kuş Gribi, SARS, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şimdi de Domuz Gribi nam-ı diğer H1N1 çıktı piyasaya. Bu Domuz Gribi, vakti zamanında dünyayı kasıp kavuran İspanyol Gribi'nin evrim geçirmiş torunuymuş, bak sen.

Derken aşı olayı gündeme damgasını vurdu. Değişik çeşitlerde aşıların olması, kimilerine özel aşılar yapılacak olması gibi türlü haberler, insanların aklını karıştırmaya başladı. Halen de karıştırmakta. Aşıyı ilk alan ülkenin Türkiye olması da daha kafa karıştırıcı.

Hadi bu konuyu ülkesel çapta düşünmeyi bir kenara bırakıp, dünya çapında düşünelim. 2008'de ne oldu? Küresel ekonomik kriz... Çok güzel. Şimdi şöyle bir düşünürsek, iktisat bilimine göre bir ülke ekonomisini en iyi canlandıran ve hızlandıran şey, savaştır. Bildiğiniz savaş. Çünkü savaş sanayisi çalışmaya başladığında, tüm sektörlere de ivme kazandırılmış olur. Zaten bugüne kadar olan tüm savaşları bir incelersek, genel sebeplerinin ekonomik olduğunu çok rahatlıkla görebiliriz. 1. Dünya Savaşı, 2. Dünya Savaşı, A.B.D'nin Vietnam'a girişi gibi.

JFK filminde konuyla ilgili güzel bir replik vardı. "Vietnam'dayken kaç tane helikopter siparişi verildi ve kaç tane üretildi biliyor musun?" şeklindeydi. Devamı da var ama tam hatırlayamıyorum. Helikopter şirketleriyle ilgili bir şeyler daha deniyordu.

Artık günümüzde bu tip ağır silahlı savaşlar devri kapandı tabii. Her ne kadar A.B.D her şeyi hiçe sayıp Ortadoğu'ya dandun girdiyse de, buradaki neden ve sonuçları da rahatlıkla görebilmek mümkün zaten.

O zaman tüm yazdıklarımı birleştirirsek şuna varabiliriz sanırım. Artık büyük ekonomilerin yeni katalizörleri "ilaç sanayileri"dir. Artık demek biraz masumca olur hatta. Çünkü uzun bir zamandır böyle. Örneğin AIDS'in tedavisi bulunsa (Bulunduğu da söyleniyor zaten.), ilaç firmaları büyük bir krize girer yüksek ihtimalle. Dolayısıyla dünya ekonomisi bile sarsılır. Aynı şekilde Domuz gribi aşısını geliştiren şirket, dünyanın en büyük ve küresel ekonomide çok geniş bir paya sahip uluslararası ilaç firmalarından bir tanesi. Ve adamlar tam kapasite çalıştıkları halde sipariş verilen onlarca ülkeye aylar sonraya teslimat yapabilecekler, düşünün artık pazarın büyüklüğünü.

Sadece aşı da değil. Sektörle ilgili tüm malzemeler de dahil buna. İlaçlamalar, dezenfekte ürünleri ve dahası. Geçtiğimiz haftalarda sunulan reklamları hatırlayın: "Alın verin, ekonomiye can verin!" Bir sakız bile ülke ekonomisine can verebilecek ivmeyi yaratacaksa eğer, yüzbinlerce aşının dünya ekonomisine sağlayacak katkıyı düşünün o zaman. Hem de 2008 krizi sonrasında...

Peki bu salgın ilk nerede başlamıştı? A.B.D'nin "arkabahçesi" diyebileceğimiz Meksika?

Düşündürücü, değil mi?

Arşivden Rastgele Üç Yazı


6 Yorum:

mr_lonely
28 Ekim 2009 17:34  

Hem de nasıl düşündürücü. Düşüne düşüne insanı paranoyak edecek kadar. Korku kültürünü insanlar arasında yayıyorlar. Artık birisi hapşırdığında çok yaşa bile demeyeceğiz neredeyse. Ki hala nasıl oluyor da geber ulan demiyoruz birbirimize merakta etmiyor değilim.
Yakın zaman da sokakta, sağlıklı olduğumuz halde, ağzında maskeyle dolaşır hale gelir miyiz merak ediyorum doğrusu

Orhan YILMAZ
28 Ekim 2009 22:07  

Merhaba, değerli paylaşım için teşekkürler. Dünyanın ipini şimdilik elinde tutan güçler tarihin değişik dönemlerinde değişik metotlar ile çıkar çarklarını döndürmüşlerdir.günümüzde bunun örneği Domuz Gribi vakası, bunu anlamak için üstün bir zekaya sahip olmak gerekmez. Uluslararası İlişkiler alanında eğitim gören biri olarak bu saptamalarınıza yürekten katılıyorum ve destekliyorum. saygılar

Suat
29 Ekim 2009 02:27  

Herkes çıktı bişey söyledi olur olmaz.Ardından tehdidin hat safhada olduğu konusunda ortak açıklama yaptılar. Sonrada aşı mecburi değil, isteyen yaptırsın dediler.
Ne demek isteyen yaptırsın.Ölen tekmi gidiyor. Salgın nasıl duracak peki. Var bu işte bi iş ama anlayamadım bakalım ne olucak.

kurabie
29 Ekim 2009 14:04  

cogu ulkenin savas yatirimlarini hamamboceklerine yatirdiklarini dusunursek hic de komplo teorisi degil bence..asi konusunda da cok tereddutlerim var bir saglik calisani olarak,aslinda olmamayi dusunsem de risk altindayiz,tvde de fazlaca abartiliyor...

şirinem
30 Ekim 2009 13:34  

çok güzel bir paylaşım tüm sçylediklerinize yürekten katılıyorum bu işte bir iş var dedirtecek düzeyde bir olay aşı yapılırsa ne olacak yapılmazsa ne bunların hepsi havada kalmış ne düzgün bir cevap var nede açıklama herkesi panik etmek sanırım bazılarını çok mutlu ediyor.Neden aşıyı ilk alan ülke biziz neden bu kadar çabuk üretilen denenmesi bile çok kısa bir sürede olan bir aşıya güvenelim off off bu iş çığrından çıktı arkadaşlar bakalım sonu ne olacak :(

Altuğ KOÇ
30 Ekim 2009 14:03  

mr_lonely,
Hakikaten huzur diye bir şey kalmadı toplumda.

Orhan YILMAZ,
Teşekkürler, sevgiler.

Suat,
Bence birkaç aya bu da rafa kalkacak. Şimdi sadece şişirme sürecindeyiz. Noldu Kuş Gribi, noldu Kırım Kongo?

kurabie,
Ne yapacağız belirsiz gerçekten.

şirinem,
Göreceğiz sonunu... Umarım kötü şeyler beklemiyordur bizleri.

Lütfen ANONİM olarak yorum BIRAKMAYIN.

Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın. URL zorunlu değildir.

URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise 'http://' protokolü ile adresinizi yazın.

• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.

• Yorumlar 200'ü geçmiş ise, "Yeni" sekmesine tıklayarak en son eklenen yorumları görebilirsiniz.

• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.