Herkese merhaba! Son yazıyı yazalı neredeyse 1 ay geçmiş olacaktı ki hazır takvimler 09.09.09 tarihini gösteriyorken bu işe bir dur diyerek blogun üzerindeki tozu silkeleme amaçlı bir yazı kaleme alayım istedim (Ne uzun cümle ama!). Gerçi kaleme almak olmuyor bu klavyeye almak oluyor. Tamam çok kötüydü. Bu "klavye" de hiç içime sinen bir kelime değil ayrıca. Neyse artık, idare edeceğiz.Buraya notlar düşmeyeli çok şeyler oldu aslında. Ama hiçbirini yazamadım. Zaten bu yaz nasıl geçti onu da anlamadım. Son sınavımın 30 Temmuz'da açıklanmasıyla tatil haline Ağustos'ta geçiyordum ki o da olmadı. İlk önce odamda ve evin tamamında yaşanan büyük değişimlerden sonra bitti diyordum ki, annemde bir takım sağlık sorunları başladı. Daha doğrusu uzun zamandır vardı da, ihmal etmiştik ne yazık ki. Haliyle durum artık ihmal edilmeyecek noktaya gelince de 2 haftalık bir süreç hastanelerde geçti. Çok şükür neyse ki korktuğumuz kadar ciddi sorunlar çıkmadı. Konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı da yazmayı planlıyorum zaten.
Yine Ağustos ayı içerisinde Bahadır Akkuzu'yu ve Aykut Oray'ı kaybettik. Aykut Oray'ın oğlu da ÖSS'ye hazırlanırken gittiğim MEF Dershanesi'nde tanıştığım yakın arkadaşımdı. Zor da olsa aradım konuştuk. Başsağlığı diledim... Tekrardan Allah'tan rahmet dilerim iki değerli sanatçımıza da...
Sonra yine bir "ayıba" imza attık. İstanbul'da tek başına yaşadığı evinden ekmek ve süt almak için gittiği bakkal dönüşünde yaşamını yitiren Devlet Üstün Hizmet Ödülü sahibi 101'inci Türk Ruhi Etem Üngör'ün cansız bedeni 8 saat boyunca savcı gelmediği için sokakta öylece tutuldu (kaynak). Ne kadar değer veriyoruz insanlarımıza ama!
Velhasıl bunları yazmak isteyip bir türlü yazamasam da, blogla hiç ilgilenmedim sanmayın. Farkedenler olmuştur, genel olarak simsiyah ve koyu olan blogun renklerini açtım, canlı canlı yaptım ferahlattım biraz. Bence iyi oldu, şık durdu. Bu makyaj da bir hayli gider artık. Biraz sonra da blogun zaman içindeki değişimini ekleyeceğim. PC'yi ve arşivimi toparlarken buldum o hallerini.
Bu arada 30 Ağustos'ta da bir şey yazamadım. Çok ayıp ettim biliyorum. Neyse ki Fenerbahçeli Volkan kutladı çok güzel bir şekilde rahat ettim, buyrun siz de izleyin (alternatif bağlantı). Olabilir tabii insanlık hali, hemen yüklenmeyelim.
Şaka bir yana, işgalci güçleri yurdumuzdan tamamen attığımızı ifade eden bu şanlı, onurlu ve gururlu tarihi büyük bir şerefle anıyorum. 30 Ağustos Zaferi yeniden var oluşumuzun tarihidir!
Ortaya karışık bir yazı oldu ama devam edeyim. Eylül'e de girmiş ve hatta çoktan da dokuz gün geçirmiş durumdayız. Okul kayıtları başladı bile. Benim de ay sonuna kadar tez konumu ve danışmanımı belirlemem gerekiyor. Bakalım düşünüyorum...
Bir de dün ve bugün İstanbul'da sel seli götürdü. Halen de felaketler devam etmekte. Süper bir altyapımız var süper. Bunun için de ayrı yazı hazırlanabilir evet.
Başka bir şey kaldı mı söylemediğim acaba? Bilemiyorum şimdilik. Devamı gelecek zaten, kalın sağlıcakla.
Arşivden Rastgele Üç Yazı

2 Yorum:
merhaba altuğ bey,ben sitenizi ilk alesle ilgili araştırma yaptığımda keşfettim.Yazılarınız sayesinde fikrim oldu gerçi soruda sormustum cevaplamıştınız teşekkürler.Bunun üstüne yazılarınızın hepsini okudum ve gerçekten güzel şeylere değinmişsiniz,anlatışınızda çok güzel tebrik ederim.Yazılarınızı e postayla takip etmeye başladm.Umarım devam ettirirsiniz yazılarınızı: )
Çok teşekkür ediyorum güzel yorumunuz için. Yazılar devam edecek tabii... Tekrar teşekkürler.
Lütfen ANONİM olarak yorum BIRAKMAYIN.
Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın. URL zorunlu değildir.
URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise 'http://' protokolü ile adresinizi yazın.
• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
• Yorumlar 200'ü geçmiş ise, "Yeni" sekmesine tıklayarak en son eklenen yorumları görebilirsiniz.
• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.