Başlık biraz ortaya karışık oldu farkındayım. Ama hepsini de vurgulamadan edemedim. En son bir film yazısı hazırlayalı çok zaman oldu. Bu süreçte birçok da film izledim aslında. Ama yazmak mümkün olmadı. Geçtiğimiz çarşamba gittiğim Transformers 2: Revenge of the Fallen hakkında da pek bir şeyler yazma fikri yoktu aklımda ama Peter Cullen'ı bilmeyenlere tanıtmak istedim bir anda.Üniversite 1. sınıfta dublaj yani seslendirme işi çok ilgimi çeken bir olaydı. Lisedeki müzik hocamız da sesini bu tür işlerde kesin değerlendir demişti hatta. Diksiyon ve tonlama için de hep geliştirmeye çalıştım kendimi, bilmiyorum dışarıdan nasıl duyuluyor ama genelde beğeniliyor (burada koymuştum gerçi okuduğum bir şiiri). Bir ara seslendirme için ajanslara başvurdum hatta çağırıldım, ama başka şeyler girdi araya, koşturmacalar, hengâmeler derken havada kaldı. Velhasıl, tüm bu sebeplerden seslendirme sanatçılarına büyük bir imrenmenin yanında hep takdirle ve beğeniyle bakmışımdır. Bunların başında da Peter Cullen geliyor. Transformers serisindeki Optimus Prime'ın yıllardır sesi olan Peter Cullen, sesiyle karşısındakileri etkileyebilen şanslı ve sayılı kişilerden. Örneğin şu iki videoya bakabilirsiniz:
● Transformers Voices
● Voices of Transformers
Sadece Peter Cullen değil tabii. Bu işi gerçekten hakkıyla yapan o kadar çok "isimsiz kahraman" var ki aslında. Hep kamera arkasında kaldıkları için tanınmıyorlar, bilinmiyorlar. Mesela Don LaFontaine desem kaçınız tanır? Ama sanırım dünya üzerinde onun sesini duymayan biri yoktur ya da hiç film izlememiştir. Film fragmanlarındaki veya açılışlarındaki meşhur ses, onundur işte.
Transformers 2'den de biraz bahsedeyim. İlkine de arkadaşlarla nasıl büyük heyecanlarla gidip 1 hafta etkisinden kurtulamadığımı dün gibi hatırlıyorum. Ama 2 sene geçmiş. Zaman ne de çabuk geçiyor. Yine doyurucu yine uzun bir film olmuş, Revenge of the Fallen. Fakat ne yalan söyleyeyim, ilkinin tadını alamadım. Özellikle senaryo olarak bana zayıf geldi. Her şeyin çocuğa bağlanma olayı artık bir noktadan sonra sıkıyor çünkü insanı, çocuğun hayatına çok odaklanılıyor. Bir de kimi sahneler çok kopuk gibi geldi bana. Robotlar bir var, bir yok; bir kurtarıyorlar, bir ortalıkta bile olmuyorlar. Garip yani.
Bunun bir devam filmi olması sebebiyle de, fazla bir laçkalık var işin içinde. Nasıl desem, Autobot'larla konuşan herkesde bir enseye tokat hali var. Herkes laf atabiliyor falan. Yahu karşında bir apartman boyunda robot var, napıyorsun sen?
Bu gibi sebeplerden filmin biraz büyüsü kaçmış bence. O karizmatik hava törpülenmiş. Ama yine de bol bol adrenalin salgılamaya yeterli bir film diyebilirim. Amaç da bu zaten. Hayatı sorgulamak için veya yaşama anlam katmak için rehber niteliğinde filmler değil bunlar sonuçta. Maksat eğlenmek, keyif almak, heyecan yaşamak. Bunları da karşılıyor fazlasıyla, benim beklentim daha da fazlaydı ama olsun izleyin izleyin...
Verdiğim Puan: 8/10
Arşivden Rastgele Üç Yazı

3 Yorum:
Ben de ilkini çok beğenmiştim, buna henüz gidemedim ama aklımda gideceğim inşallah.
Fikirlerinizi paylaşmanız iyi olmuş, bizler de bir önfikir edinmiş olduk, teşekkürler:)
Altug sen siir okuuu.
Bayildim nasil güzel sesin var öyle:)
Şahika,
Gidin tabii gidin. :)
Sünter Teyze,
Çok teşekkür ederim. :) :)
Lütfen ANONİM olarak yorum BIRAKMAYIN.
Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın. URL zorunlu değildir.
URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise 'http://' protokolü ile adresinizi yazın.
• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
• Yorumlar 200'ü geçmiş ise, "Yeni" sekmesine tıklayarak en son eklenen yorumları görebilirsiniz.
• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.