Birkaç Sene Evvel Yaşadığım Bir Olay

Aklıma geldi yazayım dedim. Bundan yaklaşık 8 sene evvel lise 1. sınıfa başladığımız gün, fazla ders olmamış ve okuldan erken çıkmıştık. Arkadaşlarla Bostancı'da çay bahçesine gittik. Güldük, eğlendik, konuştuk derken, ben aralarından ayrıldım eve doğru yöneldim. Henüz hava aydınlıktı 5 - 6 civarı falan. Dedim kestirme olsun Bostancı Gösteri Merkezi'nin oradan geçeyim. Yürüyorum o cadde üzerinde, kimsecikler yok. BGM'nin önünden geçtim, ileride halı sahalar gözüktü, devam ediyorum yoluma, tam o sırada üst caddeden gelen üç şahsiyetten birinin beni işaret ettiğini göz ucumla gördüm ve içimden "aha bela geliyor" diye söylendim. Gerçekten de öyle oldu. Arkamdan bana seslendiler:

- Hoopp usta, baksanaa bir!

Başta oralı olmadım, ama koşarak yetiştiler.

- Kime diyoruz, bir baksana!

Ben: Ne vardı?

- Yaa biz arkadaşları bekliyorduk da saat kaç, var mı saatin?

Ben: Yok.

- Cep telefonun da mı yok?

Cep telefonumun gidici olduğunu anlayan ben: Var ama ayarlı değil saat. (Çok saçma bir bahane evet.)

- Sen bir çıkar bak yine de.

Telefonu çıkartır söylerim saati, sonra hemen koyarım cebime.

- Bir daha çıkar anlamadık saati.

Saati telefonu çıkarmadan söylerim. Düşünürler bakışırlar, ben de yürümeye başlarım.

- Hopp nereye hiç duymuyorsun bizi ya, dur bakalım!

Etrafımı sararlar, ne yapsam diye düşünürken yine bir soru gelir:

- Nereye bu acele, iki konuşalım.

Ben: İlerde halı sahada maçımız var bütün arkadaşlar falan orada, onlara gidiyorum. (Yalan ama güzel yalan bu.)

- Demek öyle, mmm hmm.

Derken bir anda bu üç şahsiyet ceplerindeki kesici ne kadar alet varsa çıkarmaya başladılar. Birinden Rambo Bıçağı, diğerinden Kelebek diye adlandırılan bıçak, ötekisinden de ustura çıktı. Durumun acı sonuçlarını düşünmeye başlayan ben, az ilerideki taksi durağını gözüme kestirip koşmayı düşündüm, ama çevrelemişlerdi beni, halen konuşuyorlardı bir şeyler. Fakat ben pek duymuyordum artık. Biraz sakal bırakmış olduğum için usturası olanın şöyle dediğini hatırlıyorum:

- Sakalların uzamış alalım mı?

Ben: Yok, berbere giderim istersem.

Derken, halı sahaların orada bir hareketlenme görünce yine bir kulbuna soktum olayı.

Ben: İşte arkadaşlar da orada toplanmışlar, gideyim ben artık...

- Biz de arkadaşı bekliyorduk saati yanlışmış bu hıyarın (kendi arkadaşına söylüyor), bekleriz buralarda haydi selametle, bizi de unutma!

Ben: Emin ol unutmam...

Şeklinde bir vedalaşma ile aralarından hızla uzaklaşıp bir müddet halı sahanın orada tanımadığım insanların maçlarını izledim eheh. Aradan zaman geçince de yolumu değiştirerek eve doğru gittim. Amaçları büyük ihtimalle telefonu götürmekti ama o sıralar eskimiş bir Nokia 3210 kullandığımdan, pek beğenmediler ve gerek görmediler sanırım. Öyle de kurtarmış oldum durumu.

İşte böyle, aman dikkatli olun.

Bu yazı, yazıldığı tarihten sonra güncelliğini yitirmiş ve eskimiş olabilir. Bununla beraber yazının içerdiği bilgiler değişmiş ve geçerliliğini kaybetmiş olabilir. Dikkatinize.

17 Yorum:

Tuana
07 Mayıs 2009 14:04  

Geçmiş olsun ya ucuz atlatmışsın. Bu tarz olaylar maalesef çok fazla. 2 Hafta öncede benim bir arkadaşıda sigara uğruna hastahanelik ettiler çocuk sigara yok demiş hakikatende kullanmıyor pat küt girişmişler arkadaşa, bu insanlar cidden çok ilginç, anlayamıyorum.

anlamak
07 Mayıs 2009 14:48  

İstanbulda yaşamak bu yüzden gerçekten zor ve sinir bozucu. Her şey bu kadar kolay olmamalı. Gerçi şimdi daha azalmış gibi duruyor bilemiyorum ama eskisi gibi haberlerde pek duyulmuyor. Böyle bir durumda hemen polisi aramak en azındna sonrasında aramak ve şurada şöyle şöyle kişiler var deyip yakalanamalarını sağlamak olabilir miydi?Gerçi sonrasında da Allah korusun sizi bir daha görseler değil telefonnunuz canınızı alır bu insanlıktan mahrum kişiler. Bunlar nasıl tedavi edilecek, nasıl normal bir insan olmaları sağlanacak? Bunu kim yapacak?

batatiz
07 Mayıs 2009 14:57  

@anlamak
emin ol polise ihbar etsende hiç bir sonuç alınmıyor.
Bu arada iyi yırtmışsın Altug :) Zekanı kullanmanın faydalarını o yaşlarda görmeye başlamışsın :)

Mustafa Varsak
07 Mayıs 2009 15:25  

bana da bir keresinde 10 tane küçücük çocuk gelmişti. İki üç tekme pat küt kaçtılar sonra :D

aysema
07 Mayıs 2009 16:09  

İyi kurtulmuşsun Sevgili Altuğ, iyi ki kurtulmuşsun. Yoksa bu güzel yazıları okuyamayacaktık(çok mu bencilce!).

Benim de evde hırsız yakalama öyküm var, anlatmıştım. 155'i aradın, ne gelen, ne giden,ne de soran oldu... Ölüm yoksa gelmiyorlar sanırım...

melis
07 Mayıs 2009 17:01  

İstanbul da Amerikan sokaklarına döndü.Geceleri
çıkmamak lazım.Çıkarsan da arabayla gitmeli:)
Aşağıdaki 1 Mayıs yazısı oldukça güzel.Gelen gideni aratır derler,hoş zihniyet aynı olduktan sonra değişen birşey de olmaz.

Karakutu
07 Mayıs 2009 22:50  

eidrnedeyim.bu tarz şeylere hiç rastlamadım ama vahim..

Serkan Özçalık
07 Mayıs 2009 23:40  

Ucuz kurtulmuşsun.

Bu arada 3210'nun ilk çıktığında 10 taksitle almıştım ve daha 7.taksitini ödemeden bir arkadaşımın doğum günü partisinde çaldırmıştım.

Gençlik işte içmeyi bilmeden daha, dibine kadar içmiştim o gün. Ben sızdıktan sonra malum kişide kaybolmuş ortamdan.

Kalan o 4 taksit'i ödedim. Ama her ay ödediğim o paralarla birlikte, içime oturdu resmen o olay. İyi bir ders olmuştu bana kısacası.

Harbiden bir musibet, bin nasihattan iyiymiş derim o günden beri :)

ayci
08 Mayıs 2009 00:52  

off güleyim mi aglayayim mi bilemedim!
ne güzelde cevap vermissin, ben olsam, al ulan cep telefonumuda al, zaten ikinci el der kacardim herhalde!

gecmis olsun...ki zaten gecmis - bir daha basina öyle birsey gelirse, lafa tutma adamlari öyle! ver ne varsa! veya fakirim ben gibi gözük!

saat yok diyorsunda, cebim yok demesini bilmiyor musun :)

eraser
08 Mayıs 2009 02:53  

walla dostum büyük geçmiş olsun benimde benzer bi muhabbet geçmişti başımdan şöyle ki : bi akşam eve giderken tenha bi sokak vardı girip girmemekte kararsızken sokağı yarılamıştım bile tam sokak bitio walla bi arıza çıkmadı derken arkadan 2 eleman koşarak yanıma geldiler hop bilader baksana bi :D dediler (tabi gülmediler :D) aha dedim zıçtık benimde yaş o zaman 17 elemanlar en az 25 26 sen benim bacıma laf atmışsın geçen falan dediler dedim ne alak senin bacın kim derken elemanın teki tanıdık çıktı :D aa dedim metin sen deilmisin ya eleman önce mor sonra sarı en sonda kırmızı oldu ewet dedi benim bende bozuntuya vermeden dedim ne alaka?canımız sıkkın dövcek adam arıyoz falan dedi tabi bu da bahanesi neyse dedim benim bugün pek dayak yicek modum yok ben kaçayım allaha emanet dedim ve uzaklaştım :D

Yusuf
08 Mayıs 2009 10:28  

Paylaşım çok güzel,tıpkı bundan önceki onlarcası gibi..

Ama yazıda adı geçen kesici aletlerin resimlerini eklemenin ardında yatan mantığa bir türlü anlam veremedim!

Geçen Maçka'daki İTÜ İşletme Fakültesi kampüsünün önüne bir şehir içi yük aracı park etmişti.Arkasında çift kapı reklam şöyleydi: 'xxx silah, atışlarınız tam isabet'...

Bu yazıdaki resim eklentileride tıpkı o reklamdaki gibi kötü bir etki bıraktı..

Kesici aletlerin resmini eklemek zorundamıydık?

Yazılarınızı ilgi ve sevgiyle okumaya devam edeceğim, yanlış örnek, örnek değildir çünkü..
Arkadaşlarımada tavsiye edeceğim blogunuzu..

Yusuf
ceoyusuf@hotmail.com

Pilli-Cadi
08 Mayıs 2009 15:36  

aferin sana iyi yalan:)
cok korkutucu ya. ben de hic inanmazdim bu tür seylere mesela taciz olaylarina filan allah allah der gecerdim ama cidden oluyormus...

Altuğ KOÇ
09 Mayıs 2009 14:07  

Tuana,
Teşekkür ederim öyle oldu. Sizin de arkadaşınıza geçmiş olsun, çok kötüymüş...

anlamak,
batatiz'in dediği gibi polisten de sonuç alınmıyor. Kadıköy'de aynı olay arkadaşımın başına gelmişti, telefonu parası falan gasp edildi. Polise gittiğinde aldığı yanıt "sen zengin çocuklardansın di mi sattın telefonunu babana söylemek istemiyorsun?" olmuştu.

batatiz,
Hehe anlık bir durum işte. :)

Mustafa Varsak,
Kim kime pat küt? :)

aysema,
Öyle maalesef biliyorum evet.

Melis,
Arabayla gitmeli diyor bak bak. :)
Aynen öyle olacak.

Karakutu,
Aman rastlamayın zaten...

Serkan Özçalık,
Of fenaymış senin de. :)

ayci,
Cebim yok deseydim ve üzerime arasalardı? :) Ağzına ne gelirse söylüyorsun o an, pek düşünemiyorsun zaten. Allah korusun...

eraser,
Allah'ım öyle tiplere bir gün daha belalı tipler denk gelse de, dinsizin hakkından imansız gelse. :)

Yusuf,
Çok teşekkür ederim, kesici aletleri, karşılaştığım durumun ciddiyetini anlatabilmek için eklemiştim ama haklsınız bana da abes geldi şimdi kaldırıyorum.

Pilli-Cadı,
Hehe aman Allah korusun.

babegazelle
09 Mayıs 2009 22:16  

çok sakin halletmişin yanlız ben olsam cırlar mırlar saçma sapan bişey yapardım bıcağı yerdim böğrüme kesin var benim de öyla bi hikayem sıkıştırmıştı sapığın teki de pısmış kalmıştım hoş cırlayamadım bile bi arkadaşı böyle cep telini istemişler vermemiş bıçakladılar çocuğu maazallah walla

Altuğ KOÇ
10 Mayıs 2009 11:35  

babegazelle,
E nolmuştu seni sıkıştırdıktan sonra? :S Arkadaşına da kötü olmuş, geçmiş olsun uf...

Deniz Nehir
17 Mayıs 2009 22:06  

Büyük şehirlerin ortak problemi. Dünyanın her yerinde böyle. Ciddi bir çözümü de bulunamaz.

Küçük şehirlerde böyle sorunların çok az olması, karşılaşılan insanların büyük ihtimalle tanıdık çıkacak olmalarıdır. Yani 10.000 kişinin yaşadığı bir ilçede hemen hemen herkes birbirini bir şekilde tanıyor olabileceği için millet adının çıkmasından korkarak yamuk yapmaktan tırsar. Zaten meydana gelen suçlarda genelde yerli halk değil, geçici olarak orada bulunanlar tarafından gerçekleştirilir.

Altuğ, sana tavsiyem, ayrıca herkese tavsiye, dövüşmeyi, kendinizi savunmayı öğrenmeye, spor yaparak güçlü kalmaya çalışın. AIKIDO biçilmiş kaftan. Hanımlar içinde birebir. Ayrıca sürekli sağa sola fırlatıldıkça vucüdunuzun demire sopaya karşı direncide artar. Çakı gibi olursunuz.

Altuğ KOÇ
02 Haziran 2009 12:49  

Deniz Nehir,
Olayı gece yaşamış olsam, ışıklandırmalara önem verilmeli derdim de, gündüz vakti yaşadım bir de, ne çözüm sunacağımı bilmiyorum. Savunma tekniği öğrenmek yararlı tabii ama kesici alet taşıyan birkaç kişiye karşı bunları sergilemek de pek iyi bir fikir olmayabilir yine de.

Lütfen ANONİM olarak yorum BIRAKMAYIN.

Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın. URL zorunlu değildir.

URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise 'http://' protokolü ile adresinizi yazın.

• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.

• Yorumlar 200'ü geçmiş ise, "Yeni" sekmesine tıklayarak en son eklenen yorumları görebilirsiniz.

• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.