Bu Hafta Hiç İyi Gitmiyor: Bostancı'da Çatışma!

Aslında bugün için bambaşka bir yazı ve soru vardı aklımda ama şu an hiç zamanı değil diye düşündüğümden son gelişmelere karşı üç beş şey yazmak istedim. Malum Pazartesi günü başlayan terör olayının daha ateşi sönmemişken, acısı dinmemişken, olaylar artarak devam etmekte ve bir türlü huzurlu günler geçiremiyor oluşumuz da, bünyeleri isyankâr vaziyete getirme noktasına hızla sürüklemektedir. O gün yazdığım yazıda, durumu fazla analiz etmemiştim ama şimdi edebilirim.

Yetkili makamların açıklamasına göre bir şeyi çok iyi anladık: Başarı çok göreceli bir kavrammış! Zaten "kanımın son damlasına kadar savaşacağım" diyen birini, bir baş komiser ve bir de sivil vatandaşın öldürülmesinden sonra etkisiz hale getirebilmek, nasıl bir başarıdır merak ediyorum. Hele hele saatlerce süren çatışmadaki "kriz yönetimi" gerçekten tekrar tekrar sorgulanması gereken bir nokta. Bırakın bu işleri okumuş, eğitim görmüş insanları, üç beş polisiye film izleyen insan bile orada çatışma çıktığı saniyeden itibaren en az 100 metre çapında bir alana araba ve sivil sokulmaması gerektiğini belirtebilir. Gece 5 sularında başlayan bir çatışmanın, sabaha kadar sürmesi sonucu halen bu caddeyi en başta trafiğe kapamamak, insanların gelip seyirci olabilmesine izin vermek, çok büyük bir "basiretsizlik" örneğidir bence.

İnanılmaz vahşice öldürülüp, haftalardır katili bulunamamış bir kızın ailesine "Kızlarını neden takip etmemişler?" sorusunu yönelten Emniyet Müdürü'nün (kaynak), Bostancı'daki olay için de "insanlar izlemeseydi, uzak dursaydılar" demesini bekliyordum işin aslı, dediyse de kaçırdım. Yahu o zaman siz niye varsınız? Kanun, hukuk niye var? Önlemler, cezalar, düzenlemeler niye var? Devlet niye var?! Hepimizin olaylara çok büyük bir olgunluk ve adil düzen içinde karşılıklar vereceğimizi düşünüyorsak, geçelim anarşist sisteme. Ama insanoğlu en basitinden meraklıdır. Gelir orada olayı görmek, hatta telefonuyla kaydetmek ister. Sokakta iki insan kavga edince onlarca seyirci toplanmıyor mu? Yolda bir kaza olmuşsa, yandan geçen arabalar ona bakmak için trafiği kapatmıyor mu? Durum böyleyken, kargaşaya engel olabilmek için önlemleri almak sizin göreviniz. Bu kadar sıcak bir çatışma geçiyorken, camdan ateş eden şahsın "görüş alanına" girebilen bir kalabalığın oraya yaklaşabilmiş olması da hatadır!

Devam edelim... Bugün hevesli bir şekilde üniversiteye gitmeyi planlıyordum ama sabah pek bir isteksiz oluşumdan ötürü (nedense okuduğum tüm blogcularda da bir rehavet varmış bugün) dışarı çıkmak istemedim. Sonra Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un basın toplantısını beklerken çok acı bir olayla güne başlamış olduk. Diyarbakır - Bingöl karayolu üzerinde giden zırhlı personel aracına yapılan mayınlı saldırı sonucu 9 askerimizi şehit verdik! Tam da bu sırada Başbuğ konuşma yapmak üzereydi ve konuşmasına bu acı haberle başlamış oldu.

Başbuğ'un basın toplantısı da gayet olumlu ve yapıcı mesajlar üzerineydi. Hukuk, demokrasi, yargı, adalet gibi kavramlara sonsuz bağlılıklarını ve saygılarını tekrar tekrar dile getirerek, basında ve kamuoyunda oluşan bazı yanlış anlaşılmalara da açıklık kazandırmak istedi. Özellikle kazılar sonucu ortaya çıkan silah ve mühimmatlar konusunda önemli bilgiler verdi. Süren Ergenekon soruşturmasındaki bazı soru işaretlerini de ister istemez öne sürmek durumunda kaldı.

Konuşması sırasında Ankara'da Bilkent Üniversitesi'nde de yine bir terör olayı daha yaşandı. Eski Adalet Bakanı Profesör Dr. Hikmet Sami Türk'e yönelik bir saldırı girişiminde bulunuldu. Neyse ki korumalar tarafından etkisiz hale getirilen canlı bombanın binada katliam yapması da son anda engellenmiş oldu (kaynak). Peki bu insan, bu üniversiteye nasıl girdi? Sahte kimlikle? E yuh!

Son gelen bir habere göre de, Şemdinli'de bir çatışma daha çıkmış ve bir askerimiz şehit olmuş, çatışma da devam ediyormuş (kaynak).

Bu hafta yaşadığımız ve yaşamaya devam ettiğimiz bu terör sürecinin bağlantısız olmadığını düşünüyorum. 1 Mayıs'a iki gün kala böyle olayların patlak vermesinden ötürü, 1 Mayıs'ta da böyle terör eylemleri ve provokasyonlarla karşı karşıya kalmamamızı temenni ediyorum!

Bu yazı, yazıldığı tarihten sonra güncelliğini yitirmiş ve eskimiş olabilir. Bununla beraber yazının içerdiği bilgiler değişmiş ve geçerliliğini kaybetmiş olabilir. Dikkatinize.

5 Yorum:

leydielif
29 Nisan 2009 19:03  

Karanlık bir bulut kaplamış sanki ülkemizin tamamını. Artık haber dahi dinlemekten korkuyorum .9 şehiti duyunca zaten tüylerim diken diken oldu Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun. Ailelerine sabır ve baş sağlığı diliyorum. İnşallah geçecek bu kötü günlerde. Bu kötü gidişata bir dur diyen çıkacak bir günelbet ama ne zaman bilemiyorum....

aysema
29 Nisan 2009 20:47  

Genelkurmay başkanının konuşması her şeyi ne güzel özetledi.

Birileri kurmaca bir şeyler yapıyor, kendi gizli emelleri için tüm saygın kurumları tartışmalı hale getirmek için var gücüyle çabalıyor.

Gözbebeğimiz ordumuzu, çağdaş hukuk düzenimizi, adalete olan güvenimizi,eğitim sistemimizi, çağdaş, demokratik laik düzenimizi,emmiyetimizi, her şeyi her şeyi tartışmalı hale getiriyorlar.

Birileri uzaktan ellerini ovuşturarak seyrediyor olup biteni...

Altuğ KOÇ
29 Nisan 2009 20:54  

leydielif,
İnşallah geçecek elbet... Yani ümit ediyoruz.

aysema,
Kesinlikle öyle. Dışarıdan seyrediyorlar ama içeriden oynuyorlar oyunu.

Pazar günü oralardaydım, cumartesiyse ben değilim maalesef. :)

babegazelle
30 Nisan 2009 01:25  

azıttı pislikler gene azıttı bok içiindeyiz afedersin gene bakalım nolcak sonumuz hayırlısı

Altuğ KOÇ
05 Mayıs 2009 12:41  

Hayırlı değil pek ama uzun vadede iyi olacaktır...

Lütfen ANONİM olarak yorum BIRAKMAYIN.

Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın. URL zorunlu değildir.

URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise 'http://' protokolü ile adresinizi yazın.

• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.

• Yorumlar 200'ü geçmiş ise, "Yeni" sekmesine tıklayarak en son eklenen yorumları görebilirsiniz.

• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.