19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun!


Biliyorum biraz geç kaldım yazmakta. 1 hafta sonra başlayacak olan bitirme sınavlarımdan ötürü dün akşamdan beri açmamıştım bilgisayarı. Şimdi açar açmaz bu yazıya koyuldum.

Tüm gün boyunca arada sırada ülkedeki bayram kutlamalarına baktım. Yapılan hazırlıkları, organizasyonları, şenlikleri inceledim. Geçen seneye göre gelişme var gibi geldi. Artık Atatürk'ü anmaz olduğumuz 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nda bu yıl Atatürk nihayet daha çok anıldı.

Velhasıl, garip değil mi? Gelişme diye bahsettiğim şey buydu...

Bakalım geçen sene ben ne yazmışım?

"19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Samsun'a çıkmasıyla başlamış olan Milli Mücadele ve ardından gelen büyük başarılar ile bizlere armağan olan Türkiye Cumhuriyeti bugün, 19 Mayıs 2007'de, bu önemli tarihin 88. yılını kutluyor.

Çok zor koşullarda kazanılmış ve bize bırakılan bu vatanı, Cumhuriyeti ve değerleri Türk gençleri olarak koruyacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız!

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nız kutlu olsun!"


Değişen neler var? 1 yol koyalım üstüne. Sadece bu kadar mı? Hayır. Her geçen yıl, Atamızın değerini, yaptıklarını, bize bıraktığı bağımsız devleti, Cumhuriyet'i, ne olursa olsun daha da sağlamlaştırmalı; anlamalı, anlatmalı ve yeni nesile tüm bunları dolu bir şekilde bırakabilmeliyiz.

Yahu Mustafa Kemal, bize bu vatanı bırakabilmek için başkoyduğu yolda, hastalanmış, yaralanmış; hakaretlere, saldırılara maruz kalmış; hapse atılmış; cephede kar üstünde uyumuş; annesinin vefatına gidememiş; eğlenmemiş, yememiş, içmemiş, uyumamış... Ne için? Bir düşünün ne için? Kendi keyfi için mi? Kendi çıkarı için mi? Kendisi için mi? Nedir? Ben söyleyeyim. Türkiye'nin geleceği için, yarınlar için. İşte oradaki gelecek ve yarınlar BİZ oluyoruz. Şimdi ise oturduğumuz son sistem bilgisayarımızın karşısında, yarın sevgilimizle Burger King veya Pizza Hut'a gittikten sonra hangi sinemaya gideceğimizi düşünürken, bir yandan da "yahu Atatürk'ü putlaştırmayalım bu kadar" demek çok kolay değil mi! Ne putlaştırması arkadaşım! Anla diyoruz, anla... İncele, oku, izle... Herşey hazırdı, vardı, sana bir anlamak kalmıştı.

Bir de mirası vardı Atatürk'ün, Türkiye Cumhuriyeti idi adı. Bari sen daha rahat yaşa diye verilmişti bütün çabalar. Güçlü ol, akıllı ol, değişen zamanın şartlarını iyi oku, buna göre karar ver... A bir de geçmişini unutma! Başka da bir isteği yoktu bizden, Mustafa Kemal'in.

Ne kadar yerine getiriyoruz bu isteğini Atamızın? Ben çok konuştum, şimdi cevaplama sırası sizde...

Devamını oku >>>

Horton Hears A Who


Tür: Macera / Animasyon
Gösterim Tarihi: 18 Nisan 2008
Yönetmen: Jimmy Hayward, Steve Martino
Senaryo: Ken Daurio, Cinco Paul
Yapım: 2008, ABD

Seslendirenler: Jim Carrey (Horton), Carol Burnett (Kanguru), Will Arnett (Vlad)

Geçtiğimiz haftalarda vizyonda olan animasyon filmi Horton Hears A Who çok eğlenceli ve neşeli bir film.

Başrol seslendirmelerini Jim Carrey (Horton) ve Steve Carell (Mayor)'in yaptığı Horton Hears A Who yaklaşık 1 saat 20 dakika sürüyor ve Horton'ın bir toz taneceği üzerindeki insanların hayatını kurtarmasını konu alıyor.

İlginç değil mi? Toz taneceğinin üzerinde "Who" şehri bulunmakta ve Who halkının geleceği toz tanesinin güvenli bir yerde olmasına bağlı. Bu da haliyle Horton'a düşüyor.

İnsan film esnasında düşünmeden edemiyor. Bizim de evrenimiz böyle bir tanecik ise? (Zaten şu konuya bakarsanız öyle olduğunu da görebilirsiniz.) Yalnız ilgimi çeken noktalar, film sanki din kavramına arada bir gönderme yapıyor gibiydi. Örneğin bir iki kere geçen "görmediğin, duymadığın, hissetmediğin şey, yok demektir." cümlesi ve Horton ile Who Halkının arasındaki "sana inanıyoruz, Horton" konuşmaları. Neyse, ben yanlış algılamış da olabilirim veya bambaşka bir şey anlatılıyor olabilir ("ne olursa olsun, sizin için varsa, var demektir" gibi mesela). Aa bir de, kötü kadın kangurunun yine söylediği birşey, "çocuklar sorgulamaya başlarsa, tüm düzen bozulur" benzeri bir cümle. Bu da sanırım güzel bir nokta daha. Günümüz düzenine yerinde bir benzetme.

Velhasıl, Horton Hears A Who hem düşündüren hem güldüren güzel bir animasyon olmuş. Ice Age severlerin kaçırmayacağı bir film olduğu kesin... (Solda favori karakterim "Katie"yi görüyorsunuz :) )

Verdiğim Puanım: 9/10

Devamını oku >>>

Untraceable - Öldür.com


Tür: Gerilim / Suç
Gösterim Tarihi: 20 Haziran 2008
Yönetmen: Gregory Hoblit
Senaryo: Robert Fyvolent
Yapım: 2008, ABD, 100 dk.

Oyuncular: Diane Lane (Jennifer Marsh), Billy Burke (Dedektif Eric Box), Colin Hanks (Griffin Dowd)

Hafiften psikolojik gerilim merakınız varsa size Untraceable'ı önerebilirim.

Filmin konusu şöyle. Her türlü şeyden anlayan (bilgisayar, elektronik, mekanik...) bir veledimiz var. Bu çocuk İnternet üzerinden bir site hazırlıyor ve kurbanlarını canlı yayında buradan tüm Birleşik Devletleri'ne izlettiriyor. İzlenme sayısı ne kadar artarsa, yaptığı düzen hızlanmaya veya artmaya başlayarak kurbanlarını yavaş yavaş öldürüyor. İşin komiği sitede, izlenme sayısı arttıkça kurbanların ölmeye başladığı bilinmesine rağmen izleyenlerin sayısı inanılmaz bir hızla artıyor ve hatta yorum pencerelerindeki mesajlar çok dikkat çekici. Düşünüyorum da böyle bir site olsa gerçekten hakikaten insanlar bile bile girer izlerler sanırım...

Neyse efendim, bu psikopat çocuğun peşinde olan FBI da ne yapsa çocuğu engelleyemiyor. Sonrasında oradan buradan inanılmaz bağlantılar çıkartıp, çocuğun bunu neden yaptığını anlıyorlar. Buradan da tabii medya sektörünün, tüketim toplumunun, popüler kültürün nerelere geldiğini anlıyor, bir tarafınız da "haklı aslında çocuk" demeye başlıyor. :)

SAW kadar aman amanlık bir film değil ama yine de izlenebilir.

Verdiğim Puan: 7/10

Devamını oku >>>

Çarpma işlemini bir de böyle deneyin...



Sayı büyüdükçe yapılması daha güç ve karışma riski büyük tabii, ama değişik... :)

Devamını oku >>>

11 Mayıs Anneler Günü...


Bu yazıyı her ne kadar 10 Mayıs akşamı yazıyor olsam da, 11 Mayıs saat 9:30'da eklenecek çünkü ileri zamana koydum. Ben o sırada sınava (ALES) girmiş olacağım. :)

Efendim Anneler Günü güzel bir etkinliktir tabii. Annelerin eli öpülür, hediyeler alınır, mutlu edilir vb... Ama aslında çok klişe olacak ama annelerin değeri sadece bir gün değil her gün bilinmelidir... Zira bizleri büyüten, yetiştiren, geleceğe hazırlayan herşeyden herkesden evvel annelerimizdir...

Ben bu konuda şanslıyım, ne yalan söyleyeyim. :) Fazla da uzatıp, hüngür şakır duygu anları yaratmak istemiyorum... Dolayısıyla tüm annelerin, anneler gününü canı gönülden kutlarım.

Devamını oku >>>

ALES'e 10 saat kala...


Farkındayım ALES'i abarttım biraz. Ne yapalım canım, kişisel günlüğüm burası. Aklıma birşeyler geldikçe yazıyorum işte... Yarın 9.30'da başlıyor sınav. Matematikten çok iddialı değilim çünkü 90 dakika 80 soru yetişmeme ihtimali olabiliyor ama sözelden dengelerim sanırım. İşin kötüsü ilk verilen sayısaldan sonra, sözeli veriyorlar ve erken biten sözelden sonra boş boş bekliyorsunuz... Neyse işte, sınava Kenan Evren Anadolu Lisesi'nde gireceğim. Bakınız fotoğrafını da koyayım.


Devamını oku >>>

BMW Sauber F1 Takımı, Bostancı Otoparkı ve ben...


Efendim Bostancı'da Kadıköy sarı dolmuşlarının kalktığı yerin az ilersindeki Bostancı Otoparkı'na 9 - 11 Mayıs arası BMW Sauber F1 takımı geleceğini baya bir zaman önceden öğrenmiştim. Gelin görün ki unutmuştum bu aktiviteyi. Şansa bugün, ALES'e Kenan Evren Anadolu Lisesi'nde gireceğimi öğrenince kalkıp bir okulu görmeye gittim, dönüşte tabii Bostancı Otoparkı'nın orada inmiş oldum. Bir de ne duyayım bangır bangır Formula aracının sesi geliyor.

video
O nasıl bir sestir of of... Girişte kulaklar için tıpa veriliyor zaten.

Nasıl unuttum doğru ya derken gireyim göreyim bari dedim. İyi ki de gitmişim, eğlenceli oldu (girişler ücretsiz bu arada). Koca otoparka güzel bir alan yapmışlar, bir yığın değişik garajlar var. Kimisinde animasyonlar kimisinde testler kimisinde simülasyonlar kimisinde Formula araç aksamları ve asılında da BMW aracının kendisi. :)

video
İşte saat başı yapılan esas şovlardan bir tanesi...





Canavar aracın canavar aksamları...








Lastikler havada ve ısıtılıyor. Havada durmasının sebebi yarıştan önce hiçbir denge bozukluğuna neden olmamak. Isıtmanın sebebi ise yol tutuşunu sağlamak.

Burada araca yakıt ikmalinin bir uygulaması yapılıyor.

Böyle bir anımız da olsun dedik Formula aracıyla...

Devamını oku >>>

Avaris ile Mısır Piramitlerini konuştuk...


Eski CD arşivlerimi karıştırırken yıllar evvel Avaris ile yaptığım sohbeti buldum. Soru cevap niteliğinde olan sohbetin konusu Mısır Piramitleriydi. Kullandığı rumuzdan da anlayacağınız üzere, Avaris bu konuda baya ilgili ve bilgili bir şahıstır. Buyrun sohbeti siz de okuyun:

Altuğ: Merhaba Deniz, yoksa Avaris mi desem?

Avaris: İstediğini diyebilirsin...

Altuğ: Piramitleri gerçekten çok mu seviyorsun? :)

Avaris: CIV 3’te ilk piramidimi yapıp da gördüğümde yüzümün fotosunu çekmek lazımdı.

Altuğ: Nasıldı?

Avaris: Foto olsa hatırlardık :P

Altuğ: Gelelim hep sorulan soruya, bu piramitler nasıl yapılmışlar efendim? Uzaylılar yardım etti gibi laflar bile günümüzde yaygın?!

Avaris: Şimdi efem baya taş taşıya taşıya yapmış adamlar... Ne var ki?

Altuğ: Efendim o dönemde, o kadar ağır şeyleri nasıl çekmişler nasıl yukarı kaldırmışlar, öyle bir zamanda bu nasıl bir inşaat teknolojisidir? Mimariyi ve planlamayı katmak istemiyorum bile...

Avaris: Ben en iyisi en baştan işi anlatayım sizlere. Piramit yapım işi mısırın en "statülü" işlerindendir. Orada işçi olmak da oldukça prestijlidir. Ayrıca yılın 3 ayında tarım yapılan bölgede, kalan 9 ay için güzel de bir geçim kaynağı. Hal böyle olunca işçi yönünden bir sıkıntı yok. İşçiler de oldukça kalifiye. Yetenekli işçilerden oluşan gruplar var. Her grup diğerleri ile yarış içinde çünkü piramit yapanlar kralları ile birlikte mutlu bir öte yaşam yaşayacaklarına inanıyorlar. Ölüm sonrası için iyi durumdalar yani. Bu yüzden işlerini iyi yapmalılar. Çünkü krallarının ölüm sonrası kaderi mezarına bağlı. Onlar da krallarının durumuna bağlı vs.. Bu şekilde bir sürü ruhsal motivasyonlar zaten mevcut. Üzerine bir de et desen en kalitelisi, ekmek desen en güzeli, meyve sebze en kralı vs. gibi paşa çocuğu muamelesi görür aslanlar. Yani iyi beslenir. İyi ücret alır. Maddi yönden de motive ve bu işi çoklarınca sanılan "diktatör güdümünde zorbalıkla" değil severek ve gönül bağıyla yaparlar. Sırf bu işçiler için piramit inşaat alanlarının yakınında şehir kurulur, işçilerin kalması için. Yemeklerini tedarik etmek ve pişirmek için adamlar vardır. Çamaşırları için adamlar vardır. Tüm ihtiyaçları için insanlar çalışır. Bu tür şehirlerin, yani sadece piramit inşaası için kurulan şehirlerin nüfusu 20000-30000'i bulur. İşçiler grup gruptur. Taşı işleyenler, yerleştirenler ve bunları denetleyen "mühendis" grubu. Taşı işleyenler işlerini kusursuz yapmak için uğraşırlar. Bu yüzden taşlar milimetrik şekilde birbirine oturacak kadar düzgündür. Birbirleri ile yarış yaparlar. En iyilere ödüller vardır. Askeri sisteme benzer bir sistem vardır. 20 işçinin olduğu grup ve başında bir "denetleyici". 20 grup daha üst bir denetleyici tarafından denetlenir... Bildiğin asker gibi kademe kademe, hiyerarşik. Her grubun ve grupların, grubunun kendine ait özel bir bölgesi vardır. Sadece orası ile ilgilenir. Piramidi yapan işçilerin hiçbiri piramidin bütün planını bilmez. Sadece kendi bölgelerinden haberdardır. Çünkü bu bilgi biraz gizli biraz da kutsaldır.

Taşı işleyenler önce kabasını alır, taşıyanlara verir ve yerine taşınır. Orada da tekrar işleyenler tarafından ince ayarı yapılan taş yerine kusursuz bir şekilde oturtulur. Bu şekilde bir çalışma ile tahminen 30 yıl gibi bir sürede piramit biter. Yani 20 kişilik gruplar 2 günde 1 taş yerleştirse yılda 180 taş. Toplam 200 grup olsa. 36000 taş eder toplam. Bir piramitte 1-2 milyon arası taş blok vardır. Bu da 30-40 yıl arası süre eder. Gerekirse çok daha büyük bir işgücü sağlayabilecek potansiyel var zaten. Tüm kaynaklar akar çünkü piramit yapımı tüm mısır içinde en önemli iştir.

Altuğ: 1-2 milyon arası taş blok mu? Peki boyutları nedir?

Avaris: Evet. Khufu piramidi, en büyük piramit, tabanı 230m*230m, yüksekliği de 140m, yaklaşık 2 milyon taş bloktan oluşur. Bu arada piramit bittikten sonra en dışı kireçtaşı ile kaplanır ve pürüssüz bir yüzey sağlanır. O zamanlarda yaşasaydın şu andakinden 1000 kat daha güzel ve görkemli gözükürdü emin ol. Düşünmesi bile tüylerimi ürpertiyor :).

Altuğ: İçi nasıl dizayn edilmiş?

Avaris: Büyük bölümü dolu. Arada mezar odası, eşya odası ve giriş tünelleri, birkaç ışık girmesi için baca gibi ufak tefek şeyler hariç tamamen taş ile dolu.

Altuğ: Peki ya lanetleri? :)

Avaris: Lanet hırsızları uzak tutmak için kullanılan yöntem ancak pek başarılı olmadığı aşikâr. Mısır'da soyulmamış tek bir mezar bulunabildi. O da Mısır'ın daha sonra reddettiği bir hükümdar olması nedeniyle mezarın üstü kapatılıp "yok edildiği" için... Mısır'da mezar soygunculuğu zor zenaattır ama ödülü yüksektir. O reddedilen hükümdar ki 14 yaşında tahta geçip 21 yaşında öldürüldü. Çocuktu ve bariz bir şekilde kukla idi. Yani bir ağırlığı yoktu. Onunla birlikte mezarına konulan şeyler paha biçilemez nitelikte. Muhteşem bir servet sayılacak durumda. Bir de mısırın okkalı firavunları ile birlikte gömülenleri düşünmek için insanın aklı zorlanıyor.

Altuğ: Sefenks hakkında Osmanlılar için söylentiler bulunmakta?

Avaris: Evet maalasef büyük ihtimalle doğru. Bizimkiler Mısır'ı fethettikten sonra top mermisi hedefi yapmışlar ve burnunu yıkmışlar.

Altuğ: Peki Mısır feth edildiğinde hazineler duruyor muymuş piramitlerde?

Avaris: Yok efendim nerde. Taaa firavunlar çağında bile soygunlar oluyordu. O zamanlar tapınakları, mezarları korumalarına rağmen. Muhtemelen Mısır çöker çökmez yağmalanmıştır. Zaman içinde bulunan yağmalanmıştır. Mısır fiilen MS. 300 civarında dağıldı.

Altuğ: Verdiğiniz bilgiler için çok çok teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere....

Avaris: Ben teşekkür ederim, beklerim...

Güzelmiş sohbet. Ama o zamanlar sormayı unuttuğum birşey varmış. O da şu iç mimarilerinin nasıl mükemmel yapıldığı. Çünkü yanlış bilmiyorsam, örneğin firavunların tabutlarının olduğu odalara güneş o firavunun bir doğum bir de ölüm yılı denk geliyormuş. Bunun gibi... Onu da bir sorayım, merak ettim. :)

Devamını oku >>>

Iron Man Soundtrack - Demir Adam Film Müzikleri


Eh, eminim siz artık Iron Man yazılarımdan sıkıldınız, ama ben yazmaktan sıkılmadım. :)

Napayım meraklısıyım Marvel ürünlerinin...

Bu sefer de son filmimiz Iron Man'in Soundtrack'ini haber vereyim dedim. Filmde kullanılan müzikler yani. Lion's Gate Records tarafından filmle beraber piyasaya sürülmüş.

Ramin Djawadi imzalı 19 şarkılık liste şöyle:

1. Driving With The Top Down
2. Iron Man, 2008 version (John O'Brien and Rick Boston)
3. Merchant Of Death
4. Trinkets To Kill A Prince
5. Mark I
6. Fireman
7. Vacation's Over
8. Golden Egg
9. DamnKid (DJ Boborobo)
10. Mark II
11. Extra Dry, Extra Olives
12. Iron Man
13. Gulmira
14. Are Those Bullet Holes?
15. Section 16
16. Iron Monger
17. Arc Reaktor
18. Institutionalized (Suicidal Tendencies)
19. Iron Man (Jack Urbont)

Yalnız bu listenin içinde fragmanlardan veya filmde çok rastladığınız 3 şarkı yok. O 3 şarkı ise şunlar:

Back In Black by AC/DC


Cochise by Audioslave


Iron Man by Black Sabbath

Devamını oku >>>

ALES'e 4 gün kala...


Malumunuz üniversiteden mezun olmamıza az kalmışken yüksek lisansa da hazırlanıyoruz. 2007 Kasım Ales'i kaçırdım ama 11 Mayıs Pazar günü yapılacak olan 2008 Bahar Ales'e gireceğim bakalım. Umarım güzel sonuçlar alabilirim... Bu arada ilgilenenlere şurada yazdığım test kitaplarını öneririm. Herkese başarılar.

Devamını oku >>>

Incredible Hulk, Punisher, Iron Man, Thor, Captain America, The Avengers, Spider-Man, Wolverine... Marvel'da kahramanlar bitmez...


Iron Man, 4 günde ulaştığı 100 milyon dolarlık gişe hasılatı ile rekor listelerini zorlayacak gibi gözüküyor... Böylece bir Marvel senaryosu daha zafer kazanmış oldu. Dolayısıyla yapımcılar kolları daha da ciddi sıvamaya başladılar. Nereden mi biliyoruz? Çünkü sırada kesinleşmiş 9 Marvel filmi daha var:

The Incredible Hulk - 13 Haziran 2008
Punisher: War Zone - 5 Aralık 2008
X-Men Origins: Wolverine - 1 Mayıs 2009
X-Men Origins: Magneto - Mayıs 2009
Spider-Man 4 - 2009
Iron Man 2 - 30 Nisan 2010
Thor - 4 Haziran 2010
The First Avenger: Captain America - 6 Mayıs 2011
The Avengers - Temmuz 2011

Bunlardan Thor, Captain America ve The Avengers ile beyaz perdede ilk kez tanışmış olacağız. Thor, İskandinav mitolojisindeki en güçlü Tanrı'dır. Marvel dünyasına da buradan esinlenerek aynen koyulmuştur. Mitolojide olduğu gibi süper güçlü, hızlı, dayanıklıdır; uçabilir ve büyülü bir çekici vardır. Avengers ise süper kahramanlardan oluşan bir ekip ki bu ekip, Iron Man, Captain America, Thor, Bruce Banner (Hulk), Ant Man, Giant Man ve Wasp kadrosundan oluşuyor. Gerçi Marvel çizgi romanlarında bu kadro sürekli değişim halinde ama filmde ise Iron Man, Captain America ve Thor olacağı kesin gibi. Bir ihtimal War Machine ile Spider-Man'i katarlar mı bilinmez... Aa bu arada mevzu bahis filmlerin tarihlerinden başka kesin bilgi yok ama ortada Captain America'nın Matthew McConaughey tarafından oynanacağı söylentileri varmış ve pek iyi yorumlar geldiği söylenemez.

Bana kalırsa da pek uygun değil gibi ama nedendir bilemedim. :)

Bunların yanında filmlerin kronolojisi nedeniyle, Iron Man 2'de Thor için bir tanıtım yapılacağı gibi, The First Avenger: Captain America'da da The Avengers için giriş yapılmış olacak. Haydi bakalım, uzun bir liste daha bizi bekliyor... Sırada Incredible Hulk var ve Iron Man'i burada nasıl göreceğiz merak ediyorum...

Devamını oku >>>

Sonunda Iron Man - Demir Adam keyfiyle geçen 2 saat...


Tür: Macera / Fantastik / Bilim Kurgu / Çizgi Roman
Gösterim Tarihi: 2 Mayıs 2008
Yönetmen: Jon Favreau
Senaryo: Hawk Ostby, Mark Fergus, Matt Holloway, Arthur Marcum
Görüntü Yönetmeni: Matthew Libatique
Yapım: 2008, ABD

Oyuncular: Robert Downey Jr. (Tony Stark/Iron Man), Terrence Howard (Jim Rhodes), Gwyneth Paltrow (Virginia 'Pepper' Potts), Jeff Bridges (Obadiah Stane/Iron Monger), Samuel L. Jackson (Nick Fury), Hilary Swank , Leslie Bibb, Stan Lee

Geçtiğimiz cuma vizyona giren Iron Man - Demir Adam'a nihayet bugün gidebildim. Dikkat ettiyseniz yazının başlığında "keyif" kelimesini kullandım. Çünkü şu an kesinlikle haftalardır beklediğime "değdi" diyebiliyorum. Özetle, gittik gördük izledik ve Iron Man olmuş dedik. Şimdi filmden biraz daha ayrıntılı bahsedelim...

Iron Man, 2 saat süren dolu bir film. İlk sahne, Stark Şirketi'nin sahibi Tony Stark'ın Afganistan'da Birleşik Devletler Ordusu'na Jericho Füzelerinin gösteriminden dönerken, filonun saldırıya uğramasıyla başlıyor. Hedefleri Tony Stark'ı kaçırmak, kullanmak ve öldürmek olan bir grup, Tony'e son teknoloji harikası füzesinden yapması için Allah'ın çölünde her türlü imkânı sağlıyor. Öyle ki, Stark saldırıdan sonra kalbine şarapnel parçalarının gitmesini engelleyecek olan aküyle çalışan elektromıknatısı çıkartıp yerine minyatür bir Ark Reaktörü yapıyor orada. Yaptığı bu ilk model minyatür Ark Reaktörü, 3 GigaJul/Saniye gibi bir enerji üretme kapasitesine sahip ki bu 3 gigawatt veya 3 milyon beygir güce eşit demek (gereksiz bir bilgi daha verelim, bu enerji, şu an dünyanın en büyük nükleer reaktörünün ürettiği enerjiden bile fazlası ediyor). Dolayısıyla Mark I zırhı için yeterli bir enerji. Daha sonra geliştireceği ikinci Ark ise ilkinin 4 katı gücünde, artık siz hesaplayın.

Neyse işte efendim, bu sayede Tony yaptığı ilk zırh ile mağaradan kaçmayı başarıyor ve kurtuluyor. Kurtuluyor ve yeni bir "hayat felsefesi" kazanıyor. Artık amacı silah satıp savaş yaratmak değil, insanlığı korumak... İnanılmaz şahane evine gidip çalışmalara başlıyor. Hemen hemen her Marvel filminde olduğu gibi Iron Man'de de komik anlara rastlamak mümkün. Neden bunu şimdi söyledim? Çünkü az önce bahsettiğim çalışmalar esnasında, Tony'e yardım eden robotla olan sahneler çok şirin olmuş :)

Tony'nin 3 tane çok önemli yardımcısı var. Evin herşeyi ile bağlantılı olan yapay zekâ Jarvis, şirin robotu (ki çok güzel yangın söndürüyor) ve Pepper. Bir de yakın dostu Jim Rhodes. Iron Man ile ilgili ilk yazımda War Machine olmadığını söylemiştim ki doğru söylemişim War Machine "henüz" yok. Ama Jim Rhodes belli ki Mark II'ya göz koymuş durumda.



Velhasıl, uzun çalışmalar sonucunda Mark III'ye geçen Stark, ilk iş olarak Afganistan'a giderek, ortalığı toparlar (Hollywood, Marvel senaryolarını iyice propaganda aracı olarak kullanmaya başlamıştı, yine biraz bunu sezmedim değil, çünkü hafiften, Birleşik Devletler - Afganistan, Batı - Doğu, İyi Adamlar - Kötü Adamlar gibi bir klişe söz konusu, ama buraya fazla değinip tadımızı kaçırmak istemiyorum, zira Spidey 3 kadar rezil edilmemiş senaryo).

Ama hakkını vermek lazım, 3. zırh ile beraber Iron Man'in karizma şahlanıyor. Çıkan ses tonu muhteşem oluyor. Görsel efektlere diyebileceğimiz birşey yok zaten... Afganistan'dan sonra, asıl kötü adamın kim olduğunu anlıyoruz ve karşımıza ilk zırhın geliştirilmiş ve büyütülmüş modeli olan Iron Monger çıkıyor. Iron Monger, Iron Man'in 3-4 katı büyüklüğünde ve haliyle en sıkı düşmanlarından. İkisiyle arasında güzel sahneler geçiyor. Bu arada aklıma geldi, Stark'ın ve Pepper'ın peşinde film boyunca dolanan bir ajan vardı, birimini tanıtmak için uzun uzun "Strategic Homeland Intervention, Enforcement and Logistics Division" diyordu, başta hiç düşünmemiştim ama film sonrasında S.H.I.E.L.D deyince "aaa tabii ya" oldum :)

Derken tabii dakikalar birbirini kovalıyor ve film bitmiş oluyor. Yalnız filme gitmediyseniz ve gitmeyi düşünüyorsanız kast sonrasını bekleyin. Sürpriz bir sahne daha var. Bu sahnede S.H.I.E.L.D'ın lideri Nick Fury ve Tony Stark'ın bir konuşmasına tanık oluyoruz ve Fury, Stark'a "tek kahraman sen misin bakim aslanım" tarzı fırçasını attıktan sonra "Avenger Initiative"den bahsediyor. Bu da bize olası bir Avengers filmini veya en azından Iron Man 2 haberini veriyor gibi. Zaten Tony Stark rolündeki Robert Downey Jr. çoktan iki devam filmi için imza atmış bile. Ayrıca kendisini Haziran 2008'de vizyona girecek olan The Incredible Hulk'ta da göreceğiz. Ancak belirtmek gerekir ki, Robert Downey Jr. gerçekten çok başarılı bir aktör. Zodiac'ta da olduğu gibi Iron Man'de de kendine has bir havasıyla başarıyla oynuyor, tebrik ederiz. :)

Görsellik, efektler yerinde...
Sesler, müzikler tam kıvamında...
Senaryo, saptırılmamış, bekleyenleri üzmüyor, çizgi roman takipçilerini şaşırtmıyor...
Oyunculuk, herkes üzerine düşeni tam anlamıyla yerine getiriyor...

Sonuç olarak yayında ve yapımda emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Geçtiğimiz sene yaz dönemini açan Transformers'ın bayrağını çok güzel şekilde alıp ilerletecek gibi Iron Man...

Aaa unutmadan! Üstad Stan Lee bu filmde de kendini göstermiş, dikkatli izleyin davet sahnelerini. :)

Verdiğim Puan: 9/10


Devamını oku >>>

The Incredibles - İnanılmaz Aile


Tür: Komedi / Macera / Animasyon / 3D
Gösterim Tarihi: 14 Ocak 2005
Yönetmen: Brad Bird
Senaryo: Brad Bird
Müzik: Michael Giacchino
Yapım: 2004, ABD, 115 dk.

Seslendirenler: Brad Bird (Edna), Holly Hunter (Helen Parr/Elastigirl), Samuel L. Jackson (Lucius Best/Frozone), Jason Lee (Syndrome/Incrediboy), Craig T. Nelson (Bob Parr/Mr. Incredible), John Ratzenberger, Wallace Shawn (Buddy Pine), Sarah Vowell (Violet Parr)

Az önce Kanal D'de izleme şansı bulduğum İnanılmaz Aile - The Incredibles hakkında birşeyler yazayım.

Hep söylüyorum, tekrarlayayım. Pixar, animasyon konusunda gerçekten "inanılmaz" işler başarıyor. 2004 sonu, 2005 başı vizyona giren The Incredibles yaklaşık 3-4 senelik bir animasyon filmi ama izlerken her dakikasından keyif aldım desem yeridir. Şirin, eğlenceli, keyifli bir film. Grafik olarak da her ince detaya kadar işlenmiş, büyük emek sarf edilmiş...

Konusuna gelirsek... Ailecek kahraman bir ailenin, kahraman olmak isteyen ancak daha sonra kötülüğe merak saran bir çocukla başedişini görüyoruz. Kazanan tabii ailemiz oluyor ama koca bir film boyunca da türlü maceralarına ortak oluyorsunuz. Bugüne kadar niye izlemedim bilmiyorum. Pek ilgimi çekmemişti ama hata etmişim. İzlenesi bir film, tavsiye ederim...

Verdiğim Puan: 8/10

Devamını oku >>>

Nostalji Reklamlar


Az önce annemin "YouTube'da aratsana eski reklamlardan hiç var mı?" diye sorması üzerine çok şirin şeyler çıktı karşımıza :). Paylaşmak istedim birkaçını:








Devamını oku >>>

Zodiac


Tür: Dram / Polisiye / Gerilim
Gösterim Tarihi: 18 Mayıs 2007
Yönetmen: David Fincher
Senaryo: James Vanderbilt, Robert Graysmith (Kitap)
Görüntü Yönetmeni: Harris Savides
Yapım: 2006, ABD, 158 dk.

Oyuncular: Jake Gyllenhaal (Robert Graysmith), Robert Downey Jr. (Paul Avery), Mark Ruffalo (Dave Toschi), Anthony Edwards (Armstrong), Chloë Sevigny (Graysmith'in kızarkadaşı), John Terry (Charles Theiriot), Ione Skye (Kathleen John), Bijou Phillips (Linda Ferrin), John Carroll Lynch (Allen Leigh Arthur)

2 buçuk saat gözümü kırpmadan tek nefeste izlediğim harika bir film Zodiac.

Filmin, 1960 ve 1970'lerde Kaliforniya'da 'Zodiac' adı ile seri cinayetler işleyen bir katili konu alan yaşanmış bir hikâyesi var. Başrollerde ise Jake Gyllenhaal, Mark Ruffalo ve Robert Downey Jr. bulunmakta. Robert Downey Jr. ismini anımsar gibi olmuşsunuzdur elbet. Ben hatırlatayım, kendisi dün vizyona giren Iron Man - Demir Adam yani Tony Stark oluyor. Demir Adam'a da Pazartesi günü gideceğim inşallah.

Neyse, konumuz Zodiac idi. Filmin süresi bir hayli uzun. Ama her an ne oldu, ne olacak şeklinde dakikalar geçip gidiyor ve anlamıyorsunuz bile. Dakikalarla birlikte filmde yıllar da geçip gidiveriyor. Çünkü 'Zodiac' izini kaybettirmede, daha doğrusu yakalanmamakta usta bir katil ki filmin sonunu görünce ağzınız açık kalacak kesin.

Verdiğim Puan: 9/10

Devamını oku >>>

Van Helsing


Tür: Aksiyon / Korku / Fantastik
Gösterim Tarihi: 7 Mayıs 2004
Yönetmen: Stephen Sommers
Senaryo: Stephen Sommers
Görüntü Yönetmeni: Allen Daviau
Müzik: Alan Silvestri
Yapım: 2004, ABD, 132 dk.

Oyuncular: Hugh Jackman (Abraham Van Helsing), Kate Beckinsale (Anna), Richard Roxburgh (Kont Dracula), David Wenham (Carl), Will Kemp (Velkan / Kurt Adam), Shuler Hensley (Frankenstein'ın Annesi), Kevin J. O'Connor (Igor), Samuel West (Victor Frankenstein

2004 senesinde vizyona giren Van Helsing'i geçenlerde tekrar izlediğim için hakkında birşeyler yazayım dedim.

Başrollerini, X-Man ile tanıdığımız Hugh Jackman ile Underworld, Click, Pearl Harbor gibi birçok filmden tanıdığımız Kate Beckinsale'in paylaştığı Van Helsing'de, Kurt Adam, Kont Dracula ve Vampirler, Frankenstein ve Mr. Hyde gibi karakterleri görüyoruz. Filmin kendine has bir havası var. Ödül avcısı olan Van Helsing'in Mr. Hyde'ın peşine düşmesiyle açılışı yapıyor film ve atmosferine alıyor ekran başındakileri. Açıkçası Hugh Jackman ve Kate Beckinsale'e bu tarz roller çok yakışıyor (bknz. X-Men/Wolverine - Underworld/Selene).

Filmde Dracula'nın kötülüklerini dünyaya yayma arzusunu ve bunun Van Helsing tarafından durdurulmaya çalışılmasını güzel bir kurgu ve akıcılıkla izliyoruz. 2 saat 10 dakikalık film, nedense pek gişe başarısı gösteremedi ve genel olarak kötü yorumlara maruz kaldı ancak yine de keyifli, izlenebilecek bir film.

Verdiğim Puan: 8/10

Devamını oku >>>

Dünyanın en büyük bilgisayar partisi!


Euskal Encounter her yıl değişik şehirlerde düzenlenen, amatör ve profesyonel birçok bilgisayar tutkununun katıldığı inanılmaz bir organizasyon. Bu organizasyonda neler yok ki? Bu sene 24 - 27 Temmuz arası yapılacak olan organizasyonun istatistikleri şöyle:

- 4.096 bağlı bilgisayar.
- 5.700'den fazla katılımcı.
- 8 Gb/s Internet bağlantısı.
- 35.000 metre karelik alan (Bilbao Exhibition Centre (BEC)).
- 50.000 € üzerinde ödül.
- 4 gün kesintisiz aktivite.

Bu organizasyon boyunca, yazılımlar tanıtılıyor, oyunlar oynanıyor, konserler veriliyor, siteler inceleniyor... Böyle bir ortamda olabilecekleri artık siz düşünün.




Devamını oku >>>

Oyun almak için yeni bir alternatif: Oyunal.com


Oyuncular tarafından, oyuncular için kurulan Oyunal.com açıldı. Şimdilik sadece PC, Sony PlayStation 3 ve PlayStation Portable oyunlarını hızlı ve güvenli bir şekilde oyunseverlerle buluşturan site, yakın gelecekte piyasadaki tüm platformlara ait geniş ürün yelpazesiyle ziyaretçilerine ulaşıyor olacak.

Etiket fiyatının altında rakamlarla sektöre yeni bir soluk getirecek olan Oyunal.com, aynı zamanda stoktan aynı gün kargo uygulaması da yapacak. Artık oyuncuların, istedikleri oyunu uygun fiyatlarda alabilmek için mağaza mağaza dolaşmasına gerek yok. Oyunal.com’da kredi kartlarına avantajlı taksitlendirmelerle aylık çok küçük meblağlara istedikleri oyunun orijinaline sahip olabilecekler.

http://www.oyunal.com/

Devamını oku >>>