Kemalizm


İnsanın evinde, 1961'de çıkartılmaya başlanan KEMALİZM dergisinin 40 yılı devirmiş sayıları olunca bir hayli gururlanıyor -yani en azından ben öyle hissediyorum-. 1960-70 arası yayınlanan bir çok sayının tek bir yırtıksız şekilde halen elimde olması çok büyük bir hazine ve miras. Bunun için aileme teşekkür etmem lazım. İçlerindeki yazılar, makaleler, değerlendirmeler inanılmaz değerli. Velhasıl dergileri elime almış göz gezdirirken dünkü yazımda bulunan "iktisadi bağımsızlık" kavramı ile ilgili olan bir makale buldum. Aynen buraya fotoğraf halinde koymak istiyorum (resmin üstüne tıklayarak, okunacak büyüklükte görebilirsiniz):

KEMALİZM YIL 2 - SAYI 14 - EYLÜL 1963

Daha fazla söze gerek var mıdır? Biraz da "düşünme" yetinizi kullanın.

Devamını oku >>>

"Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!"



"Efendiler! Bir şeyin zararıyla, bir şeyin imhasıyla yükselen şeyler, bittabi' o şeyden zarara uğrayanı alçaltır. Hakikaten Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve medenileşmesine karşılık Türkiye tam tersine gerilemiş ve düşüş vadisine yuvarlanıp durmuştur.

Artık vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi bir takım zihniyetler belirdi.

Halbuki hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleri ile, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!

Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklalden mahrum bir millet, medeni insanlık karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye layık sayılamaz."

Mustafa Kemal ATATÜRK - 6 Mart 1922 T.B.M.M.


Görmüş olduğunuz resim TÜRK SOYUNUN kadim çınarı olup, Milattan önce 4000'den itibaren 6000 yılı aşkın geçmişini gözler önüne sunmaktadır. Bu resmi inceledikten sonra Atamızın sözünü okuyup düşünün ki, Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti ne hadiseler, ne engeller, ne zorluklar geçirmesine rağmen halen nelerle uğraşmaktadır, nasıl kan kaybetmektedir...

Kökleri 6000 yıla dayanan bir millet 60 senelik bir birliğin ağzına bakmakta, bağımsızlığını 250 yıl önce ilan eden 'koloni'ler birleşik devletlerinin her daim müttefiki olmak için de can atmaktadır.

Olay sağcıyız, solcuyuz, ocuyuz, bucuyuz değil, ortak bir paydada, Türk Milleti, Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal ATATÜRK paydasında toplanabilmektir. Bunun dışında kalanlar ('millet', 'insan' ve 'hukuk' değerlerine saygılı olan milletler, şahıslar ve fikirler elbette tenzih edilmek üzere), içerde veya dışarıda yok etmeye çalışanlar, bastığı, yaşadığı topraklar üzerinde hain planlar düşünenler, elbet ortaya çıkacaklar ve hak ettikleri muameleyi göreceklerdir.

Eğer ki Türk'ün görkemli tarihini tekrar canlandırabilmek istiyorsak, Atamızın dediği "tam bağımsızlık" kavramına dikkat etmeli, önce özelleştirme adı altındaki ekonomik istilaya karşı durabilmeliyizdir. Kendimiz için değil, çocuklarımız, torunlarımız için... Çünkü yeniyüzyılın sisteminde güçler, askeri odaklı olmaktan ziyade, ekonomi dinamiklerinde birleşmekte, parayı, ekonomiyi yönetenler siyasi, kültürel ve nihayetinde askeri gücü de elinde bulundurabilmektedirler.

Tüm bunların içinden nasıl çıkacağız diye karamsarlığa düşülmemelidir zira:

"Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

Devamını oku >>>

Hukuk ve Siyaset Okulu 8. ve son günü 13 Şubat tarihinde tamamlandı... Kısa kısa özetler...


İlk 4 günün özetini buradan okuyabilirsiniz.

Gelelim son 4 güne:

08.02.2008 Cuma

Demokratik Yaşam ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü
1. Şener ERUYGUR ADD Genel Başkanı
2. Birol BAŞARAN USİAD Genel Sekreteri
3. Gülseven YAŞER Çağdaş Eğitim Vakfı Başkanı

Konferans boyunca, sivil toplum kuruluşlarının önemi anlatılmaya çalışıldı. Ülkemizdeki nüfusun sadece % 1 gibi küçük bir kısmının bir sivil toplum örgütünde fiilen görev aldığını öğrenmemiz gerçekten acı bir istatistik. Uzunca bir bölümde de Fetullah Gülen'in ismi geçti. Pek şaşırtıcı şeyler değildi.

11.02.2008 Pazartesi

Gazeteci Gözüyle Siyasal Gelişmeler
1. Şükran SONER Cumhuriyet Gazetesi Yazarı
2. Arslan BULUT Yeniçağ Gazetesi Yazarı

Türban, laiklik konuları tartışıldı. Açıklanmaya çalışıldı.

12.02.2008 Salı

Güncel Siyaset Ekseninde Hukusal Gelişmeler
1. Prof. Dr. Mümtaz SOYSAL BCP Genel Başkanı, E.Öğretim Üyesi
2. Sabih KANADOĞLU Yargıtay Onursal Başsavcısı
3. Av. Kazım KOLCUOĞLU İstanbul Barosu Başkanı
4. Av. Hüseyin ERSÖZ ADD Kadıköy Şubesi YK Üyesi

İşte programın en çok ilgi çeken ve en kalabalık günü. Zaten birçok haberde de sayın Sabih Kanadoğlu'nun AKP kapatılmalıdır şeklindeki açıklamalarını okumuşsunuzdur. İşte o açıklamaları bu konferansta yaptı. Sayın Hocamız Mümtaz Soysal da tarihimizden bir çok konuyla bizleri bilgilendirdi.

13.02.2008 Çarşamba

Türkiye’de Sanat ve Sanatçı
1.Ataol BEHRAMOĞLU(Oturum Başkanı) Şair – Yazar
2. Bedri BAYKAM Ressam – Yazar
3. Ahu TÜRKPENÇE Tiyatro ve Sinema Sanatçısı
4. Vedat SAKMAN Müzisyen - Yazar

Güne damgasını vuran Bedri Baykam'dı. Yönetime bir hayli sitem etti ve açık açık şu an yasakları kaldırmaktan bahseden zihniyetin asıl yasakçı zihniyet olduğunu vurgulaya vurgulaya belirtti. Ki çok haklıydı. Konu sanat olunca, sanatın değeri ve hayatımızdaki yeri de anlatıldı. Gelin görün ki bu değerin ne kadar farkında olunduğu... belirsiz...

Devamını oku >>>

Anlayana...


"Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti beceriksizlik ve miskinliği itiraf etmekten başka birşey değildir."

Mustafa Kemal ATATÜRK

Devamını oku >>>

Hızlı tren var, hızlı tren var...


Tuğçe'den bu fotoğrafı koymak için daha izin almadım ama üzerine birşeyler yazmadan edemedim. Görmüş olduğunuz fotoğraf, Shanghai'daki bir trende çekilmiş. Saatte 431 km hıza çıkmış olan bu trenle, sanırım seyahatlar çok zor ve zaman alıcı olmasa gerek... Biz de yoldan çıkıp katliamlara neden olan hızlandırılmış (!) trenlerle uğraşalım, 2011'de hizmete girecek Marmaray'ı bekleyelim... Haha, daha önemlisi var, türbanı konuşalım haftalarca! İnsanlar da dakikalar içerisinde şehir değiştirerek, yolculuk etsinler, iş yapsınlar, gezsinler, görsünler...

Türkiye, yıllık 52 milyar dolar faiz ödüyor. Ki bu haftalık 1 milyar dolar eder. Düşünün bakalım 1 milyar dolarla neler yapılır? Kaç tane altyapı sıfırdan kurulur?

Devamını oku >>>

Er Ryan'ı Kurtarmak gibi savaş filmleri nasıl çekiliyor?


İşte o nefes kesici sahneler, ambians, savaş ortamı, şu şekilde oluşturuluyor:


Devamını oku >>>

I am Legend - Ben Efsaneyim


Tür: Bilim Kurgu / Dram / Aksiyon
Gösterim Tarihi: 25 Ocak 2008
Yönetmen: Francis Lawrence
Senaryo: Akiva Goldsman, Mark Protosevich, Richard Matheson (Kitap)
Görüntü Yönetmeni: Andrew Lesnie
Müzik: James Newton Howard
Yapım: 2007, ABD

Oyuncular: Will Smith (Neville), Salli Richardson (Ginny Neville), Thomas J. Pilutik (Vampir), Alice Braga (Anna), Paradox Pollack (Alpha Guard), Charlie Tahan (Ethan)

Vizyondaki taze filmlerden biri olan I am Legend - Ben Efsaneyim, Will Smith'in başarılı oyunculuk performansıyla, izleyenleri filmden doymuş olarak çıkarıyor.

Kanser'e tedavi bulduklarını sanan bilim adamları, bu tedaviyi tüm dünyada kullandıktan sonra işler ters gitmiştir ve birkaç yıl içinde dünya nüfusu katlolmuş, insanlar bir çeşit "yaratığa" dönüşmüşlerdir. Bir şekilde bağışıklığı olan Robert Neville (Will Smith) Amerika caddelerinde dolaşan tek insan olarak karşımıza çıkmakta.

Açıkçası filmin konusu biraz tanıdık. Zira salgın, virüs, insanların değişim geçirmesi gibi konuları Resident Evil, 28 Days Later isimli serilerden de görmüştük.

Ama filmde takdir edilesi noktalar da çok. Özellikle bomboş bir şehirde tek başına filmi ayakta tutan Will Smith (bir de Sam var tabii) yalnızlık ve insan psikolojisini çok güzel vermiş. Yaklaşık 1,5 saatlik filmde sıkılmadan bomboş bir şehiri izliyorsunuz. Son 10 dakika biraz hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz ama onu da kendiniz görüp değerlendirin derim... Yani filmi izlemenizi öneriyorum :).

Verdiğim Puan: 9/10

Devamını oku >>>

Aslı Güngör & Ferhat Göçer - Kalp Kalbe Karşı


Enbe Orkestrası'nın çıkardığı müthiş albümden sizlere eski bir yazımda bahsetmiştim. Bu şarkılardan biri de Aslı Güngör ve Ferhat Göçer'in beraber söylediği "Kalp Kalbe Karşı"... Çok hoş bir şarkı olduğundan buraya eklemek istedim klibi:



Sözleri:

x2
Uyandım birden seninle, gece üçü bulmamış...
Bir bulut durdu gözümde, hasret bize uymamış...

Kalp kalbe karşı derler, sen de üzüldün mü?
Ay bile çeker gider, geceyi düşündün mü?
Yanlızlık bende saklı çıkmaz bir an dışarı...
Elimde bir fotoğraf o şimdi burda olmalı.

Kalp kalbe karşı derler, sen de üzüldün mü?
Ay bile çeker gider beni hiç düşündün mü?
Sensizlik bende saklı çıkmaz bir an dışarı...
Elimde bir fotoğraf o şimdi burda olmalı.

Devamını oku >>>

Hukuk ve Siyaset Okulu 4. günün ardından...


4 Şubat'tan beri arkadaşlarla takip ettiğimiz -ki bu arkadaşlardan biri pirasoglu.com ;)- Atatürkçü Düşünce Derneği ve Kadıköy Belediyesi'nin hazırlayarak, Marmara Üniversitesi Haydarpaşa Kampüsünde gerçekleştirilen 8 günlük konferans dizisinin 4. günü olan bugünün sonunda üç beş not düşeyim istedim.

Öncelikle tabii ki, organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etmek lazım. Gerçekten uğraştırıcı ve meşakatli bir iş. Konferans salonu çok şık, zaten Haydarpaşa Kampüsü gibi görkemli bir binanın yeterliliği var.

Lafı dolandırmadan 4 gündür neler olduğunu kısaca bir anlatmak isterim:

İlk gün, Türkiye’nin Jeopolitiği başlıklı konuyu aktaran, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar HACISALİHOĞLU idi. Maalesef Kadıköy Belediye Başkanı sayın Selami Öztürk'ün 45 dakika kadar geç kalmasıyla program bir hayli gecikti, ama hocamız süre konusunda esnek davranarak, Jeopolitik konusunu yayıp tabii ki Türkiye'nin önemini, bu önem sebebiyle önüne koyulan engelleri, bu engellerin kimler tarafından hangi sebeple, ne şekilde koyulduğunu, Avrupa Birliği'ni A.B.D'yi uzunca bir şekilde anlattı. Çok akıcı bir şekilde sıkılmadan ilk günü başarıyla geçirdik.

İkinci gün, AB: Gelecek mi? Hayal mi? konusu, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erol MANİSALI tarafından işlendi. Zaten konular sebebiylen, konuşmalar hep genel bir Türkiye'nin karşısındaki tehditler, düşmanlar, engeller, vb. şeklinde nitelendi.

Üçüncü gün, Türkiye’nin Yakın Tarihi:

Prof. Dr. Özer OZANKAYA - Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Mahmut Deniz TANSİ - Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Barış DOSTER - Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi

3 hocamız bize hararetli bir şekilde yakın tarihten, Mustafa Kemal'den, laiklikten, Cumhuriyetten, ve daha pek çok şeyden aktarımlarda bulundular. Notlarım arasında, Türkiye sınırları içindeki bankaların büyük bir oranla yabancıların eline geçtiği, borsadaki yatırımcıların %80 civarında yine yabancıların olduğu yönünde. Bu istatistiklerin bağlandığı nokta şuydu: "İktisadi bağımsızlık olmadan, tam bağımsızlık olmaz!"

Dördüncü gün yani bugün ise Demokrasi Anlayışımızve Siyasi Partiler konusu sebebiylen CHP, DSP ve MHP'den temsilciler katıldılar. CHP temsilcisi: Koray YÜCEL, DSP Temsilcisi: Soydal SILAY, MHP Temsilcisi: (ne yazık ki şu an hatırlayamıyorum). Konu demokrasiydi ve haliyle her parti temsilcisi kendi partisinin görüşlerini aktarıyordu ama ne yazık ki salondaki herşeye muhalefet bazı 1960 kuşağı ve gerisi nesiller "parti propagandası yapmayın" şeklinde diye bağırmaya başladılar. Ben böyle saçmalık görmedim, 4. günün konusu belli, gelenler belli. O insanlar oraya zaten partilerinin sıfatıyla gelmişler her hangi bir öğretim üyesi insanlar değil ki sana akademik bilgiler anlatsınlar. Beğenmediysen çıkar gidersin, burası bir miting alanı değil birşey değil, "OKUL" olarak adlandırılmış bir konferans programı ve laf atarak bağararak, bizim gibi dinlemeye çalışan ve konuşma sonunda soru sormak isteyen kişilerin hangi gerekçeye dayanarak haklarını gasp ediyorsunuz? Durum böyle olunca tabii zaman geçti, konuşmalar uzadı ve soru sormaya imkân bulamadık! Rahmetli Bülent Ecevit'ten, Dadaloğlu'ndan şiirler dinleyerek, MHP'nin iç tüzüğünü öğrenerek, CHP'nin artık "Deniz Baykal'ın" partisi olduğunu öğrenerek günü kapatmış olduk...

Diğer günleri de başka yazılarla aktaracağım.

Son haftanın yazısı için tıklayın.

Devamını oku >>>

Unutmadık seni Barış MANÇO çünkü sen unutulmazsın Barış Abi...


1999... 31 Ocak'ı 1 Şubat'a bağlayan gece kaybettik Barış Abimizi... 9 sene ne kadar çabuk, ne kadar hızlı geçmiş... Dün gibi hatırlıyorum o sabah televizyonlarda aldığım haberi. Önce bir şok, inanamama, sonrasında da bütün bir gün hatta hafta süren göz yaşları ve hüzün...

Ah Barış Abi ah... Senin şarkılarınla, programlarınla büyümüş bir nesilin genci olarak kırgınım sana, çok erken bıraktın bizi... Daha çıkartacak albümlerin, verecek konserlerin, yapacak programların vardı halbuki... Dünyaya bizi tanıtıyordun, bizim kültür elçimizdin aynı zamanda. Uzakdoğu'ya "domates, biber, patlıcan" demeyi bile sen öğrettin.

Ama aslında hâlâ yaşıyorsun sen doğru... Yaptıklarınla, bıraktıklarınla, eserlerinle hergün bu dünyada ismin yüzlerce kez anılıyor, her gün insanlar zamanlarının bir kısmını senin kliplerini, filmlerini, şarkılarını dinlemek/izlemek için ayırıyorlar. İlk çıkardığın albüm bile bugün, o günkü değerinden gram kaybetmeden beğenilerek sevilerek zevkle dinleniyor.

Çünkü sen o eşsiz müzikleri, anlamlı sözlerinle birleştirerek, bize hep birşeyler anlatmaya çalıştın esasında. Ve insan bunu yıllar geçtikçe daha iyi anlıyor, tıpkı bir şarabın yıldan yıla değerlenmesi gibi... İşte senin de şarkıların böyle Barış Abi... Bunu ben kelimelerle çok iyi anlatamam, işte buyrun kendiniz bir izleyin, ne kadar güzel söylemiş, Halil İbrahim sofrasında...


Sözlerin güzelliğine dikkat ettiniz mi, işte bu şarkı, olanların sadece binde biridir... Yüzlerce şarkı, onlarca albüm, hangi birinden bahsedeyim?

Size Barış Manço hakkında bilgilerin yer aldığı bazı site adresleri vereyim:
http://www.barismancomix.com/
http://www.barismanco777.org/
http://tr.wikipedia.org/wiki/Barış_Manço

barismancomix.com adresinde verilen bir haberi de aktarayım:

"3 ŞUBAT 2008 ANMA ORGANİZASYONU

Barış Manço 7'den 77'ye Dolu Dizgin Barış ve Sevgi Derneği'nden yapılan açıklamada 3 Şubat 2008'deki anma organizasyonunun aşağıdaki programla yapılacağı belirtilmiştir:

09:30 Toplanılarak 10:30'da KASDAV Moda Gönüllüleri'nin önünden araçlara binilecek, 11:00'da Kanlıca Mihrimah Sultan Kabristanı'na hareket edilecek

12:00 Kanlıca Mihrimah Sultan Mezarlığı'nda dua edilecek

13:00 - 15:00 arası Moda Caddesi Moda Kup önünde Moda Esnafı ve halkı ile Barkovizyondan Klipleri izlenecek, şarkılarını dinlenecek, Barış Manço'yu aramızdan bedenen Ayrılışının 9.yılında anılacak.
19:00 KASDAV Moda Gönüllüleri Semt evi'nde Barkovizyondan Barış Manço'nun ilk ve tek filmi Baba Bizi Eversene izlenecek.
"

Konuş, konuş; yaz, yaz bitmez ki bu hikaye... Seni özledik Barış Abi... Merak etme, unutulmazsın sen, sanatçıların sanatçısı...



Devamını oku >>>