Gösterim Tarihi: 24 Ekim 2008
Yönetmen: Tolga Örnek
Senaryo: Murat Dişli, Tolga Örnek
Müzik: Demir Demirkan
Yapım: 2008, Türkiye
Oyuncular: Taner Birsel (Gündüz), Halit Ergenç (Uğur), Vahide Gördüm (Suna), Selçuk Yöntem (Latif), Uğur Polat (Sami), Serhat Tutumluer (İsmet), Ali Düşenkalkar (Hayati), Onur Ünsal (Necip), Sait Genay (Cemal Gürsel), Altan Gördüm (Recep), Seçil Mutlu (Nilüfer), Ahmet İlker Okumuş (Erdoğan), ve Haluk Bilginer
Bugün 16:45 matinesine gittiğim Devrim Arabaları beni öyle etkiledi, öyle büyüledi ki, o saatten beri, eve gelip siteye nasıl bir yazı hazırlayacağım diye içim içimi yiyordu. Açıkçası halen de o durum devam ediyor, çünkü bu sefer de filmi layığıyla anlatamam diye korkuyorum.
Neyse, en azından giriş bölümünü güzel bir şekilde atlattık ve sadece girişten bile filmi ne kadar beğendiğimi anlamışsınızdır. Gelelim biraz daha ayrıntı vermeye. Devrim Arabaları her anlamda; senaryosuyla, kurgusuyla, çekim tekniğiyle*, oyuncu kadrosuyla, oyuncuların şahane performanslarıyla, tarihi bilgileri ve kesitleri ile, diyalogları ve replikleri, Demir Demirkan imzalı müzikleri ile harika bir film.
Filmin ayrıntıları için yazının devamını okuyunuz...
(*) Tolga Örnek filmle ilgili bir röportajda Devrim Arabaları'nı HD (High-Definition) Kamerasıyla çektiklerini söylemişti, gerçekten de çok pürüzsüz, net ve çözünürlüğü yüksek bir film.
Filme gitmeden önce hem beklentilerim hem de korkularım vardı. Beklentilerim, ilk Türk arabası Devrim'in yapılışının her ayrıntısına kadar işlenmesi ve bizlere sunulması yani uzunca bir atölye çekimi olması, bunun yanında da tüm arka planın ve masa başı entrikalarının aktarılabilmesiydi; korkularım ise bunlarının hiçbirinin olmayıp yüzeysel bir tarih taramasıyla karşılaşıp filmden çıkmaktı. Fakat tam da beklediğim yönde, her 10 dakikada bir "tam beklediğim gibi bir film olmuş!" diyerek, filmin duygu ve atmosfer şölenine kapılıp gittiğim bir filmdi Devrim Arabaları gerçekten ve film başlamadan önce var olan korkum, film başladıktan sonra büyük bir hazza dönüştü ilk saniyeden son saniyeye kadar.
Film boyunca hop oturup hop kalktım ve Devrim'i imal etmeye çalışan 23 mühendise, artı bir olarak eklendim diyebilirim. Devrim ortaya çıktıkça sanki ben de orada onu üretiyormuşçasına sevince kapıldım ve gururlandım. Hatta bir iki sahnede neredeyse ayağa kalkıp alkışlayasım vardı ama tuttum zar zor kendimi. Tabii aynı şekilde karşılaşılan güçlükler, zorluklar, aksilikler, entrikalar, yol tıkayıcılardan ötürü de sinirlendim, öfkelendim, üzüldüm... Kimi zaman da gözlerim doldu.
İkidir entrika kelimesini kullanmaktayım farkındaysanız. 47 sene boyunca Devrim bize ne kadar da yanlış aktarılmış, bunu gördüm çünkü. Ve Tolga Örnek o kadar dolu dolu bir film yapmayı başarmış ki, içerdiği ince mesajlarla, memleketin yıllardır belini doğrultamamasına neden olanları tam 12'den vurmuş, öyle böyle değil.
Örneğin Selçuk Yöntem'in oynadığı karakter Latif'in öyle konuşmaları, öyle lafları var ki, inanılmaz. Özellikle Mustafa Kemal'in emriyle kurulan Tayyare Fabrikası'nı anlatması çok iyi olmuş. Bu fabrika onlarca uçak yapmayı başarmış ve hatta öyle noktaya gelmiş ki Hollanda'dan sipariş bile alınmış uçak üretimi için fakat bir şekilde siparişler kabul edilmemiş ve ardından güzelim tayyare fabrikası, traktör fabrikasına çevirilmiş*. Bunun üzerine de Selçuk Yöntem'den şöyle bir cümle geliyor: ‘Türkiye’de hiçbir başarı cezasız kalmaz!’. Gülsek mi, alkışlasak mı, ağlasak mı bilemiyorum bu lafın üzerine...
(*) Uçak sanayimiz ile ilgili daha ayrıntılı bir makaleyi buradan KESİNLİKLE iyice bir okuyun ve düşünün önce. Genç Cumhuriyet şöyle yaptı böyle yaptı, siyasi otorite komik duruma düştü diye kısa film yapana kadar, 1938'den sonrası için de kısa filmler yapsak bir, ne olmuş ne bitmiş, kimler neler yapmış bir görsek o ironik işlenişlerle, şahane olur değil mi?
Devam edelim filmi anlatmaya... 23 insanın ve onlarla beraber ailelerinin 130 gün içinde canlarını dişine takarak, el emeği göz nuru ortaya çıkardıkları 1 değil 2 araba, hiçbir yerde değil de, masa başındaki ve perde arkasındaki siyasi oyunlar ve engellemelerden çalışmıyorlar esasında. O kadar çok karalıyorlar, o kadar çok önüne geçmeye çalışıyorlar ki projenin, inanamıyorsunuz üst mevkilerdeki insanların gerçekten bunları yapabildiğine, çünkü onlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, insanı nihayetinde... Araba ürettiğimiz taktirde, fındık ihraç edemeyeceğimizi savunan zihniyete, şimdi fındıktaki durumu sormak lazım gerçekten.
Gerçi film pek girmemiş o boyuta sanırım ama yanlış bilmiyorsam, bugünün büyük şirketlerinin de Devrim Arabası'nın baltalanmasında parmağı var diye okumuştum bir yerlerde. Dışardan gelecek yabancı ortaklıklar ve yatırımlar daha kârlı ve tatlıymış.
Nihayetinde projeyi iptal edebilmek ve Devrim Arabası'nı karalayabilmek için ellerini ovuşturanlar, benzinin bitmesi sebebiyle duran ilk siyah arabayla ellerine geçen şansı hemen değerlendiriyor ve ortalığı öyle velveleye veriyorlar ki, olay 47 sene boyunca "gitmeyen araba" olarak gelmeyi başarıyor günümüze ve aslında bir başarı ve kahramanlık öyküsü, başarısızlık olarak lanse ediliyor. Yani en büyük kazığı kendi kendimize atmış oluyoruz aslında yıllar yılı. Ama o tüm 130 günlük sürecin ne kadar gurur verici ve başarılı bir eser(*) çıkardığını filmi izleyince siz de gözleriniz dolarak izleyeceksiniz, buna emin olun.
(*) 29 Ekim sabahı, Devrimler motosikletli oldukça kalabalık bir trafik ekibinden oluşan eskortun arasında yola çıktı. Çıktı ama, eskorttakiler, benzin alma işinden haberleri olmadığı için, Mobil’ e uğramadan yola devam ettiler. Meclis’ in önüne gelindiğinde durum anlaşıldı, acele getirilen benzin 1. Arabaya kondu. 2 numaraya konacağı sırada Cemal Paşa Meclis’ in önüne gelmiş ve Anıtkabir’e gitmek üzere 2 numaralı Devrim Otomobiline binmişti. Yola çıkıldı. Fakat 100 m. Kadar sonra motor öksürerek durdu. Cemal Paşa’ nın “ Ne oluyor ? “ sorusuna direksiyondaki Yüksek Mühendis Rıfat SERDAROĞLU “ Paşam, benzin bitti. “ cevabını verdi. Paşa’ dan özür dilenilerek 1 numaralı Devrim’ e geçmesi rica edildi. Buna uyan Cemal Paşa Anıtkabir’ e bu otomobil ile gitti. İnerken ünlü “ Batı kafasıyla otomobil yaptınız ama, doğu kafasıyla benzin ikmalini unuttunuz ” sözlerini söyledi.
Ertesi gün bütün gazetelerin söz birliği etmişçesine “ 100 metre gidip bozuldu “ başlığını attıkları 2 numaralı Devrim, aynı gün Hipodrom’ daki geçit törenine katılıyor, ne bundan, ne de Cemal Paşa’ nın Anıtkabir’ e bir başka Devrim otomobili ile gittiğinden söz ediliyor; yalnızca haber, yorum ve fıkralarda harcanan bunca paranın boşa gittiğinden dem vuruluyordu. Oysa aynı yıl Tarım Bakanlığı bütçesine konmuş bulunan “ At neslinin ıslahı “ için 25 Milyon TL. ödenek ve sonucundan kimse söz etmiyordu.
Karoseri Grubundan Y.Mühendis
Salih Kaya SAĞIN’ ın
Yazısından derlenmiştir.
NOT: 1961 yılında 4 adet üretilen DEVRİM Otomobillerinden sadece birisi günümüze ulaşmıştır. TÜLOMSAŞ Müzesi bahçesinde, özel olarak yapılan camlı garajda muhafaza edilen DEVRİM Otomobili halen çalışır durumdadır.
Kaynak: http://www.devrimotomobil.com/main.php?kid=338
Bu başarılı film sayesinde de günümüze kadar yanlış ulaşmış bir öykünün nasıl bir başarı macerası olduğunu anlamış olup, Türk Mühendislerinin bir Türk Arabası yapabileceğini ve bunun 47 sene sonra bugün bile çalıştığını öğrenmiş olduk ve aynı şekilde Türk Sineması'nın da neler başarabileceğini de izlemiş olduk.
Her şeyden evvel, o yıllarda Devrim Arabaları'nı yapabilmek için her türlü emeği ve fedakârlığı gösteren mühendislerimize ve onların ailelerine büyük bir özür ve teşekkür borcumuz var. Ne yazık ki haklarını ancak 47 sene sonra böyle bir filmle teslim edebiliyoruz. Dolayısıyla da tüm film ekibine de böyle tarihsel değeri olan bir filmi Türk Sinema Arşivi'ne kattığı için de ayrıca teşekkürlerimi sunarım.
Tüm bu nedenlerden de Devrim Arabaları'na gidin, izleyin, izlettirin!
Filmin resmî İnternet adresi: http://www.devrimarabalari.com/
Devrim Arabaları'nın İnternet adresi: http://www.devrimotomobil.com/
Verdiğim Puan: 10/10








7 Yorum:
07 Kasım 2008 Cuma 23:31
"Türkçe çok yakıştı" deniyor ya bir sahnede işte olay orda.
Gerek oyunculuk gerek hikaye gerekse çekim açısından film çok güzeldi.
Ayrıca Haluk Bilginer de son sahnedeki performansıyla arabaların yapımındaki emeği, umudu, heyecanı ve özlemi çok iyi özetliyor.
Herkese izlemesini tavsiye ederim.
28 Kasım 2008 Cuma 10:34
Hala aynı dolapları çevirmiyorlar mı? Ayaklar baş olabilmek için kaç güzel başı ezdi? Bir düşünebilsek, anlayabilsek!
Keşke dizisini de yapsalar, televizyon tek bilgi ve eğlence kaynağı çoğu kişi için çünkü...
10 Ocak 2009 Cumartesi 18:38
Müjde!
Filmin 2009 Bahar'da tekrar vizyona girmesi dedikoduları dolaşıyor ortalıkta!...
12 Mayıs 2009 Salı 22:17
yazını çok beğendim bugünün tarihi 12 mayıs 2009 devrim arabaları 2 hafta önce terkar vizyona girdi ve sinemada izledim film beni de çok etkiledi
16 Mayıs 2009 Cumartesi 01:58
Evet, çok güzel film çok.
15 Haziran 2009 Pazartesi 14:16
Uçak sanayi makalesi açılmıyor.Bilgin olsun.
18 Haziran 2009 Perşembe 21:36
Haber verdiğin için teşekkkürler. Bulmak lazım başka bir yerden. :)
Lütfen ADSIZ olarak yorum BIRAKMAYIN.
Adı/URL seçeneğiyle en azından adınızı yazın.
URL (İnternet Adresi) bölümüne Web Siteniz var ise http:// protokolü ile adres yazın. Yoksa boş bırakabilirsiniz.
• <b>, <i>, <a> gibi temel HTML etiketlerini kullanabilirsiniz.
• Küfür ve hakaretten uzak duralım, Türkçemizi düzgün kullanmaya çalışalım.