Gene Kelly - Singin' in the Rain


Ne güzel filmdir Singin' in the Rain... Gene Kelly'nin müthiş performans sergilediği 1952 tarihli film 55 sene sonra bile halen izlenebilirliğinden, kalitesinden, popülerliğinden hiçbir şey kaybetmemiş durumda. Sözlerinin Arthur Freed, müziğinin ise Nacio Herb Brown tarafından yapıldığı Singin' In The Rain ilk kez 1929 yılında yayınlanmış. O günden bugüne de bir çok filmde kullanılmış. Buyrun bir izleyin o meşhur sahneyi:


İşte sözleri:

Doo-dloo-doo-doo-doo
Doo-dloo-doo-doo-doo-doo
Doo-dloo-doo-doo-doo-doo
Doo-dloo-doo-doo-doo-doo...

I'm singing in the rain
Just singing in the rain
What a glorious feelin'
I'm happy again
I'm laughing at clouds
So dark up above
The sun's in my heart
And I'm ready for love
Let the stormy clouds chase
Everyone from the place
Come on with the rain
I've a smile on my face
I walk down the lane
With a happy refrain
Just singin',
Singin' in the rain
Dancin' in the rain

Dee-ah dee-ah dee-ah
Dee-ah dee-ah dee-ah
I'm happy again!
I'm singin' and dancin' in the rain!
I'm dancin' and singin' in the rain...
***
Why am I smiling
And why do I sing?
Why does September
Seem sunny as spring?
Why do I get up
Each morning and start?
Happy and head up
With joy in my heart
Why is each new task
A trifle to do?
Because I am living
A life full of you.

Devamını oku >>>

The Butterfly Effect - Kelebek Etkisi


Tür: Dram / Gerilim / Bilim Kurgu
Gösterim Tarihi: 9 Nisan 2004
Yönetmen: Eric Bress, J. Mackye Gruber
Senaryo: J. Mackye Gruber, Eric Bress
Görüntü Yönetmeni: Matthew F. Leonetti
Müzik: Puddle of Mudd, Michael Suby
Yapım: 2004, ABD, 113 dk.

Oyuncular: Ashton Kutcher (Evan Treborn), Amy Smart (Kayleigh Miller), Kevin Schmidt (13 yaşındaki Lenny), Melora Walters (Andrea Treborn), Elden Henson (Lenny Treborn), Eric Stoltz (George Miller), John Patrick Amedori (13 yaşındaki Evan), Cameron Crigger (8 yaşındaki Tommy), William Lee Scott (Tommy Miller), Brandy Heidrick (Kristin), Logan Lerman (7 yaşındaki Evan Treborn)

"It has been said that something as small as the flutter of a butterfly's wing can ultimately cause a typhoon halfway around the world." -Chaos Teory

"Denir ki; kelebeğin kanat çırpışı gibi küçük bir şey, dünyanın yarısını dolaşacak bir tayfuna neden olabilir." -Kaos Teorisi


İşte Butterfly Effect / Kelebek Etkisi'nin ilk sahnesinde bu yazıyı görüyorduk. 2003 yılında vizyona giren film, bu konudaki diğer bir çok filme göre daha popüler olmayı başarmıştı. Bunun nedeni belki ünlü oyuncuların yer alması, belki de daha ilgi çekici bir Hollywood yapımı olmasıdır, bilemiyorum. Aslında filmi ben de çok beğenmiştim. Zira yer yer boşluklar ve kopukluklar olsa da (ki böyle bir konuda olmaması mümkün değil) güzel işlenmiş ve teknik olarak da başarılı bir şekilde beyaz perdeye yansıtılmış bir film Kelebek Etkisi.

Oldukça sürükleyici bir yapıda olmadı, 2 saat boyunca tırnaklarınızı yemenize sebep oluyor ki, filmin sonunda her şeye farklı bir anlamla bakar hale geliyorsunuz. Benim de hayat felsefeme ve yaşam anlayışıma çok katkısı olan bir filmdir Kelebek Etkisi. Zaten asıl değinmek istediğim nokta da, kelebek etkisi ve kaos teorisi kavramları.

Çok teknik açıklamaları da olsa basit olarak bu iki kavram, dünyadaki en küçük bir hareketin veya davranışın, katlanarak çoğaldığını ve çok büyük bir hale gelerek, büyük etkilere sebep olabileceğini esas alır. Resimdeki kelebeğe benzeyen grafik de bunu anlatmaktadır. Bu her insanın hayatında rahatlıkla görebileceği ve üzerine düşünüp, felsefe edinebileceği bir şey. Yaptıklarınızın kim bilir kaç kişiye etki ederek, ne kadar büyük bir çevreye yayıldığını kendiniz küçük örneklerle çıkartabilirsiniz.

Örneğin beni dışarı bir kahve içmeye çağıran bir arkadaşıma verebileceğim iki farklı yanıt var. Kabul etmek veya etmemek. Kabul ettiğimi düşünelim, arkadaşımla çıkacağız, kahve alacağız, kahve veren kişiyle konuşacağız, dışarıda belki değişik insanlarla konuşacağız, eve farklı bir saatte gelip evdekilerle değişik bir sohbet içerisine gireceğiz mesela neler yaptığımızı anlatacağız gibi (ki aynı şekilde karşı tarafta da böyle bir durum söz konusu olacak). Belki gittiğimiz yeri çok beğendiğimiz için bunu başka bir arkadaşımıza söyleyip, onun da ileride oraya gitmesine sebep olacağız. Bir de diğer şıktan bakalım. Kabul etmezsek, arkadaşımızla hiç görüşmeyeceğiz, başka şeylerle uğraşıp, belki başka olaylarla karşılaşacağız ve bu şekilde bir çember büyüteceğiz.

Yani bence bu teorinin mantığı ile hayatımıza yön verirken iki kere düşünmemizi sağlayabilir, belki daha sağlıklı kararlar verebiliriz derim ben.

Bu arada siz filmi de kesin izleyin...

Verdiğim Puan: 9/10

Devamını oku >>>

Alnımızın akıyla çıktık ilk sınavlardan...


İlk dönemin ilk sınavlarının sonuçlarını aldık. Çok şükür notlar pek mutlu edici. Böylece 4. senenin ilk çeyreğini başarıyla atlatmış olduk, inşallah böyle devam eder...

Devamını oku >>>

Makro İktisat (Ekonomi) Yazı 2


Sağolsun Google, ilk yazdığım Makro İktisat yazım nedeniyle, aramalarda beni ilk sayfada çıkartıyor. Bu yüzden gelenleri boş yollamayalım diye bir yazı daha yazayım dedim konuyla ilgili.

Hoş gerçi bir Uluslararası İlişkiler öğrencisi olarak Makro İktisat alanında yazabilecek çok derin bilgi birikimim yok (iktisatçılara nazaran tabii, yanlış anlaşılmasın). Ancak yine de bu dönem üniversite vizelerimizi yeni verdiğimiz için taze çalışmalardan ötürü halen birçok konu aklımda. Makro İktisatın temelleri, Klasik Model, Keynesyen Model ve IS-LM-BP ile AD-AS modelleri üzerinde şekilleniyor.

Klasik modelin en önemli öncüsü Adam Smith'tir. Klasik ekonominin baz aldığı prensip, devletin ekonomiye (piyasaya) asla müdahale etmemesi gerektiği yönündedir. Çünkü piyasada kendiliğinden oluşan bir denge vardır (görünmez el) ve bu her zaman sağlanacaktır. Bunun nedeni piyasada işsizliğin olmadığı (tam istihdam) varsayılmasındandır. Tam istihdam esasen sadece insan bazlı düşünülmemesi gerekli. Zira bu bir üreticinin optimum seviyede üretim yapabilmesi için ihtiyacı olan herşeyi kapsamaktadır (ham madde, iş gücü, vb.). Ancak modelde iş gücü piyasası esas alınır. Klasik teori ekonomide tam istihdamı vurguladığı için tüm dengeyi de bunun üzerinden sağlar.

Keynesyen teori ise 1920'lerin sonu ve 1930'larda yaşanan Büyük Buhran'dan sonra genel onay görmeye başlayan bir ekonomik modeldir. Zira Klasik ekonomi işlememiş çökmüştür. John Maynard Keynes tarafından ortaya sürülen Keynesyen teori, Klasik teoriye birçok konuda karşı çıkmaktadır. Devlet ekonomiye gerekli gördüğü yerlerde müdahale etmelidir demektedir çünkü asla tam istihdam durumu bulunmamaktadır. Ki günümüze bakarsak doğruluğu gözle görülebilir bir durum.

IS-LM (Investment/Saving equilibrium - Liquidity preference/Money supply equilibrium) modelleri ise, faiz oranlarının yatırım ile tasarruflara ve likidite ile para arzına etkisini göstermekte kullanılır. Basit olarak özetlemek gerekirse faiz oranları piyasadaki para arzına ve para talebine bağlıdır. Eğer ki para talebi arttığında, para arzı sağlanmazsa, piyasadaki para miktarı azalacağından faiz oranları yükselecektir (işte devletin müdahale edebileceği bir nokta, para arzı sağlayarak faiz oranlarını düşürebilir.). Modeldeki ilişki ise şöyledir. Faiz oranları yüksek olduğunda yatırımlar düşecektir çünkü üreticilerin yapacakları yatırımların maliyetleri yükselmiş olacaktır.

Grafikte gördüğünüz i (interest rate - faiz oranı) ve y (yield - gelir) kavramlarını ifade etmektedir. IS eğrisi sağa kaydığında, faiz oranları ve gelir de yükselmektedir. Bunun nedeni, sabit harcalamardaki artışın gelir düzeyini yükseltiyor olması, artan gelir düzeyinin para talebini arttırması nedeniyle (para arzı sabit olduğundan) faiz oranlarının da yükselmesine sebep olmasıdır. LM eğrisi sağa kaydığında ise, faiz oranları düşer ve gelir düzeyi artar. Bu da para arzının artmasına bağlı olarak düşen faiz oranlarına karşın yatırımların artmasıyla gelir düzeyinin yine artacağını göstermektedir.

Şimdilik bu kadar diyorum ancak, hazır olunca bazı temel ekonomik kavramlar ve BP, AD/AS modelleri ile geri döneceğim, beni okumaya devam edin...

Makro İktisat (Ekonomi) Yazı 1
Makro İktisat (Ekonomi) Yazı 3

Devamını oku >>>

Ev barfiksi (Kapı ve duvar için)


Yazın başında aldığım Dunlop marka barfiks hakkında bilgi vermek istedim. Resimde gördüğünüz üzere uzunca bir metal bar olan barfiks duvarlara ve kapılara monte edilmek için üretilmiş bir ürün. Beraberinde iki tane vida ile geliyor ve bunları monte etmek istediğiniz yere takıp barı da üstüne sıkıştırıyorsunuz. Ancak eğer yapılı ve ağır bir vücudunuz var ise (ve tabii tadilat işlerinden anlıyorsanız) benim tavsiyem kapı yerine duvar (mesela holler) seçmeniz ve kendi küçük vidaları yerine büyük beton vidaları kullanmanız. Bu sayede çok daha sağlam bir barınız olacaktır. Şöyle ki:

Ben bu şekilde hole monteli şekilde kullanmayı tercih ettim. Yanlış hatırlamıyorsam barın 110 santimetreye kadar açılma kapasitesi var ve 90 KG ağırlığa kadar taşıyabiliyor.

Peki barfiks nasıl çalışılır? Öncelikle barfiksin kendi boyunuzun üstünde olmasına (hatta uzanabileceğinizin bile azıcık yukarısı) dikkat edin. Çünkü havada asılı kalmak önemli bir nokta. İlk seferlerde yapamıyorsanız üzülmeyin, pes etmeyin. Bu iş 1, 2, 3 ile başlar, günlük 15 - 20'lik 4 setlere kadar yükselir. Ben ilk başladığımda neredeyse kendimi bile çekemiyordum. Şu an bir seferde 25 kere düz geniş veya ters geniş çekebiliyorum kendimi (85 kiloyum, 1.90 m. boyum var). Bu sayede omuzda, kol ve göğüste büyük gelişmeler sağlayabiliyorsunuz. Hatta ileride bacaklarınızı dizlerden çekerek karın çalışmaları bile yapabilirsiniz (ama tabii barfiksi sağlam taktığınıza emin olun). Ancak çalışmalarınızı çok fazla zorlamadan yavaş yavaş geliştirerek yapmaya dikkat edin ki incinmeler yaşamayın.

Devamını oku >>>

Ratatouille


Tür: Komedi / Animasyon
Gösterim Tarihi: 24 Ağustos 2007
Yönetmen: Brad Bird, Jan Pinkava
Senaryo: Brad Bird, Jan Pinkava
Müzik: Michael Giacchino
Yapım: 2007, ABD, 110 dk.

Seslendirenler: Patton Oswalt (Remy), Brian Dennehy, Janeane Garofalo, Brad Garrett (Auguste Gusteau), Ian Holm, Ashley O'Connor, Adam Scott

Pixar ve Walt Disney hakikaten animasyon filmleri konusunda her seferinde kendilerini aşıyorlar. Yeni izlediğim Ratatouille de bu başarıda bir animasyon filmi. Bir fare olan Remy'nin kalıbına sığamayarak kendinden büyük işlere kalkışmasını anlatan filmde, güldürücü, düşündürücü ve önemli mesajlar içeren o kadar çok sahne var ki, gerçekten izlenmesi gereken kaliteli bir eser olmuş.

Efendim kısaca şöyle, dediğimiz gibi Remy yaşadıkları evin televizyonundan sürekli yemek tarifleri programı izlemektedir. Aynı zamanda mutfakta bulunan yemek tarifi kitabını da sonuna kadar okumuştur. Aşçılık konusunda bir hayli bilgiye sahip hale gelmiştir. Yaşadıkları maceradan sonra Paris'in göbeğine düşen Remy, ünlü bir restorandaki Linguini ile "ortak" olur ve yemek serüveni böylelikle başlamış olur... Bu ortaklık süresince pek güzel konuşmalar geçmekte film içerisinde. Gerçi söylemeden edemeyeceğim, Paris'in içine Fransız aksanlı İngilizceyi sokmuşlar, gerçekten ne diyeceğimi bilemiyorum bu konuda...

Peki diyeceksiniz ki, iki başrol oyuncusunun adı Ratatouille falan değil, e nerden geliyor bu Ratatouille ismi? Şöyle ki, filmi izleyince de göreceksiniz, Ratatouille (tam ismiyle Ratatouille Niçoise) yazın taze sebzelerle hazırlanan pratik bir geleneksel Fransız yemeği. Filmin finali bu yemekle olduğu için yeterince üzerinde duruluyor. Nasıl bir yemektir bu diye araştırmalar yaparken bu adreste ayrıntılı bir tarifini buldum. Meğersem bizim İmam Bayıldı ile benzer bir yemekmiş.

Verdiğim Puan: 10/10

Devamını oku >>>

Şov devam ediyor Freddie...


Geçen gün yazdığım Queen yazısının ardından şimdi de Mercury üstad için yazıyorum. Zira bugün Freddie Mercury'nin 16. ölüm yıldönümü... 24 Kasım 1991 tarihinde müzik dünyasından göçüp giden Mercury, hiç şüphesiz ki bu alanda bıraktığı sayısız eserle hiç unutulmayacaktır. Fazla söyleyecek birşey bulamıyor ve sizleri şimdi "Who Wants to Live Forever" klibi ile başbaşa bırakmak istiyorum.


Devamını oku >>>

24 Kasım Öğretmenler Günü ve Haftası...


Bildiğiniz üzere bazı ülkelerde öğretmenler için özel günler vardır. Türkiye'de öğretmenler günü 24 Kasım'da kutlanır. Bunun nedeni, bugünün Millet Mektepleri'nin açılışı ve Atatürk'ün Başöğretmenliği kabul ediliş tarihi olmasıdır. Öğretmenler Günü Mustafa Kemal Atatürk tarafından tüm öğretmenlere adanmıştır. Ata'mız öğretmenlere: "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır!" diye seslenmiştir.

Devamını oku >>>

Dahi anlamındaki "de" bağlacı ayrı yazılır!


Örneklerle açıklayalım:

"Ahmet'in kalemi var."
"Mehmet'in de kalemi var."

"Haklısın, bu işi yapmalıyız... Ama bence dediğimi de düşün."

Bağlaç ne olabilir ki? (Bağlaç olan "ki" de ayrı yazılır.)

E bravo: http://www.dahianlamindakideayriyazilir.com/

Devamını oku >>>

"Sam Amca" seni istiyor!


Birçok kişi bu posteri illa ki bir filmden, bir Internet sitesinden, bir yerlerden elbet görmüştür, elbet tanıdık geliyordur. Bu afiş Amerika Birleşik Devletleri için bir sembol haline gelen meşhur "Uncle Sam wants you!" resmidir. Merak ettim, nedir bu işin aslı diye bir araştırayım dedim. 1917'de James Montgomery Flagg tarafından hazırlanan afiş, aslında 1914'te Lord Kitchener için yapılan afişin A.B.D için revize edilmiş hali. Belli ki Sam Amca'nın afişi dünyaca ün kazanmış ki bugüne kadar gelebilmiş. Zaten afiş A.B.D tarafından 1. ve 2. Dünya Savaşları'nda asker toplayabilmek için "kampanya" şeklinde kullanılmış. Resimdeki kişinin Abraham Lincoln'ü anımsattığı bilgiler arasında geçmekte.

Asıl merak ettiğim ise "Uncle Sam" sembolü nerden nasıl çıktığıydı. Doğrusu Wikipedia'da okuduğuma göre komik bir hikâyesi var. Uncle Sam olarak bahsedilen kişi: Samuel Wilson, 1766 - 1854 yılları arasında Amerika'da et paketleme - depolama gibi işlerle uğraşan bir vatandaşmış. 1812 Savaşı'nda orduya et sağlamak için anlaşma yapmış ve etleri fıçılara doldurup yolluyormuş. Amerikan Ordusunun malı olan fıçılara "U.S." (United States) damgası yapılıyor, askerler de bu damgaları "Uncle Sam" olarak telaffuz edip şakalaşıyorlarmış. Gel zaman git zaman ülkedeki her "U.S." damgalı şeye "Uncle Sam" ismi yapışmış ve efsane böyle sürüp gitmiş...

Konuyla ilgili bir teori daha var ama üsttekini daha çok tuttum. Diğeri de şöyle: Birleşik Devletler'e göç eden İrlandalılar, yeni ülkeleri için İrlandaca "Stáit Aontaithe Mheiriceá" diyorlarmış ki bunun anlamı "United States of America" demekmiş... "Uncle" nerden çıktı o zaman diyerek bu yazıyı bitirelim diyorum ben...

Devamını oku >>>

Okeymatik - Otomatik Okey Masası


Şaşırmayın, başlık doğru. Türk bir girişimciden çok başarılı bir ürün... Otomatik okey masası. Doğrusu bizim memleket için çok tutulacak bir "masa". Yetenekleri oyunu gerçekten çok pratikleştiriyor. Taşları el biter bitmez dizili bir şekilde vermesi, zarların otomatik atılması ve dahası... Buyrun sitesinde kendiniz gezin, görün. http://www.okeymatik.com/

Devamını oku >>>

Türkiye finallerde!


Sonunda...

13. Avrupa Futbol Şampiyonası elemeleri (C) Grubu 12. ve son maçında Türkiye, Bosna Hersek'i 1-0 mağlup etti ve finallere gitme hakkını kazandı. Bosna Hersek ile kader maçına çıkan A Milli takım, rakibini 1-0 yenerek adını EURO 2008 finallerine yazdırdı. Millilerimizin golü 43. dakikada Nihat’tan geldi.

Tebrikler Milli Takım, tebrikler Türkiye...

Devamını oku >>>

LG GSA-H20L Dvd-Writer kullananlara bilgiler


Uzunca bir süredir LG GSA-H20L DVD-Writer kullanmaktayım. Oldukça memnunum. Küçük sorunları dışında, düzgün ve stabil bir ürün. Teknik detayları DarkHardware'in yardımıyla yazalım:

LG GSA-H20L Okuma Hızları
CD-ROM Maksimum 48x (7200KB/sn)
DVD-ROM Tek Katmanlı Maksimum 16x (21600KB/sn)
DVD-ROM Çift Katmanlı Maksimum 12x (16200KB/sn)
DVD+R Maksimum 16x (21600KB/sn)
DVD-RAM Maksimum 5x

LG GSA-H20L Yazma Hızları
CD-R Maksimum 48x (7200KB/sn)
CD-RW Maksimum 32x (3600KB/sn)
DVD+R Maksimum 16x (21600KB/sn)
DVD-R DL Maksimum 4x (5400KB/sn)
DVD-RW Maksimum 6x (8100KB/sn)
DVD-RAM Maksimum 5x (6750KB/sn)
DVD+R DL Maksimum 8x (10800KB/sn)
DVD+RW Maksimum 8x (10800KB/sn)

Hepsinin ötesinde bir de LightScribe özelliğimiz var. Destekleyen medyalara baskı yapabiliyor.

Ayrıca dünkü uzun araştırmalarım sonucunda LG GSA-H20L için firmware güncellemelerini buldum:

Yapmanız gereken http://www.lge.com/support/software.jsp adresine girip, Europe Turkey seçip, DVD-ROM(Writer)'ı işaretledikten sonra H20L diye arattırmak. İki tane sonuç çıkıyor, biri 1.01 sürümü, diğeri 1.02. Ben 1.02'yi yaptım gayet işe yaradı gibi. Hata vermediği gibi performansı da bir hayli yükseltti. Yalnız sizi bu işlemleri yapmadan önce kesinlikle uyarmalıyım. Kullandığınız ürünün kesinlikle doğru olduğuna emin olun, zira cihazı tamamen kullanılmaz hale getirebilirsiniz. Özellikle OEM ürün kullanmadığınıza dikkat edin. (Bilgisayarım=> Özellikler=> Donanım => Aygıt Yöneticisi: Buradan DVD/CD-Rom sürücülere bakarak ne kullandığınızı kontrol edebilirsiniz, ayrıca diyelim ki GSA-H20L'iniz var, özelliklerine girip, "Ayrıntılar" sekmesinde bulunan uzunca yazıda sürümünü görmeniz mümkün ((1.00, 1.01, 1.02)) gibi.) Dediğim gibi firmware güncellemesi basit bir program yüklemekten ibaret değil, emin olmadığınız birşey varsa asla önermiyorum. Çünkü firmware güncellerken bozulan sürücüler garanti kapsamından çıkıyorlar.

Konuyla ilgili başka önerilere gelirsek, kullandığınız Dvd-Writer'ın DMA özelliğinin açık olmasına dikkat edin. Direct Memory Access isimli bu özellik, basit olarak, veri aktarımları esnasında tarafların direkt bir yol kullanması, başka aygıtlarla zaman kaybetmemesine yarar. Anlaşıldığı üzere performansı arttırır. DMA'yı açmak için Nero Dma Manager'i kullanabilirsiniz. Veya Aygıt Yöneticisindeki IDE Denetleyicilerinden bakabilirsiniz (BIOS'tan da bakmak gerekebilir tecrübeli arkadaşlar için). Tüm bunların yanında DVD yazarken, altta çalışan çok program olmamasına dikkat edin. Sistem zorlanırsa performans düşeceği gibi boş DVD'nizi çöpe bile atmanıza sebep olabilir.

Şimdilik diyeceklerim bu kadar. Herkese kolay gelsin.

Devamını oku >>>

Asla ölmeyecek efsane: Queen ve Freddie Mercury


Queen 1970 yılında Londra'da Brian May (gitar), Freddie Mercury (baş solist), Roger Taylor (bateri), John Deacon (bas gitar) tarafından kurulmuş bence dünyanın gelmiş geçmiş en iyi, en başarılı Rock grubu, birçok kişi için de en iyi Rock gruplarından biridir. Öyle bir konuya giriş yapmış bulunmaktayım ki, aklıma gelen onlarca şeyden hiçbirini yazamıyorum. Çünkü burada Queen'den bahsediyoruz. Elbet hepiniz Queen'den haberdar olmasanız bile kesin bir şarkısını duymuşsunuzdur, dinlemişsinizdir, biliyorsunuzdur... Hangi birinden bahsedeyim? We Will Rock You, We Are The Champions, Show Must Go On, Bohemian Rhapsody ve daha onlarcası...

Müzik piyasasına atıldıkları günden itibaren peşinden kitleleri sürükleyen Queen, Wembley ve Rio konserlerinde yüzbinlerce kişiye ulaşarak rekorlara imza atmışlardı (Rio konserinde 325.000 kişi). Tüm dünya bazında 300 milyonu aşkın albüm, 180 milyonu aşkın da "Single" satış başarısını yakalayan Queen, İngiltere albüm listelerinde toplamda 1322 hafta (27 yıl) kalmayı başararak, The Beatles, Elvis Presley gibi büyük isimleri bile geride bırakmıştır. Flash Gordon filminin müzikleri de Queen tarafından hazırlanmıştır.

Freddie Mercury'nin şöyle bir sözü vardır: "I won't be a rock star. I will be a legend." Bir Rock yıldızı olmayacağım, bir efsane olacağım... Olmuştur da. Size bunu -bence- kanıtlayan bir video sunmak istiyorum. 1988 yılında Freddie Mercury'nin çok beğendiği Opera sanatçısı Montserrat Caballé ile sergilediği bu performans yıllar boyu unutulmamıştır:


Etkileyici, öyle değil mi? Ne zaman izlesem içim ürperir. Aylar evvel sitemi ilk açtığımda sanat ve sanatçıyla ilgili bir yazı yazmıştım, işte o sorunun cevaplarından biridir bence Queen ve Mercury. İzlemiş olduğunuz klip, tüm "Queen" ve "Freddie Mercury" dünyasının sadece bir bölümü esasında, bunu söylemeliyim. Ayrıca bilmeyenler için şaşırtıcı bir bilgi daha vereyim. Freddie Mercury'nin İsviçre - Montreux'te heykeli dikilmiştir.


Bu heykel aynı zamanda Mercury'nin 1991 yılında ölümünün ardından 1995 yılında çıkartılan Made in Heaven albümünün kapağı olmuştur. Freddie'nin ölümü hayranlarını yasa boğmuş, Queen grubunu ise sonu olmayan bir boşlukta bırakmıştır. Mercury'siz Queen, daha sonraları kampanya amaçlı çeşitli konserler düzenlemiş olsalar da tabii ki bu, Queen hayranlarını hiç bir zaman tatmin edememiştir. 2004'ün sonuna doğru da Queen + Paul Rodgers çalışmaları başlamış (Brian May'in sitesinde isim özellikle bu şekilde belirtilmiştir, bunun amacı Mercury'nin Paul Rodgers ile asla değiş tokuş edilmediğini vurgulamaktır.) birkaç yeni eser sunulmuştur. Hatta 2008 yılında bir konserler turu ile beraber gelecek albümün haberleri de yayılmış durumdadır. Ama bu tabii Freddie Mercury ile var olan Queen hayranlarını ne kadar "doyurur" bilinmez...

Yine de üstad şöyle demiş:

"The show must go on!.."


Devamını oku >>>

Sait Faik Abasıyanık'ın anısına...


Bugün üstad Sait Faik'in doğumunun yıldönümü (18 Kasım 1906). 11 Mayıs 1954'te çok genç bir yaşta vefat eden Sait Faik Abasıyanık Türk edebiyatına bir çok eseriyle katkıda bulunmuş, isimini ölümsüzlük mertebesine çıkarmıştır. Bilmeyenler için:

Sait Faik Müzesi

Adresi: Çayır Sokak No: 15 Burgazada, İstanbul
Telefonu: 0-216-381-2132
Ziyaret Gün ve Saatleri: Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma ve Pazar günleri : 10.00-12.00/14.00-17.00, Cumartesi günü: 10.00-13.00 saatlerinde ziyarete açıktır.
Ziyaret en çok 20’şer kişilik gruplar halinde yapılabilir. Ücretsiz gezilebilir.

Kaynak Vikipedi.

Devamını oku >>>

İstanbul'da hava kirliliğini engellemek için ilk adım...



Bir Ikarus

Konuyu Az ve Öz'de gördüm ve beğendim. Ben de destek vermek istedim. Amaç bir çeşit kampanya yaratarak IETT'de çok bulunan eski tip Ikarus model egzoz fabrikası otobüsleri yeni "doğa dostu" modelleriyle takas yapılmasını sağlayabilmek. Peki ne yapmak lazım? İşte IETT Yetkili e-mail adresleri:

baskan@iett.gov.tr (İstanbul Bedeliye Başkanı)
iett@iett.gov.tr (İETT iletişim adresi)

(Direkt aramak isteyen olursa buradan ilgili telefon numaralarına ulaşabilir.)

Konu: İETT Baksana IKARUS'ları kaldırsana!

İstanbul ulaşımının büyük bir kısmı İETT ve özel halk otobüsleri ile yapılıyor. Bu taşıtların büyük bir kısmı ne yazık ki çevre düşmanı. İETT son yıllarda daha teknolojik ve çevreci Mercedes marka otobüsler almış olsa da halen önemli ölçüde Ikarus ve Man marka otobüslerini kullanıyor. Bu durum özel halk otobüslerinde daha da vahim. Özel halk otobüsü işletmecileri daha fazla kar etmek için eski otobüslerle İstanbulluları adeta zehirliyorlar.

İETT'den isteğimiz şu: Yeni Mercedes (veya başka marka) otobüsler ile İETT ve Özel halk otobüslerinin filosunu tamamen yenilenmesi veya İETT'nin LNG (sıvılaştırılmış doğal gaz) kullanan otobüsler satın alması.

Şeklinde bir elektronik postayı verdiğimiz yetkili adreslere yollayabilirsiniz.

Aynı zamanda Facebook'ta da "İETT Baksana, IKARUS'ları kaldırsana!" adlı grup için buraya bakabilirsiniz.


Son model bir otobüs

Devamını oku >>>

Meçhul


Avaris'in yazmış olduğu öykü çok hoşuma gitti. Bir kısmını buraya da aktarayım:

"…
Gözlerini açtı. Önünde bir grilik vardı. Kulaklarında bir uğultu. Grilik netleşti. Bulut oldu. Uğultu devam ediyordu. Arada çatırtıya benzer sesler seçtiğini zannetti. Bir süre öylece yattı. Doğrulmaya çalıştı. Karnındaki tarif edilemez ağrılar yüzünden vazgeçti. Gözlerini kapattı…"


Devamı için buraya...

Tamamını okuyun derim.

Devamını oku >>>

Sonunda vizeler biter...


Çok şükür 7 günlük bir maratonun sonunda sınavlarım bitti. 1 aylık da olsa az bir özgürlük güzel olacak gibi...

Özgürlük mü dedim? Hmm... Proje, makale, ödev, kitap, fotokopi, not, ders gibi şeylerden zaman kalırsa canım...

Devamını oku >>>

Farklı yorumlarla İzmir Marşı...


İzmir'in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa

İzmir dağlarına bomba koydular
Türk'ün sancağını öne koydular
Şanlı zaferlerle düşmanı boğdular
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana

İzmir'in dağlarında oturdum kaldım
Şehit olanları deftere yazdım
Öksüz yavruları bağrıma bastım
Kader böyle imiş ey garip ana
Kanım feda olsun güzel vatana

Peygamber kucağı şehitler yeri
Çalındı borular haydi ileri
Bozuldu çadırlar kalmayın geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa

Türk oğluyum ben ölmek isterim
Toprak diken olsa yatağım yerim
Allah'ından utansın dönenler geri
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa



Devamını oku >>>

Su berekettir...


Dün geceki fırtına ile beraber bugün sabahtan itibaren şiddetli bir yağış başladı. Açıkçası pek sevindim bu duruma, çünkü yağmur, su; su da hayat demektir... Devamı gelse de şu kışı doğru dürüst "kış" gibi geçirsek. Yoksa "küresel ısınma" ve devamındaki kötü senaryolar (bknz. su savaşları) korkutuyor insanı.

Devamını oku >>>

Atamızı sevgi ve saygıyla anıyoruz...


Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, büyük önder Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 10 Kasım'da hayata veda etmesinin ardıdan geçen 69 yıl sonra bugün, O'nu her zaman olduğu gibi sevgi ve saygıyla anıyor, tüm Türkiye'nin bu acı gününün hüznünü yürekten paylaşıyor; çıktığı yolda bizlere çok büyük eserler bırakan Ata'mıza teşekkürü bir borç biliyoruz.

Bugün için İş Bankası tarafından hazırlanan reklam ise izlenmeye doyulamıyor gerçekten! Ne kadar çok özlemişiz seni Ata'm! Keşke hayatta olsaydın, keşke hala bize yol gösteriyor, önderlik edebiliyor olsaydın! Reklamdaki mesajlar, cümlelerin anlamları o kadar yerinde ve güzel ki, pek bir güzel kalıcılık yaratacak. Reklamda muhteşem aktörlüğünü gösteren Haluk Bilginer'i, yıllarca onda göremediğimiz bu müthiş Atatürk benzerliğini ortaya çıkartan kişileri ve makyajcıları yürekten tebrik ediyor teşekkürlerimi sunuyorum.


Devamını oku >>>

Mustafa Kemal ATATÜRK



"Ben her şeyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacağına inancım vardır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk birliğine inanıyorum, onu görüyorum. Yarının tarihi, yeni fasıllarını Türk birliğiyle açacaktır. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türk'ün varlığı bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek."


"Yabancı bir devletin himaye ve desteğini kabul etmek, insanlık özelliklerinden mahrumiyeti beceriksizlik ve miskinliği itiraf etmekten başka birşey değildir."


"Yurtta sulh, cihanda sulh"


"Milleti kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğiticiden yoksun bir millet, henüz millet namını almak istidadını keşfetmemiştir."


"Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."


"Arkadaşlar, İşittim ki, bazı arkadaşlar yoksulluğumuzu bahane ederek memleketlerine dönmek istiyorlar. Ben kimseyi zorla Meclise davet etmedim. Herkes kararında hürdür. Bunlara başkaları da katılabilir.Ben bu mukaddes davaya inanmış bir insan sıfatıyla buradan bir yere gitmemeye karar verdim. Arzu ederseniz hepiniz gidebilirsiniz. O takdirde asker Mustafa Kemâl mavzerini eline alır, fişeklerini göğsüne dizer, bir eline de bayrağını alır, Elmadağı'na çıkar orada tek kurşunu kalıncaya kadar vatanı müdafaa eder. Kurşunlarım bitince bu aciz vücudumu bayrağıma sarar, düşman kurşunlarıyla yaralanır, temiz kanımı mukaddes bayrağıma içire içire tek başıma can veririm. Ben buna and içtim."

Mustafa Kemal ATATÜRK ile ilgili altugkoc.com'da yazılan tüm yazıları görmek için lütfen tıklayın.

Devamını oku >>>

Turkcell'den gerekli bir hizmet! Gizli numaraları engelleyin!


Çok şükür gizli numaraların arayıp bizi rahatsız etmesini engelleyebileceğiz. Yapmanız gereken çok basit:

*253# yazıp YES tuşuna basmanız yeterli.

İptal etmek için :
#253# yazıp YES tuşuna basınız.

Kaynak için: http://www.turkcell.com.tr/bireysel/servisler/konusma/gizlinoaramakisitlama

Devamını oku >>>

Transformers: The Score



Muhteşem Transformers filminin ikinci albümü geçtiğimiz günlerde satışa sunuldu. Film içindeki senfoni tadındaki ara müzikleri içeren bu albümün ismi Transformers: The Score, işte yer alan parçalar:

1. Autobots
2. Decepticons
3. The All Spark
4. Deciphering The Signal
5. Frenzy
6. Optimus
7. Bumblebee
8. Soccent Attack
9. Sam At The Lake
10. Skorpinok
11. Cybertron
12. Arrival To Earth
13. Whitwicky
14. Downtown Battle
15. Sector 7
16. Bumblebee Captured
17. You're A Soldier Now
18. Sam On The Roof
19. Optimus Vs. Megatron
20. No Sacrifice, No Victory

Devamını oku >>>

LOST The Video Game



Yanlış duymadınız evet. Dünyayı kasıp kavuran dizi LOST'un oyunu yapılıyor. Ubisoft tarafından yapılan oyunun 2008'de piyasaya sürülmesi bekleniyor. Görüntülerden anlaşılan macera / gerilim tarzında sürecek olan oyunda Jack'in rolünü üstleneceğiz. Çok şaşırmadım bu duruma ama adadaki onca adamdan başka birilerini de olmak isteyen çıkar elbet. Mesela Desmond olup geleceği görmek isterdim ben. Sonra da Charlie'yi kurtarırdık. Neyse bakın bir de oyun için bir tanıtım videosu bulunmakta:



Devamını oku >>>

Millattan 10.000 Yıl Öncesi...


Başlık ilginizi çektiyse, filmi de ilginize çekecektir elbet. Zira güzel bir yapımla karşı karşıyayız gibi. Roland Emmerich'in yönetmenliğini üstlendiği 10.000 BC 7 Mart 2008'de Türkiye'de vizyona girecek. Filmde Legendary Pictures ve Warner Bros. Pictures imzalarını görüyoruz. Bakalım nasıl bir film olacak...


http://www.10000bcmovie.com/

Devamını oku >>>

Kedi familyasının en büyük üyesi!



Üyenin adı Liger. İsmi Lion (Aslan) ve Tiger (Kaplan) kelimelerinin birleşiminden geliyor. Çünkü Liger erkek aslan ile dişi kaplanın çiftleşmesinden ortaya çıkan bir kedigil.

3 metre boyuna ve 500 kg ağırlığa kadar çıkabiliyorlarmış Liger'ler. Ki tanınan Liger'lerden Hercules bu boyutlara ulaşmışlardan biri. Resimlerine bakılırsa hakikaten maşallahlık.


Devamını oku >>>

Minibüs / Otobüs şoförleri sorunsalı...


Başlıkta bahsettiğim şahıslar niye hiç beni yanıltmadılar bugüne kadar? Niye hepsi hep aynı şekilde üsluba ve hareketlere sahipler? Bilemiyorum açıkçası... Ama şu var ki toplu taşıma araçlarını kullanan insanların bundan çok çok rahatsız olduğu bir gerçek. Yine şu da var ki bu rahatsız olan insanların rahatsızlıktan ötürü hiç bir zaman ses çıkarmayışları, kabul etmeleri, tepki göstermemeleri bu olayların hep de devam etmesine sebep olmakta.

Niye yazıyorum bunu? Çünkü bugün de başıma geldi. Sanki bedava hizmet veriyormuş gibi, çok acaip hareketler sergileyen ve zaten yüzüne baktığınızda her an "Ne var? Ne bakıyorsun?" diye sert çıkışlar (hatta insanlık dışı ve itici) gösterebilecek bir şahsiyetti. İnsanlara (ki bunlar müşteri oluyor) olan cevapları, tepkileri gerçekten oturup "Niye böyle yapıyorsun kardeşim?" diye sorma isteğimi fişekliyor hep. Elbet arada düzgün ahlâklı, terbiyeli kişilere de rastlıyorum, ki elbette çok vardır, ama üzgünüm yansıyan bunlar kanılara.

Arkadaşımdan da duymuştum, Maltepe'de bir kadın tekme tokat dayak yemiş, buyrun kendiniz okuyun.

http://www.milliyet.com.tr/2007/09/16/yasam/axyas02.html
http://www.posta-gazetesi.net/yasam/kadin-yolcusunu-dovdu

Hatta aramalarda bu bile çıktı
http://www.milliyet.com.tr/2007/03/29/son/sontur22.asp

Yani... Yorumu size bırakıyorum ben artık.

Devamını oku >>>

Ne zaman 'insan' gibi yaşamayı öğreniriz?


Okuldan İstanbul'a dönerken, trende (Adapazarı treni) bir bayan trenin camını açarak (yukarda küçük bir dikdörtgen bölmesidir ve 45 derece içe doğru açı yaparak açılır) elindeki koca bir poşedi (artık neler vardı içinde bilemiyorum) oradan iterek dışarı attı. Ben biraz uyku sersemi olduğumdan durumun önemine varmam geç oldu ve haliyle müdahale edemedim. Ama bir daha benzer bir olayla karşılaşırsam tepkim büyük olacak.

Nedir yani bu? Nasıl bir sorumsuzluktur? Sokakta herhangi bir yer 'çöplük' müdür? Yok birisi sokağa tükürür, yok birisi çöpünü atar... Burası sizin yaşadığınız yer farkında değil misiniz? O "pislikler" dönüp dolaşıp yine sizin evinize giriyor!

Duyarlı insanlar olarak da üzerimize düşen görev nedir o zaman? Uyaracağız, görüp geçmeyeceğiz...

Devamını oku >>>

Üniversite 4. sınıf telaşı...


4. sınıfa gelen üniversite öğrencisi okulun uzayıp uzamama konusunda telaşa düşer (bakınız ben). Alttan dersi olsun olmasın bu telaş hep olasıdır. Bu yüzden 5. seneye uzatmak istemeyenler, dersleri sıkıya alır, takibi sıklaştırır, günü gününe çalışma planı oturturlar (yine ben). Umarım işe yarar. Bu dönem 8 ders alıyorum, şunlar yani:

Makro İktisat
Diplomatik Konuşma ve Yazım Teknikleri
İnsan Hakları Hukuku
Çatışma Analizi ve Çözümleri
Türkiye - Avrupa Birliği İlişkileri
Uluslararası Müzakere Teknikleri
Dünya Siyasetinde Afrika
Küreselleşme

Hayırlısıyla bu dönemi tertemiz verirsek, ikinci döneme daha zorlu ancak en azından motive olmuş bir şekilde devam edebiliriz. 3 gün sonra başlayacak vize maratonumuzda hepimize kolay gelsin...

Devamını oku >>>

Bilinmeyen kıta: Afrika


Üniversite 4. sınıf öğrencisi olmamızla beraber yaşadığımız müfredat değişikliği sonucunda birçok dersin yanı sıra değişik bir dersle daha tanışmış olduk: "Dünya Siyasetinde Afrika"

Doğu - Batı eksenlerinde gidip gelen dünya, Afrika diye bir kıtası olduğunu çok nadir hatırladığından, normal rutinleriyle gününü geçiren insanların Afrika deyince aklına ekvator, açlık, hastalık kelimelerinden başka birşey gelmeyişinin (belki onlar bile gelmiyordur akıllara) nedeni bu işte bu ilgisizlik, görmemezlik (kasıtlı olarak işleniyor da olabilir).

Afrika'da kaç ülke var desek çok bilinenlerin dışında elbet fazla cevap gelmez. Hemen ciddi kaynaklardan verelim bilgiyi. Ada yönetimlerini de kattığımız takdirde Afrika'da toplam 53 tane ülke ve yönetim bulunmakta. Yaklaşık 31 milyon km² olan kıtanın nüfusu 890 milyon civarında. Kıta ne yazık ki doğa koşulları nedeniyle çok gelişme gösterememiştir. Ancak bunda elbette ki eski büyük imparatorlukların, devletlerin etkisi de görülmektedir.

Unutmadan söyleyeyim, meşhur Dakar Rallisi de ismini Senegal'in başkenti olan Dakar'dan almaktadır. Çünkü uzun bir maraton olan Dakar Rallisi'nin bitiş çizgisi Dakar'dadır.

Konuyu dallandırıp budaklandırmadan sonlayalım. Son zamanlarda Afrika kıtası için yapılan yardımlar, görüşmeler, toplantılar artış gösterse de ne yazık ki halen henüz bölge kendi kendine tam yetecek kapasitede bir çizgi tutturamamaktadır.

Afrika Kıtası'ndan haritalar:

1
2
3
4

Afrika hakkında siteler:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Afrika
http://en.wikipedia.org/wiki/Africa
http://www.afrikagorecek.com/
http://www.afrika.com.tr/
http://www.afrikagazetesi.com/
http://commons.wikimedia.org/wiki/Atlas_of_Africa (eski haritalar kısmı çok hoş)
http://www.africafront.com/
http://allafrica.com/

Devamını oku >>>