29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!


Cumhuriyetimizin 84. yılını mutluluk ve gururla kutlar, 84 yıl önce bize bu vatanı armağan eden Atalarımıza teşekkürü bir borç biliriz...

Çok zor koşullarda kazanılan ve bize bırakılan bu vatanı, Cumhuriyeti ve değerleri Türk gençleri olarak her ne olursa olsun koruyacağız, unutmayacağız, unutturmayacağız!

Ata'm İzindeyiz!

Devamını oku >>>

İnönü inliyor...



Beşiktaş - Liverpool maçının devam ettiği şu dakikalarda, İnönü tribünleri "Şehitler Ölmez Vatan Bölünmez" sloganları ile inliyor. Gerçekten çok güzel, çok duygusal anlar. Tüm taraftarları tebrik ediyorum... BJK'ya da kalan dakikalarda başarılar diliyorum. 1-0 olan skorun devam eder umarım...

Keşke böyle dayanışmaları futbolda hep görebilsek...


Devamını oku >>>

12 Şehit daha, 8 asker kayıp...


Nereye gidiyoruz diye düşünüp duruyorum. Bir cevap veremiyorum kendime. Cevabı olan varsa bana yardımcı olsun. Ne oluyoruz? Şehit haberleri ne zaman son bulacak? Nedir bu Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk Milleti'nin 30 yıldır çektiği acı?..

"Yeter artık!" diye sitem etmekten yorulduk. Ben bir öğrenciyim. Üniversite öğrencisi. Elimden başka ne gelir diye düşünüyorum. Geçen birisi: "Şehit ailesine SMS atmakla, siyah kurdele ile teröre hayır denmez" diye yorum yapmış. Sonra düşündüm. Evet mesaj yolladım, siyah kurdele kampanyasına katıldım, bakın bloglarım var yazıyorum elimden geldiğince, arkadaşlarıma her türlü şeyin haberini vermeye çalışıyorum, çevremi bilinçlendirmeye çalışıyorum, büyük Internet platformlarında toplu mesajlar atıyorum, üniversitede bir ara çıkardığımız (maalesef artık bıraktık) dergide bu konulara da değiniyordum... Konularla ilgili kitaplar okuyorum, bunlar hakkında kişilere bilgilendirmeler yolluyorum, açıklamalar yapıyorum. Gerektiğinde Türk Bayrağımı alıp sokağa çıkıyorum, çıkmaya da her zaman hazırım...

Evet düşünüyorum, soruma da kendimce cevaplar verebiliyorum. Ya siz?

Türk Milleti! Ya saçma sapan kavgaları bırakır, aklını başına toplar, Ulu Önder'in laflarını hatırlar, tek yürek, tek bilek olursun [askerinle, halkınla, çoluğunla, çocuğunla, hatta belki ileride siyasetçinle (şimdikileri direkt geçiyorum çünkü)] ya da bir 30 sene daha çekersin bu acıyı! Tabii o zamana... Neyse...

Devamını oku >>>

Yeni sezonlar başlıyor...


LOST diye giriş yapmadan önce, diğer dizilerden haber vereyim dedim. Heroes 2. sezon 11 Kasım'da Cnbc-E'de başlıyor. 21 Ekim Pazar günü ise (yani yarın) Nip/Tuck 4. sezon sonunda bizlerle! Ayrıca The 4400, Smallville dizilerinin de yeni sezonları Cnbc-E'de çoktan verilmeye başlandı. LOST için ise halen Şubat'ı beklemek zorundayız. LOST'un yayınlanmasına şu kadar kalmış: (Gün/Saat)


Devamını oku >>>

Bayram sonrası: 84 ölü, 403 yaralı


84 ölü, 403 yaralı ne demektir? Bir düşünün... Bu nasıl bir trafik kültürüdür, nasıl bir dikkatsizlik, nasıl bir sorumsuzluktur? Yandaki resim aslında bir "karikatür" değil, bizzat trafikteki sorumsuz, bilinçsiz, insanlıktan çıkmış şahısları tanımlamaktadır.

İşte bunların üstüne dikkatsizlik ve tedbirsizlik eklenince, maalesef sonuçları bu derece kötü oluyor. Bu nedenle trafik kurallarına dikkat etmeye özen gösterelim, çevremize tembihleyelim, özellikle çocukluktan emniyet kemeri kullanmaya özendirelim (zincir, lastik, fren hidrolikleri, yağ kalitesi, vb. teknik ama önemli belki hayatî detaylara girmiyorum). Konuyla ilgili başarılı bir reklamı sizinle paylaşmak istiyorum buyrun:


Devamını oku >>>

Havalar da iyice bozdu...


Son 1 haftadır zaten ha bozdu ha bozacak diye orta karar bir hava vardı. Haftasonu iyice kararını vermiş oldu. Maşallah şakır şakır yağıyor 2 gündür. Pek de soğudu. Böyle zamanlarda evsiz barksız insanlara içim acısa da doğanın kanunu böyle yapacak birşey yok. Eğer yağmasa, soğumasa, korkmamız gereken daha çok şey olacaktır ileride (bknz. Küresel Isınma). Nezleler, gripler de başlar şimdi. Dikkat edin kendinize.

Haydi o zaman, bu yazıyı okuyan herkese MFÖ'den Bu sabah yağmur var İstanbul'da gelsin...

Devamını oku >>>

Yeni dönemde yeni bir diziyle...


Yapımcı: Erol Avcı
Yönetmen: Selim Demirdelen
Senaryo: Neşe Şen, Gaye Boralıoğlu, Şerif Erol, Gülden Çakır, Emine Algan
Müzik: Cihan Sezer

Oyuncular: Fikret Kuşkan (Orhan Ertuğrul), Nejat İşler (Ali Sinan), Mehmet Günsür (Mehmet Ertuğrul / Orhan’ın kardeşi), Melisa Sözen (Nisan Ertuğrul / Orhan’ın karısı), Vildan Atasever -kendisini severek izliyoruz- (Ali’nin kız kardeşi, Erkan Can (Ali’nin arkadaşı), Tuğrul Çetiner (Selim Reşat Ertuğrul / Orhan’ın babası), İpek Bilgin (Rana / Nisan’ın annesi), Nihan Koldaş (Gönül / Kalfa, Batuhan Karacakaya (Orhan’ın oğlu)

Birçoğunuzun belki tahmin edebileceği Bıçak Sırtı'ndan bahsediyorum. Ne güzel diziymiş gerçekten. Gerek senaryo, gerek oyuncular, gerekse de prodüksiyon kalitesi bir hayli iyi seviyede.

Dizilere karşı ne kadar yakınsınız, ne derece takip edersiniz bilemiyorum. Ancak ben de dizilere çok yakın olmayan bir insan olarak (cnbc-e, lost, heroes ayrı tabii) gerçekten beğendim Bıçak Sırtı'nı tavsiye ederim.

Not: Takip edenlerin dinlemiş olduğu Müslüm Gürses'in okuduğu şarkı ise "Ah Oğlum".

Not 2: Ne kadar çok blog açılmış öyle dizi için... (Hani nerede?) Ama sanırım şu adres resmî sitesi: http://www.bicaksirti.tv/

Devamını oku >>>

Teröre karşı siyah kurdele!


7 Ekim günü lanet olası teröre verdiğimiz 13 şehidin ardından sonraki günler 2 şehit daha vererek, bayram zamanı sadece 15 ailenin değil tüm Türkiye'nin yüreğine büyük bir ateş düşmüş oldu...

...Desek de halen kimi kesimlerce dikkate alınmıyor, halen uyku devam etmekte, halen ses çıkarılmıyor nedense! 25 yılı geçti bu dert ey Türkiye! Uyan, kalk, bir bak etrafına da gözün açılsın, belki bağırırsın biraz. Yoksa geçmiş ola...

Kurdele ve benzeri yöntemler tepki göstermenin başlangıcıdır tabii ancak yeterli değil, birlik olun, el ele verin, 70 milyonluk bir nüfustan söz ediyoruz burada! "Gözünün üstünde kaşın var!" kavgaları yapmaktan vazgeçin ve elinizdekilerin kıymetini, değerini bilin. İşte o zaman vaziyetin farkına varabilmek için önemli bir adım atmış oluruz.

Devamını oku >>>

Renk uyumları, şablon ayarlamaları...


Arka plan niye yeşil? Şablon öyle çünkü değiştiremedim. Uğraşsam yaparım da gerek yok. Göz yormuyor iyidir. Yeşil yeşil doğayı hatırlatır size, ağaçlar çiçekler böcekler... Belki küresel ısınmadan dolayı (Global Warming) 25 - 30 yıla kalmayacak kavramlar... Ağaç doğa falan demişken bu arada http://www.yedigunormani.com/ 'a üye oldunuz mu? Olun olun, her 5 kişi için 1 ağaç dikiliyor. İyidir iyi...

Ekleme: Az önce sitenin şablonunu tamamen değiştirdim, dolayısıyla yeşil falan kalmadı. Yazıyı okuyup, "hı yeşil mi?" diyerek şaşırmayın, çok daraltıcıydı şablon dayanamadım, ama yeşil halen lazım dünyaya tabii, o yüzden yazı kalsın işlevsel sonuçta...

Dipnot: Bu şablon da değişebilir her an.

Devamını oku >>>

Yeni düzen...


Artık burası benim gevezeliğimi yaptığım yer, Internet üzerindeki 'günlüğüm' olacak. "Zaten ne yapıyordun?" diye sorarsanız, haklısınız. Ama içerik olarak her konuya değinmek istemiyordum.

Bundan sonra belki hayatın içinde hep karşılaştığımız ama bu yüzden hiç önemsemediğimiz noktaların altını çizeceğim belki de bazı ayrıntıları büyük puntolarla yazacağım. Belki de televizyonda izlediğim bir reklamın müziğini soracağım, yazacağım.

O da olmadı markete giderken laf katan amcayı anlatacağım... Yani yazacak şeyler bitmeyecek hiç bir zaman. İçimi dökeceğim, bağıracağım, güleceğim, ağlayacağım... Böyle işte, bu giriş yazısı bile yeterince 'ortaya karışık' oldu. Haydi rastgele!

Katkılarından dolayı Albert Einstein'a teşekkürü bir borç bilirim.

Devamını oku >>>

Şehitler ölmez, vatan bölünmez...


"Şırnak'ta birliğe hain saldırı: 13 şehit"

Yeter artık ey Türk Milleti! Buna bir dur diyelim! Uyumayın, uyutmayın, sesinizi yükseltin! Duyarlı olalım!

Devamını oku >>>

Yüzüklerin Efendisi - The Lord of the Rings - Kitap 2


Kitap ve Film farklılıkları 2

The Lord of The Rings: Two Towers

Yüzüklerin Efendisi: iki Kule


• En baştan şöyle özetleyebiliriz, ikinci film kitap içindeki Miğferdibine odaklandırıldığı için birçok diğer ayrıntı 3. filme kaydırılmış.

• Rohan süvarileri ile karşılaşan Gimli, Aragorn ve Legolas’ın konuşmalarında geçenlere göre Eomer Theoden’in herhangi bir ‘büyü’ etkisi altında olduğunu belirtmiyor ve Rohan süvarileri sürülmüş olarak gözükmüyor, filmde bu üstüne basıla basıla söyleniyor.

• Gandalf Balrog ile görüldüğü gibi savaşmıyor, tam tersine Balrog dünyanın derinliklerindeki tünellerden kaçıyor, Gandalf da onu takip ediyor, en son bir tepeye ulaştıklarında Balrog’u öldürüyor.

• Orman kıyısında kamp yapan üçlü gece uyurken, ‘Beyaz Büyücü’ ormandan beliriyor. Bir şey olmadan geri çekiliyor.

• Merry ile Pippin Orklardan kaçıp Orman’a girdiklerinde karşılaştıkları Treebeard (Ağaçsakal)’ı kesilmiş ağaçlara götürüp, savaşa katılmasını sağlayan Pippin olmuyor. Ağaçsakal kendi kendine konuşarak bu çıkarımı yapıyor.

• Ağaçsakal Merry ile Pippin’i Beyaz Büyücüyle konuşmaya götürmüyor, Beyaz Büyücü olarak bahsettiği Gandalf ile karşılaşmıyorlar bile.

• Gandalf Theoden’i büyünün etkisinden kurtardığı esnada Eomer orada bulunuyor. Miğferdibine Eomer, Legolas, Aragorn, Theoden beraber gidiyorlar ancak Gandalf yolda Isengard’a gitmek üzere ayrılıyor.

• Miğferdibi’ndeki savaşa Elfler yardım göndermemiştir.

• Gandalf güneş doğduğunda vadiden Erkenbrand ve 1000 tane adamla gelir. Filmdeki gibi Riders of Rohan’ı getirmemiştir zira Eomer zaten kalede savaşmaktadır.

• Aragorn Gimli’yi fırlatmamıştır, Aragorn ile Eomer beraber atlayarak kapıyı boşaltmıştır.

• Miğferdibi savaşı’nda ölen Haldir değil Theoden’in baş muhafızı Hama’dır. Haldir’in 2. kitapta ismi daha geçmemektedir.

• Miğferdibi’ndeki savaştan sonra Isengard’a giden Aragorn, Gandalf, Eomer, Theoden, Legolas ve Gimli burada Merry ve Pippin ile karşılaşır, sinemada ise buna 3. filmde rastlamaktayız.

• Saruman’ın Sesi adlı bölüm filmde tamamen harcanmıştır, uzatılmış versiyonda (extended edition) Saruman ‘fire bolt’ (ateş oku) tarzı bir büyüyle Gandalf’a saldırır, böyle bir şey kitapta yoktur, onun marifeti sesidir.

• Faramir’e Boromir’in öldüğünü söyleyen Frodo değil, zaten bilmiyorlar bile. Faramir, abisinin cansız bedenini kendi gözleriyle nehirden giderken görüyor.

• Frodo ile Sam’in Shelob macerası uzun bir süre birlikte geçiyor. Ta ki Gollum Sam’i yakalayıncaya kadar. Sam’i oyalayan Gollum yüzünden Frodo yalnız kalıyor ve Shelob onu yakalıyor.

1. kitap için buraya.


Devamını oku >>>

Tüten Duman


Uyandım… Ve tüm arkadaşlarımın bana baktığını gördüm. Gözlerindeki bakışlar bana nitelendiremediğim duyguların baş harflerini veriyordu. Ama neler olup bittiğini anlayamadım. Kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Etraf çok sessiz ve sakindi. Fakat bunun fırtına öncesi bir sessizlik olduğunu düşünmüyor değildim. Daha sonra içinde bulunduğum bulut bu sessizliği yararak bana aşağı bakmamı söyledi. Meraklandım, heyecanlandım. Yavaş ve emin adımlarla ilerledim ve aşağı baktım. Başta bir şey fark etmedim. Ama dikkatlice inceleyince bir terslik olduğunu sezinledim. Aşağımızdaki o büyük masmavi deniz dalgalarını sert bir şekilde oraya buraya savuruyordu, çok telaşlıydı. Bulut bana; Bizanslıların Grejuva-Rum Ateşi denilen denizde bile yanan ateşi bulduklarından beri denizin bu kadar telaşlı olduğunu görmediğini söyledi. Deniz kendine hâkim olamıyor tüm gücüyle ilerideki kıyıya dalgalarını sertçe atıyordu, ama bir düzenle. Sanki aralarında anlaşıyorlardı. Deniz, Toprak Ana’ya dalgalarıyla dikkatli olmasının mesajını veriyordu. Ufuğa baktım; ama ilk kez ufukta denizle gökyüzünün birleşmediğini gördüm. Birbirlerinden ayrılmışlardı. Tüm bunların nedenlerini birazdan gördüğüm gemiler, çıkartma botları ve içindeki onlarca askerden anlamış oldum. Uzaktaki gemiler çok fazlaydı ve hepsi asker doluydu. Askerlerin hepsi birbirlerine bağırıyorlar, hızlıca botları denize indiriyorlar ve kıyıya doğru yol almaya başlıyorlardı.

Amaçları nedir diye düşünürken öğrendim ki burası Çanakkale’nin Gelibolu yarımadasındaki sahilleriymiş. Ve sanırım insanların bir savaşına daha ben burada 18 Mart 1915 tarihinde şahit olmak üzereydim. Kıyıyı bombalamaya çalışan gemiler, başarısız olunca geri çekilmişler bu sefer de sahile çıkartma yapılmasına karar vermişlerdi. Sanırım zaman kavramı yok olmuştu. Saatler, günleri; günler, haftaları kovalıyordu… Ve 25 Nisan 1915 günü saat gece 03.00’te -ayın bile gökyüzünde olmadığı bir zifiri karanlıkta- botlar yaklaşmaya başlamıştı. Çok tedirgindim. Arkadaşlarımla ben müthiş bir dikkat ve korku ile olanları daha doğrusu olacakları seyrediyorduk.

Sahilin ilersinde hafif tepe alanlar vardı. Buralarda kıyıya inecek olan ilk adımları gözünü kırpmadan bekleyen askerler vardı.

Bu arada botların sesi iyice yaklaşmıştı. Kıyıya az bir mesafe kalmıştı. Onlarca bot, içinde yüzlerinde korku ve çaresizlik ifadeleri olan yüzlerce asker, hepsinin de bildiği geri dönüşü olmayan bir yola gidiyorlardı. Birbirlerine bakıyor, yüzbaşıları onlara ne yapmaları gerektiğini bağıra bağıra söylüyordu. Onlar Anzaklardı…

Sahilde bekleyenler ise, Türklerdi. Ölmeye hazır gibi duruyorlardı. Tek amaçları şu an üzerinde oldukları toprağı korumaktı, bunu yüzlerindeki ifadeden anlayabilmiştim. O sırada gözüme altın saçlı mavi gözlü biri çarptı, dimdik duruyordu ve yüzünden tüm cesareti, vatan sevgisi ve karizması anlaşılıyordu. Askerlerine şöyle bağırdı: “Ben size savaşmayı değil, ölmeyi emrediyorum!”

Botlar sahile ulaşıp, Anzak Askerleri kıyıya adım attıklarında amansız savaş başlamıştı. İki taraftan da bir dakika içersinde onlarca insan ölüyordu. Arka arkaya gelen mermiler, arka arkaya ölen askerlerden daha çok, babasız kalacak çocukları, evlat acısı çekecek olan aileleri simgeliyordu. İşte o an tüm bunlara değer mi diye düşündüm. Bu insanların koskoca dünyada paylaşamadıkları nedir ki diye sordum kendi kendime.

Savaş daha da hareketlenmiş, Gelibolu’ya inanılmaz bir gürültü hâkim olmuştu. Patlayan bombalar, ölen askerler, parçalanan cesetler bizi olduğu kadar Toprak Ana’yı da çok acı bir şekilde etkiliyordu. Üzülüyordu derinden, üzerinde olup bitenlerden… Ama onun da yapacak bir şeyi yoktu, her ne kadar tüm bunların onun için olmasına rağmen…

Günler geçiyordu, sadece küçük aralarda mermiler susuyor, taraflar ölülerini topluyor ve gömüyorlardı, ve sonra tekrar başlıyordu… Kurşunlar bizlerden yani yağmur damlalarından bile daha sık, daha hızlı akıyorlardı havada. Kimsenin ömrü bir kelebeğinkinden fazla olmuyordu orada. Türklerdeki kararlılık görülmeye değerdi… Düşen bir askerin yerine hemen yenisi geliveriyordu. Bu durum karşısında Anzaklar üstlerinden gelen emir doğrultusunda geri çekilmeye başladılar. Mermiler sustu, sesler azaldı… Savaş bitmişti. Ben ise ağzım açık, kumsalda geri kalanlara bakıyordum. Deniz ağlamamak için zor tutuyordu kendini çünkü kırmızıya bulanmıştı o maviliği. Kan kırmızısıydı o… Tüm gücüyle bundan arınmaya çalışsa da çabası beyhudeydi. Biz ise günlerce yukardan izlediğimiz bu olaylar karşısında hareketsiz kalmıştık. Ben de artık dayanamıyordum. Bir damlanın, gözyaşı damlasına ilk kez tanık oldu arkadaşlarım, bana baktıklarında…

Düşündüm, yapabileceğim bir şey olmalı dedim. Attım kendimi aşağı. Belki denize arınmada yardımcı olurum, belki Toprak Ana’nın yüreğine su serperim diyerek. Baktım ki tüm arkadaşlarım da arkamdan gelmeye başladılar. O an büyük bir yağmur hatta sağanak başlattık. Amacımızı o kadar belli ettik ki, Toprak Ana’nın yüzüne gülmüştü, deniz berraklaşmış ve durulmuştu. İnsanlar anlamışlardı bizi. İşte o zaman bir damlanın bile dünyadaki paha biçilmez değerini anlamıştım.

Şans eseri ben bir tüfeğin üstüne düştüm. İnsanların ölümünü sağlayan demir parçasını yakından görüyordum artık. Şarjörüne doğru süzüldüm, mermisine geldim. Savaşın tüm acısını içimde hissettim. Ve oradan çıkamadım. Arkadaşlarımın ısrarına rağmen burayı bırakmadım ve kuruyup havaya doğru yükseldim, tüm burada hareketsiz yatan askerler gibi…

Devamını oku >>>

İlgi çekici siteler...


Zaman geçirebileceğiniz iki site adresi vermek istedim sizlere, birisi fotoğrafınızı koyarak hangi yabancı ünlülere benzediğinizi görebildiğiniz My Haritage: http://www.myheritage.com/FP/Company/celebrity-collage.php?lang=TR

Diğeri ise yine gezegen sesleri, dinazor sesleri, fırtına sesleri ve balina sesleri gibi enteresan ses kayıtları dinleyebileceğiniz siteler zinciri:

http://www.spacesounds.com/
http://www.dinosaursounds.com/
http://www.stormsounds.com/
http://www.whalesounds.com/

Devamını oku >>>