Yedigün Ormanı
Merhabalar, sizleri Yedigün'ün Tema Vakfıyla ortak yürüttüğü çok hoş bir proje hakkında bilgilendirmek istedim. Projenin sitesi:
http://www.yedigunormani.com/
Burada yapmanız gereken, üye olup, fidan için boş yer olan bir alan bulduktan sonra kürek simgesine tıklayarak dilediğiniz bir ağacı dikmek. Fidan diken her 5 üye için, Antalya'daki Yedigün Ormanı'na gerçek bir fidan dikiliyor. Şu an 15.595 kişi kayıtlı durumda, bu da 3000'i aşkın fidan demek. Bu sayıyı yükseltelim, bu tarzdaki projelere destek verelim, daha duyarlı, daha dikkatli olalım.
Ben de kayıtlıyım, üye ismim: altgkc
Devamını oku >>>
Pazar, Temmuz 22, 2007
|
Altuğ KOÇ
Etiketler: Doğa, Internet Alemi, İşe Yarayabilecek Yazılar, Toplumsal
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Etiketler: Doğa, Internet Alemi, İşe Yarayabilecek Yazılar, Toplumsal
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Transformers
Tür: Macera / Aksiyon / Bilim Kurgu Gösterim Tarihi: 6 Temmuz 2007
Yönetmen: Michael Bay
Senaryo: John Rogers, Alex Kurtzman, Roberto Orci
Görüntü Yönetmeni: Mitchell Amundsen
Müzik: Steve Jablonsky
Yapım: 2007, ABD
Oyuncular: Shia LaBeouf (Sam Witwicky), Megan Fox (Mikaela Banes), Josh Duhamel (Kaptan Lennox), Tyrese Gibson (USAF Tech Sergeant Epps), Rachael Taylor (Maggie Madsen), Anthony Anderson (Glen Whitmann), Jon Voight (Savunma Bakanı John Keller) , John Turturro (Ajan Simmons), Peter Cullen (Optimus Prime (sesi))
Hey gidi hey... Transformers, çocukluğumun çizgi filmi. Biliyorsunuz şu sıralar filmi de vizyonda. Ben ve iki arkadaşım film vizyona girer girmez gittik ve ağzımız birkaç karış açık bir şekilde filmi izleyedurduk. Hakikaten kanaatimce film harika olmuş. Robot modellemeleri güzel, kendine has karakterleri, üslupları çok güzel yansıtılmış. Ayrıca arabalar dehşet! Gözleriniz doluyor onca muhteşem arabayı görünce. Hele Optimus Prime sahneye çıktığında adrenalin salgısı tavan yapıyor. Film boyunca da aksiyon hep en üst seviyede, bir an bile inişe geçmiyor. Robotlar dövüşürken pek seçilememesi, senaryonun zar zor dünyaya çekilmesi ve kurguda yer yer boşlukların olması gibi küçük küçük eksiklikler dışında çok hoş bir film bence.
Optimus, Megatron, Bumblebee, Barricade, Jazz, Starscream... Hepsi görülmeye değer, Autobotlarla Decepticonların savaşına beyaz perdede şahit olmak çok keyif vericiydi. Kesinlikle aksiyon severlerin ve Transformers hayranlarının kaçırmaması gereken bir film. Gidin, izleyin. Unutmadan, Transformers 2 de 2009'da bizlerle olacak.
Verdiğim Puan: 9/10
Devamını oku >>>
Pazar, Temmuz 15, 2007
|
Altuğ KOÇ
Etiketler: Sinema, Transformers
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Etiketler: Sinema, Transformers
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
İbrahim Tatlıses ve milletvekili adaylığı!
Ben 6 yaşımdan beri okuyorum. 5 sene ilkokul, 7 sene Anadolu Lisesi ve şu an da 4. senesine geçmiş olduğum Üniversite. Bölümüm: Uluslararası İlişkiler. Belki üniversite bittikten sonra da 2 sene yüksek lisans yapacağım. Okumak için hergün gidiş geliş 200KM yol tepiyoruz arkadaşlarımla trende. Bu 2 saatlik yolculuk demek ve 4 saat eder günde. Ne için? İleride düzgün bir işe sahip olabilmek, geçimimizi sağlayabilmek, çoluğumuza çocuğumuza iyi bir gelecek sağlayabilmek, vatana millete yararlı bir vatandaş olabilmek, belki devlet hizmetine girip içişlerinde, dışişlerinde çalışabilmek için! Ama bu iş hiç kolay değil deniyor bizlere okurken! Peki o zaman kolay olmayan bu iş nasıl bir türkücünün eline verilebiliyor ben bunu anlayamıyorum.
Başlık İbrahim Tatlıses olsa da sadece o değil, yaklaşan seçimler için birçok parti 'vitrin' gibi iğrenç bir kavram yaratarak medyadan, basından ünlü, popüler şahısları aday listelerine alarak halkın karşılarına çıktılar. Şimdi kardeşim bu insanlar milletin vekili olacaklar. Milletin vekili olmak bir hayli donanım gerektiriyor diye düşünüyorum. Geçmişini bilmeyen geleceğini yaratamaz derler, bu insanların tarih bilgisi var mıdır mesela? Siyasi Tarih okumuşlar mıdır? Uluslararası İlişkilerin niteliklerini biliyorlar mıdır? Dünya üzerindeki gelmiş geçmiş sistemleri ve yeni düzen hakkında bilgileri var mıdır? Haberleri var mıdır? Bir insan üç beş türkü patlattı, yüzbinlerce albüm sattı diye niye çat diye milletvekili adayı olabilmektedir, bu nasıl bir referanstır? Halktan bir referans mıdır? Albümü satılıyor, demek halk seviyor, e milletin vekili olabilir. YOK DAHA NELER! Diyelim ki milletvekili oldu, ne yapacak biri açıklasın. Nasıl yasa tasarıları sunacak, ne gibi öneriler getirecek, halka nasıl bir çözüm getirecek? Gergin anlarda Meclis içerisinde bir türkü çığırıp havayı mı yumuşatacak...
Belki aklınızdan şunlar geçer: "Bu insanlar halka mâl olmuş insanlar, halkla iletişimleri üst seviyede, halkın dilinden onlar en iyi anlayıp, onlar en iyi şekilde çözüm getirebilirler.". İyi de devlet hizmeti vermek için onlarca ter döken insana yazık değil mi? Elbet o düşündüklerinizi iyi bir kültüre sahip, eğitimli her insan yapabilir. Her neyse, bu muhabbete uzadıkça uzar. Dediğim gibi bu partilerin 'vitrin' yarışı siyasetin, politikanın, ülke yönetiminin, demokrasinin anlamını bitiren bir durumdan başka birşey değildir. Aynı zamanda milletvekilliği hırsına kapılıp vitrin olarak alının şahıslar isimlerinin popülerliği kullanıldıktan sonra kukla olmaktan öteye gidemeyeceklerinin farkında da değillerdir sanırım. Artık bu sefer hakikaten sonlandırıyorum yazıyı... Ama şu var ki İbrahim Tatlıses'in Genç Parti'den aday olması zaten asla oy vermeyeceğim bir partinin iyice antipatimi kazanmasını sağladı, bir takım şeyleri ince düşünmek gerekiyor...
Devamını oku >>>
Cumartesi, Temmuz 14, 2007
|
Altuğ KOÇ
Etiketler: Siyasi - Politik, Sorguladıklarım, Söyleyeceklerim Var, Toplumsal
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Etiketler: Siyasi - Politik, Sorguladıklarım, Söyleyeceklerim Var, Toplumsal
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Minibüs kullanmamaya çalışın, kârlı çıkın...
Geçenlerde Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan, iş için sicil raporu çıkartmak için gittiğimde, hazır akbil var iken banliyöyü kullanayım dedim. Bostancı'da oturuyorum ve Kadıköy'e gitmem 15 dakikayı geçmedi. Savcılıktan raporumu aldıktan sonra da minibüsle uğraşmak yerine otobüsle döneyim dedim, uzun bir süre savcılıkta zaman kaybetmeme rağmen otobüste akbili bastığımda ne göreyim: "Aktarma, ücretsiz.". Eh dedim kendi kendime bunca zamandır minibüsle gidip geldiğim günlere yazık olmuş.
İstanbul'daki ulaşım sisteminde minibüsten daha ilkel, daha zararlı, daha saçma birşey yok. Ama öyle bir ortam oluşmuş ki insanlar çoğu zaman eli mahkum bu araçları kullanıyor. İndi-bindi şu an 1,450 YTL gibi bir miktar sanırım. Hiç de küçümsenmeyecek olan bu ücrete rağmen üstüne üstlük sanki bedava halk hizmeti veriyormuş gibi, minibüs şoförleri takındıkları tavırla, kullandıkları üslup ile yolculara adeta mahkum muamelesi yapmakta, aynı zamanda yol boyunca yapabildikleri onlarca ustaca (!) manevralarla insanların hayatını tehlikeye atmaktadırlar. Sorumsuzca, fütursuzca, hunharca... Trafikten geç kalınır, onlarca çile çekilir minibüs yolculuğunda. Bizler de ne yazık ki en pratik çözüm olmasından ötürü bu araçlara muhtaç kalmaya devam ediyoruz. Ama ben kendimce aldığım karar ile çok geç saatlere kalmadığım müddetçe (belli bir saatten sonra minibüsün alternatifi yok zira) elimden geldiğince tren (banliyö) ve otobüs kullanacağım. Belki sizler de bunu bir düşünürsünüz... Toplu taşıma sistemimizin geliştirilmesi ve büyütülmesi dilekleriyle...
Devamını oku >>>
Cumartesi, Temmuz 14, 2007
|
Altuğ KOÇ
Etiketler: Söyleyeceklerim Var, Tecrübe Edindiklerim, Toplumsal
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Etiketler: Söyleyeceklerim Var, Tecrübe Edindiklerim, Toplumsal
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Staj
Demiştim çalışmaya başlıyorum diye. Başladım da. 09 Temmuz'da Maersk Line (Denizcilik) Satış Ofisinde staja başladım. Zaten geçen yaz da burada olduğum için stajdan ziyade çalışmak gibi bir durum söz konusu. Bu yüzden haftaiçleri 08.30 - 17.30 mesaide olduğumdan ötürü Internet'e pek zaman kalmıyor, burayla da çok ilgilenememiş oluyorum. Ama bir çaresini bulacağım, zaten 2 aylık bir staj, Eylül başı bitecek.
İş hayatı zor, yorucu ve hırpalayıcı. Ama güzel yanları da var. Yine de tavsiyeye ihtiyacı olanlar varsa, ellerinden geldikçe 'mutlu' olabilecekleri bir iş yönünde arayışta olsunlar. Tabii bunu demek kolay, insanların işsizlikten aç kaldığı bir memlekette mutlu bir iş, lükse giriyor farkındayım. Sadece bir söyleyeyim dedim.
Devamını oku >>>
Cumartesi, Temmuz 14, 2007
|
Altuğ KOÇ
Etiketler: İş Hayatı, Tecrübe Edindiklerim
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum
Etiketler: İş Hayatı, Tecrübe Edindiklerim
Permalink | E-Posta ile yolla! | RSS 0 yorum

